1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Abdülhamid'i oynarken beni öldüreceklerdi
Abdülhamid'i oynarken beni öldüreceklerdi

Abdülhamid'i oynarken beni öldüreceklerdi

Usta gazeteci yazar Üstün İnanç eski hatıralarını, tiyatroyu, Necip Fazıl'ı Yeşilçam'ı, arkadaşı Ayşe Şasa'yı anlattı. 79 yaşındaki İnanç, Necip Fazıl'ın Abdülhamid oyunu için turneye gittikleri Nevşehir'de silahlı saldırdan son anda kurtulduğunu söylüyor

A+A-

Üstün İnanç, kültür hayatımızın yaşayan bir çınarı. 1937 İstanbul doğumlu İnanç, Babıâli'de Sabah, Bugün, Son Havadis, Tercüman, Zaman ve Yeni İstanbul gazetelerinde çalıştı. İlk yazıları Yelken, Durum, Sanatkar ve Büyük Doğu dergilerinde yayınlandı. Yetinmeyip roman yazdı, mütedeyyin kesimlerin sesi oldu, tiyatro sahnesine çıkıp oyunculuk yaptı, kendi yazdığı senaryoları oyunlaştırdı. Sadece yaptıklarını yazmaya sayfalar yetmeyecek Üstün İnanç ile bir araya gelip eski hatıralarını, dostluklarını, tiyatroyu, Necip Fazıl'ı Yeşilçam'ı, arkadaşı Ayşe Şasa'yı konuştuk. Necip Fazıl'ın Abdülhamid Han oyunuyla tiyatroya atılan İnanç, dönemin siyasi konjonktürü içinde baskıya maruz kaldıklarını hatta Nevşehir'de aynı oyunun temsili sırasında bir izleyici tarafından kendisine silah doğrultulduğunu söylüyor.

Gazetelerde hangi birimlerde çalıştınız?

Dış haberler hariç bütün birimlerde çalıştım. İlk defa bizim mahallenin sesi olarak kümelendiğimiz bir gazete vardı: Babıali'de Sabah. Gazetecilik ciddi bir iştir. Denge meselesinde çok kritik bir noktadasınızdır. Zaman gazetesinin kurucu genel müdürüydüm. Gazete gibi gazeteydi o zamanlar.

Neden gazeteciliğe devam etmediniz?

İnsanların yaradılış farkları vardır, ben hassas bir insanım. Kırılıyorsunuz. Davranış bozukluğu olduğu zaman kalemi attım. Mesleği bıraktım.

KÜLTÜR YOZLAŞMASI

Tiyatroya nasıl atıldınız?

Halam Şehir Tiyatrosu'nda muhasebe servisi müdürüydü. Ben 8-9 yaşlarındayken beni alır tiyatroya götürürdü. Binanın içinde patır patır koşardım. Muhsin Ertuğrul bana, "Aman burası mabeddir, mabedde böyle koşulmaz, gürültü yapılmaz" derdi. Tiyatro hastalığını oradan kaptım galiba.

Sahneye ilk hangi oyunla çıktınız?

İlk Necip Fazıl'ın Abdülhamid Han oyunuyla çıktım. 519 temsil yaptık. 1967'de turneye çıktık, 1969'da döndük. Yaklaşık üç sene İstanbul'a gelmedim. İsabetler getirdi, bizi bir yere koydu. Ondan sonra yazmaya başladım. Ama maalesef tiyatronun kalleşliği budur. Unutulursunuz.

Necip Fazıl'ın yazdığı Abdülhamit'i birçok kez Türkiye'nin birçok yerinde sahnelemişsiniz. O günleri anlatır mısınız?

O dönemin devlet anlayışı bizimle savaşıyordu. 'Sen kimsin de Abdülhamid oyunu oynuyorsun' diye. Böyle bir kültür yozlaşması vardı. Üstadım da o eseri bu kültür yozlaşması düzelsin diye yazmıştı.

YARI AÇ YARI TOKTUK

Başka neler hatırlıyorsunuz o günlerden?

Size bir anekdot anlatayım: İstanbul'da çok meşhur özel bir tiyatro vardı. Bunun çok meşhur bir de sahibi vardı. Kim olduğunu söylemeyeceğim. Bu kişi işini gücünü bırakmış trajedi yazarı Güngör Dilmen'e Abdülhamid'i kötüleyen bir oyun yazdırmıştı. Kendisi zaten paşazadeydi, varlıklıydı. İstiklal Caddesi'nin başındaki iki büyük sinemadan biri olan Dünya Sineması'nı da gala için kiralamıştı. Selimiye Kışlası'ndan da bir tabuır kostümlü asker getirmişti. Çok büyük bir gala yaptı. Biz Anadolu'da yarı aç yarı tok geziyoruz. 15 gün oynadılar. 15 gün içinde battı. Şu an alzheimer hastası. Allah veriyor cezasını, insanlar farkında değil.

O günleri anlamak için soruyorum nasıl baskılarla karşılaşıyordunuz?

Ankara'da tiyatro oynarken baskın düzenlediler mesela. Ondan evvel de Kütahya'da emniyet müdürü basmıştı. Oyunu oynamamıza izin vermediler. Bir keresinde beni öldüreceklerdi. Nevşehir'de... Abdülhamid'in dua sahnesini canlandırıyordum. Beni indirmek isteyen biri salona giriyor. Ortam karanlık silah kullanmaya müsait. Salonda kolonların birinin arkasına gizlenmiş. Tam horozu kaldırıyor tık sesini duyan bir başka izleyici ondan evvel davranıp silahı elinden alıyor. Bunları anlatmayı sevmem, ağırıma gidiyor.

Ayşe Şasa'yla aynı senaryo grubundaydık

Ayşe Şasa'yla nasıl tanıştınız?

Erdoğan Tokatlı, Son Kuşlar filminin ekibine aldı beni. Hocamdır Erdoğan Tokatlı. Ayşe Şasa da ağabeyiyle evliydi bir vakitler. Ayşe'yle senaryo grubunda tanıştım. Ufak ufak tartışırdık. Çünkü fikir mermisi derisine işleyen biriydi Ayşe.

Ne üzerine tartışırdınız en çok?

Fikirler üzerine... Ben Büyük Doğu'cuydum. O da Kemal Tahir'in talebelerindendi. Sorgulamayı severdi. Son kuşağıydı Yelişçam'ın. Telefonlaşırdık. Birbirimizi ziyaret ederdik. Fikir olarak birbirimizden çok yararlandık.

Reis Bey yıllar sonra ilk kez sahnelenecek

necip-fazil.jpg

Necip Fazıl'la nasıl bir bağınız vardı? Necip Fazıl'la ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?

Necip Fazıl üç ay bizim evimizde kaldı. Çok çalışırdı. Bazı geceler kalkardım, o çalışma masasında çalışıyor olurdu. Şöyle bir olay anlatayım size: Muhsin Ertuğrul, Necip Fazıl'ı çok severdi. Onu Muhsin Ertuğrul yapan 'Bir Adam Yaratmak'tır. Necip Fazıl hapisteyken Muhsin Ertuğrul ziyaretine gidiyor. Üstada "Sen bir oyun yaz ben sahneye koyayım" diyor. Üstad Reis Bey'i yazıyor. O dönemin tiyatrocuları isyan ediyorlar 'Süper Mürşid'in oyunu burada oynanamaz diye. Nitekim de Reis Bey Darülbedayi'de sahnelenemiyor. Sonra Necip Fazıl bana oyunu almamı söyledi. Ben de alıp kendisine getirdim. Şimdi Reis Bey, Şükrü Türen tarafından yıllar sonra Şehir Tiyatroları'nda sahneye konulacak.

YENİ ŞAFAK

HABERE YORUM KAT