1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Önder Kutlu

  3. AK Parti’nin ‘başkanlık’ teklifi
Prof. Dr. Önder Kutlu

Prof. Dr. Önder Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti’nin ‘başkanlık’ teklifi

A+A-

MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin ‘Uygulama ile Anayasa farklı olmasın, getirin Anayasa teklifinizi görüşelim’ çıkışının akabinde Ak Parti tarafından hazırlanan ve kamuoyuna duyurulan Başkanlık teklifi aslında Sayın Bahçeli’nin çağırısını karşılar nitelikte. Ak Parti’den hâlihazırdaki uygulamalardan ve Anayasa’daki hükümlerinden farklı bir teklif gelmedi.

Kamuoyuna duyurulduğu kadarıyla iki konuda farklılık var: Başkan Yardımcılığı ve Yedek Milletvekilliği. Bunun dışında göze çarpan bir farklılığı fark edemedim. Başlıklar itibariyle teklif şunlardan ibaret: 550 Milletvekili, Bütçe onayı, Veto yetkisi, 40 Yaş, Adaylık, Seçim takvimi ve süreci, Başkan yardımcısı, Yedek milletvekilliği, Yemin, Başkomutan, Yürütmenin başı, Başkanlık kararnamesi, AYM’ne başvuru.

Ayrıca, TBMM’ni fesih yetkisinin kaldırılması halen Cumhurbaşkanı tarafından kullanılan yetkinin kısıtlanması anlamına geliyor.

Başkan yardımcılığı kadrosunun ihdas edilmesi önemli mi? Aslında o kadar önemli bir durum değil, zira zaten fiilen cumhurbaşkanı yardımcılığı görevi belli durumlarda Başbakan belli durumlarda TBMM başkanı, hatta belli durumlarda Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından kullanılıyor. O nedenle yeni bir yetki, sisteme yeni bir girdi anlamına gelmiyor. Çalışma alanı ve yetkileri sonuçta Cumhurbaşkanının müsaade ettiği kadar olacak.

Öte yandan, yedek milletvekilliğini de önemseyenlerdenim. Aynı durum, yani seçilmiş görevlilerinin yedeğinin bulunması uygulaması belediye meclis üyeliklerinde ve il genel meclisi üyeliklerinde var. Bir şekilde meclis üyeliği boşaldığı durumlarda yedeği, boşalan koltuğu dolduruyor. Ülke araseçim sıkıntısı yaşamak zorunda kalmıyor.

Yedek milletvekilliği konusunda şahsen en fazla önemsediğim konu, bütün bir milletin, milletvekillerinin vazgeçilemez oldukları iddiasına mahkûm edilmek zorunda kalmayacak olmasıdır.

Açıklayayım…

Farz edin ki TBMM’de 50 milletvekili Fetö yapılanması üyesi. Bunlara, bugün itibariyle işlem yapmak neredeyse imkânsız. 50 milletvekilinin vekilliği düşürüldüğünde hükümet düşebilir.

Ülke yeni bir seçimi kaldırabilecek durumda değil. İçeride ve dışarıda bu kadar operasyon yürütülürken hiçbir başbakan, hiçbir parti seçim istiyorum diyemez. Seçime götürebilecek bir yolu açamaz. O nedenle, yedek milletvekilliği sisteme nefes alma, daha sağlıklı karar verme imkânı sağlayabilir.

Konu yanlış mecralara sürüklenme potansiyeline sahip. O nedenle Cumhurbaşkanımızın en fazla önem verdiği meselelerin başında geliyor, yedek milletvekilliği mevzuu. Yedek milletvekili olursa, TBMM ve partiler belli milletvekillerinin şantajına boyun eğmek zorunda kalmayabilirler.

Bunlarla beraber, önemsenmesi gereken ve sadece birkaç kelime değişikliği anlamına gelmeyen, ‘Cumhurbaşkanı yürütmenin başı’ olacak ifadesi aslında Anayasada bugün de var.

Lakin, yeni dönemde bir başbakan olmayacak, ayrı bir hükümet kurulmayacak. Hükümet Başkan tarafından ve onun başkanlığında teşkil edilecek. Kısacası, cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık görev, yetki ve sorumlulukları birleşecek.

Doğrusu, olmasını beklediğim bir başka değişiklik Başkan’ın ‘partili’ olup, olmayacağı konusu idi. O konuda bir açıklama yok. Aslında, Başkan pekâlâ ‘partili’ olabilir, olmalıdır.

Çünkü parti ile Başkan’ın arası açılırsa, fiiliyatta farklı, uygulamada farklı bir durum ortaya çıkar.

Bütün bu teklifler aslında Ak Parti’nin Başkan’a ‘fazla’ güç talep etmediklerini gösteriyor. Tek farklılık başbakanı Cumhurbaşkanı yardımcısı haline getirmek olacaktır.

Davutoğlu hocamızın Başbakanlıktan ayrılma nedenini sorunlara dost toplantılarında söylediğim bir sözü nakledeyim: O Başbakan olmak istedi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı değil.

Anayasa değişikliği gerçekleşirse Sayın Binali Yıldırım Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmaya itiraz etmez. O nedenle, uygulama ve Anayasa arasındaki farklılık ve çelişki bu anayasa değişikliği ile giderilebilir.

Bütün bu değişikliklere Sayın Bahçeli’nin itiraz etmeyeceğini düşünüyorum.

Ben olsaydım, Fransa örneğinde olduğu gibi Cumhurbaşkanına TBMM’yi feshetme ve doğrudan kanun teklif etme yetkisi de dâhil başkaca yetki ve sorumluluklar da verilmesini talep ederdim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT