1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. 17 ARALIK’IN ANLATTIKLARI
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

17 ARALIK’IN ANLATTIKLARI

A+A-

17 Aralık 2013 günü Türkiye’yi sarsan bir operasyon  oldu.  Bu operasyonu aylarca hükümet,  muhalefet,  medya tartıştı. Halen tartışılmaya devam  ediliyor.  Hükümet darbe girişimi  derken,  muhalefet   yolsuzluk  dedi.  Bu operasyonun 2 yüzü var:

Birincisi; derin devlet  denilen  çok  tehlikeli bir  olgu  ortaya  çıktı.  Bu  operasyonda  hedef  hükümeti  yıkmaktır. 7  Şubat  MİT  krizi ve Gezi  Parkında  yapamadıklarını  burada  yapmaya  çalıştılar. Ülkeyi  büyüten,  güçlendiren ve   istikrara   kavuşturan  bir   hükümete  yolsuzluk  kılıfında Demoklesin kılıcını gösterdiler. Türkiye’nin  Muhtarı   bu   darbe   girişimine   dik  durmayıp  ve   oyuna  gelip  o  dört  bakanı  hemen  o  gün  görevden  almış  olsaydı,  25  aralık  operasyonunda  Bilal  Erdoğan    alınıp  şunu  diyeceklerdi:  Sen,  bakanın  çocukları   yolsuzluk  yaptı diye hemen  görevden  aldın.  Şimdi  senin  oğlun da   bu  işe bulaşmış sende   istifa  et. Şeytanın  aklına  gelmez.  Allah  korusun  böyle  bir  durum  gerçekleşmiş   olsaydı, AK  Parti  dağılmış  olurdu.  Türkiye 90’lara  dönerdi.  Ustanın  dik  duruşuyla  bu   yapının üzerine gidildi . Gidildikçe  hayret  kaldığımız  bir  çok  şey  ortaya  çıktı. Bu  yapının   dış  güçler  için  3.köprü, 3.Havalimanı  ve  Kanal  İstanbul  projelerini yürüten  müteahhitlerini  25  aralık  operasyonunda  tutuklayıp  şunu  gerçekleştirmek  istediler:  Müteahhitler  içeri  alınıp   o  projeler  nihai   hedefine  ulaşmasın  ve  o müteahhitlere   bağlı çalışan binlerce   taşeron  iflas  etsin  hedefi  taşıyordu. Bu  Paralel  Yapının  üzerine  gidildikçe  tele  kulak  skandalları  ortaya  çıktı. İlk  başta  7  bin  kişi  dinlendiği  ortaya  çıktı;  Ve  sonra   öyle  bir  sayıya  ulaştılar  ki   Tam  bir  milyondan  fazla  kişi  dinlenmiş. Yani  bu  Türkiye’nin  yetmişte  biri  ve  ülkemizdeki  bir  çok  şehrin  nüfusundan  fazla. Sonra  Başbakanı,  bakanları  dinledikleri  ortaya  çıktı.  Ses  kayıtlarını  tape   haline  getirip  dış  güçlere   servis  ettikleri    ortaya  çıktı. Devletin  sırlarını  dış  güçlere  ifşa  etmeleri.  Paralel  yapı   emin  olun  Mossad,  CIA,  BND gibi  istihbarat   servisleriyle   ilişki  içerisindedirler. Bu  yapının  daha  bir   çok  vukuatı  ortaya  çıktı  ama    bunları  yazsak  bitmez.  Ama  ne  oldu  Allah’ın  yardımıyla   onlar operasyon kılıfıyla  ülkemize  ameliyat  yapacaklardı,  olmadı.  Şimdi  Paralel  Yapıya  operasyonlar  oluyor.  Devran  tersine  döndü.  

Bu  operasyonun  ikinci  yüzü  de   yolsuzluk  gerçeği.  Eğer  o  günlerde  böyle  bir  yazı       yazmış  olsaydım,  darbeye  destek  vermiş  olurdum.  Allaha  hamdolsun   tehlike  geçti.       Bakın  Türkiye’nin  Muhtarına  denilen  yolsuzluk  iddiaları  büyük    bir  iftiradır.  Ustanın    en  hassas  olduğu   nokta ve mücadelesi  yolsuzluğu bitirmektir. Geçmişte  partisinden  bu  yolsuzluğa bulaşmış  olanlar  çıktı.  Gözünün  yaşına  bakmadan  tasfiye  etti. Bakın  o  dört  bakanı  da   ilk  kabine  değişikliğiyle  bakanlıktan tasfiye  etti. Emin  olun  Vicdani  Diplomat   onları  2015  seçimlerinde  aday  göstermeyecek.

Yolsuzluk  gerçeğine  dönersek  o  dört   bakan  hakkında  söylenenler  o  kadar   yalan           diyebileceğimiz   şeyler  değil.  Çünkü  bu  işi   yaptıkları  belgelere  döküldü.  Reza  zarrab   denilen  herifin  de  o  kadar  masum  olduğu  söylenemez.

Ama  AK  Partinin  de   hakkını  vermeden  geçmeyelim:  Duble  yollar,  hızlı  trenler, hastaneler,  köprüler, havaalanları, çılgın  projeler,  3.Havalimanı, Kanal İstanbul    ve  daha  sayamadığım  bir  çok  hizmeti  yapan  parti  ve  hükümetlerin  yolsuzluk  yapması mümkün mü?  Doksanlarda  olan  bazı  hükümetlerin  banka  batırma  ve  yolsuzluk  yapma  oranı  elbette   AK  Parti  ile  mukayese  edilemez.  Mukayese  edilirse  bu  AK  Partiye  hakarettir.Yolsuzluk  gerçeğine  döndüğümüz  zaman,  bir  örnek  vereyim:  İsmi  lazım  değil  bir         bakanın  koluna  taktığı  saat  bedeli  tam  500  bin  lira. Ülke  ne  kadar  gelişirse  gelişsin  bu  ülkede   halen  fakir,  işsiz,  gariban   ve   borçlu            insanlarla  doludur.  Ülkemizi  geçin  dünyanın  başka  yerlerinde   insanların   açlıktan             öldüğü  bir  zamanda sen o ucube  saati takamazsın. Bu  olayı  televizyon  programında  sunucu  kendi  aklınca  şöyle  savunuyor: Kendi  kazandığı  parayla  almış  olamaz mı diye  bir cevap  verdi.  Kendi  cevabım  tarihte    gerçekleşmiş  bir  olayla  olacaktır:

Muaviye  (ra)  Şam’da  kendisine   çok  lüks  bir  saray  yaptırır.  Bunu  gören   Ebu  Zer (ra)   Muaviye  (ra)’ın  huzuruna  çıkıp  şunu  der: Ey Muaviye bu sarayı halkın  parasıyla  yaptıysan  bu  haramdır. Kendi paranla yaptıysan bu da israftır. Sahabe  efendimizin  sözü  üzerine  başka  söze  gerek var mı?

Yazının başlığı 17 ARALIK’IN ANLATTIKLARI şeklinde lakin yukarıda yazılanların hiçbiri 17  Aralığın bize  anlattığı  şeyler  değildir.   Vicdani Diplomatın dediği  gibi  17  Aralık  Hz. Mevlana’nın  rabbine   kavuşması  günüdür.  Şebi  Arustur. 17 Aralık bize  bunu  ifade  ediyor. Bizim içinde   17  Aralık  budur.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT