Doç. Dr. Ömer Akdağ

Doç. Dr. Ömer Akdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

14 ŞUBAT

A+A-

Dün 14 Şubat’tı....

Neymiş efendim 14 şubat sevgililer günüymüş.

İstanbul'da bir ara 3-5 bin "ibne" yürüyüş yapmıştı.

"Velev ki ibneyim" şeklinde döviz taşıyanlar vardı bu "ibneler" içinde.

Teşbihte hata olmasın ama bu "sevgililer günü" bana İstanbul'da yürüyüş yapan "ibneleri" hatırlatıyor.

Merak ettiğim bir husus var;

Niye 14 Şubat?

Mesela İngiltere 19. yüzyılda genel olarak Mayıs ayında banyo yaparlarmış. Tam bu tarihlerde evlilikler veya "sevgili" mevgili işleri başlarmış.

Mayıs ayında derken aylık banyo yapmaktan söz etmiyorum.

Yılın banyo ayı Mayıs ayı İngiltere veya Avrupa genelinde....

Bu sevgililer gününü icad eden her kimse ve kimlerse niye Şubat ayını seçmişler?

Hümanist, insancıl ve bilumum feministlerden cevap beklerim.

"İbneleri" hatırlatan bu "sevgililer günü" hakkında feministlerin nasıl düşündüğünü bilemem ama bildiğim bir şey var;

14 Şubat'ı ikiye katlayın ve fırlatın geriye doğru...

14 Şubat'ı ikiye katlayınca 28 şubat yapar....

28 Şubat'a "gerilik" yakışır.

14 Şubat'ta "aganiga naga niga" yapabilirler birlikte ve gerilerde.......

"YÜRÜTME"

Kadim lisanımızda üç kuvvet vardır.

1.Teşri

2.İcra

3.Muhakeme.

Teşri kavramını "yasama" olarak uydurdular.

İcra'yı "yürütme" yaptılar.

Muhakemeyi "yargı" yaptılar.

Mesela icra memurları hacze gittiklerinde "yürütme mi" yapmış oluyorlar?

"Yürütme" hırsızlık anlamına da gelir....

Lisanımızı mahveden kemalî anlayışı bir kere daha lanetliyorum.

TEMADİYET...

Millet olarak muhtaç olduğumuz temel husus temadiyettir. Yani süreklilik....

Tanzimat'tan sonra başlayan "devrimcilik" belası her tarafımızı sardı.

Dizgini eline geçiren deviriyor.

Tanzimattan sonra çuval çuval devrim yapıldı.

Siyasilerimiz önemli bir laf veya icraat yapacakları zaman "devrim yaptık" diyorlar.

SAnki "devirmek" çok güzel bir şeymiş gibi.....

DEVİREREK AYAKTA KALINMAZ. KÖKLERİ SAĞLAM TUTARSANIZ AYAKTA KALIRSINIZ.

Devirenleri bilmem ama devrilenler ya sarhoştur ya da köksüzdür.

İnsanı pişiren yıllar değil olaylardır ama olaylar da yılların içindedir.

Diyar-ı gurbet insanı pişirir.

İnsan olmanın temeli şudur ki, bastığın yerin bir güne seni "yer" olabileceğini düşünmektir...

Eğer duyabilirseniz herkesin ve her şeyin size söylediği bir şeyler vardır.

Celal Bayar'ın kızı "Babam tangoyu çok severdi" demiş...

Şaşırmadım..

Sosyal aktivite olarak o dönemin "kuşağı" genelde böyledir.

Hat sanatını sevecek değiller ya...

Mütebessim olmayı şiar edinmiş bir kültüre mensup olmakla müftehirim.

Zira sevgili peygamberim tebessüm etmek sadakadır buyuruyor.

Lozan görüşmelerinde Suriye'nin sınırlarımız içine alınması teklifini yapan Lord Curzon'a "istemeyiz Araplardan bıktık" diyen İsmet Paşa ve çevresi tâ 1920'lerin başında bölünmeyi göze almışlardı.

İslam kardeşliğini reddeden batının oyuncağı olmayı kabul eden bir anlayışla Suriye'nin günümüzdeki serencamı izah edilebilir.

Veya izahlardan birisini teşkil edebilir.

Günümüzde bazı milletvekilleri sırtını PYD'ye dayadığını söylüyor.

1920'lerde de bazıları sırtını Batıya dayamaktaydılar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT