1. YAZARLAR

  2. Ahmet Atıf Doğan

  3. BAŞKAN SEÇİLMİŞ KRAL DEĞİLDİR
Ahmet Atıf Doğan

Ahmet Atıf Doğan

Analist
Yazarın Tüm Yazıları >

BAŞKAN SEÇİLMİŞ KRAL DEĞİLDİR

A+A-

Aslında başlıkta kullandığım bu ifade Amerikan yapımı Akıl Yolu isimli filmden alıntıdır.

Alex Keshishian'ın yönettiği filmde Brendan Fraser,  Patrick Dempsey,  Joe Pesci,  Moira Kelly,  Josh Hamilton gibi birbirinden değerli oyuncular rol alıyor. 

Filmin senaryosu William Mastrosimone imzasını taşıyor. 

Paula Weinstein,  Amy Robinson'un yapımcılığını üstlendiği film 1994 yılında gösterime girmiş.

Filmde Horward Üniversitesi'nde okuyan bir grup öğrencinin yıllarca Aspes yüzünden Mezotelyoma hastalığına yakalanmış bir evsiz vatandaşla yaşamış oldukları ilginç öyküyü konu alıyor.

Monty (Brendan Fraser) Horward'da son sınıf öğrencisi, bitirme tezinin son kısmında bilgisayarı bozulur. Elinde tek kopya olduğu için tezini fotokopiyle çoğaltmak için dışarı çıkar. Mazgaldan geçerken ayağı takılır ve tezi kütüphane binasının alt katına düşer. Tezini almak için aşağı inen Monty orada yaşayan evsiz Simon(Joe Pesci) ile karşılaşır.

Tezi okuyan Simon, Monty'nin yazdıklarının saçmalık olduğunu düşünür ve Monty ile bir anlaşma yapar. Kendisine kalacak bir yer ve yemek verecek olan Monty'ye her gün bunun karşılığında tezinden bir sayfa verecektir.

Mezotelyoma hastası Simon ile Monty bu arada kaynaşırlar, Monty Simon'u evine alır ve beraber yaşamaya başlarlar.

Bu arada bir gün Monty Simon'u derse götürür.

Ders anlatan profesör ise öğrencilere, başkanın seçilmiş kral olup olmadığını sormuş, buna yanıt aramaktadır.

Kimseden doğru bir yanıt gelmez, bu arada Profesör'ün Simon dikkatini çeker, Simon'u aşağılar.

Simon'a 50 dolar verir ve "senin istediğin bu değil mi?" diye sorar.

Simon olaylara aldırmaz sınıftan çıkmak için yürümeye başlar, o arada profesör tekrar Simon'a da aynı soruyu sorar...

Simon'da gayet zeki bir üslupla başkanın kral olmadığını, hatta 90 gün senatoya sormadan savaş çıkarma yetkisinin bile başkanı, kral yapmadığını anlatır.

Ve elbette çıkar gider.

Tabi Simon'dan çok etkilenen Monty artık o tezden vazgeçmiş yeni bir tez hazırlamıştır.

Özgün bir tez…

 

İnanın filmin tamamı adeta seyirciye bu ana fikir verilmek için yapılmıştı, demokrasi bir süreçtir, atalarımız büyük mücadeleler sonrası kazanmıştır, başkanlık krallık değildir, başkan seçilmiş kral değildir ve başkan hesap verir.

Türkiye Başkanlığa geçmelidir.

Sistem öyle ya da böyle olabilir, parlamento öyle ya da böyle dizayn edilebilir ama Türkiye'nin büyümesi için buna mecburuz, başkanlık sistemine geçmeliyiz.

Zaten Başkanlık sistemi ile Türkiye parlamenter sistemden vazgeçiyor.

Sistem oldukça basit, yine biz milletvekillerini seçeceğiz ve milletvekilleri yasama işlerini yürütecekler.

Ama yürütme yasamadan tamamen ayrılacak. Bir parti genel başkanı da hem seçime girip mecliste sandalye elde edecek hem de bütün bu faaliyetin dışında başkanlık seçimine girerek başkan olacak ve ülkeyi yönetecek.

Yürütme üyeleri, yani bakanlar kurulu başkan tarafından atanacak ve tamamen meclis dışından belirlenecek. Güvenoyu yok, halk istedi mi göreve başlıyorlar ve anayasanın belirlediği sürede görev yapıyorlar.

Birinci seçimde yüzde elli çoğunluk bulunamazsa en fazla oyu alan iki partinin adayı ikinci tura gidiyorlar ve ikinci turda yüzde ellinin üzerinde oy alan başkan oluyor.

Başkan ve bakanları Yüce Divan yargılayacak ve daha özgür bir alan elde ettikleri için de rahat hizmet edebilecekler.

Sistem bu kadar basit, anlamamanın imkânı yok. Bu sistemle ülkede çift başlılıkta bitmiş oluyor.

Hani derler ya; eğri oturup doğru konuşalım... Varsayalım rejim değişikliği, milletin yararına olmayan bir rejimden vazgeçip milletin yararına olan bir rejime geçemez miyiz? Bizi ne bağlıyor?

Monarşiyi bırakan ve Cumhuriyete geçen de bu millet değil miydi?

Ayrıca parlamenter sistem, ya da daha doğru ifade ile kabine sistemini Atatürk getirmedi. Bu sistem Osmanlı döneminde geldi. Ama monarşi devam ediyordu. Bugünkü İngiltere ile aynı sistem gelmişti. Bu milletin oluşturduğu orijinal bir sistem değil ki mevcut sistem, bu ülkeyi geleceğe taşıyamıyor.

Başkanlık getirilirken monarşiye dönmüş olmuyoruz, yine egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacak.

Başkanı zaten biz seçeceğiz. Bırakalım adam gibi 5 yıl yönetsin, beğenmezsek göndeririz, eğer beğenirsek bir 5 yıl daha mührü veririz ve ülkeyi 5 yıl daha yönetir.

Zaten ondan sonra gitmek zorunda… Sistem en fazla iki defa bir kişinin seçilmesini öngörüyor, daha fazla seçilemez ki? Nasıl diktatör olacak?

Herkes ne diyecekse seçim döneminde diyecek ve meclisin yaptığı yasalar çerçevesinde başkan ve kabinesi de ülkeyi yönetecek…

Şu değişimden korkmak ne kadar zavallıca bir şey, korkmayın kardeşim değişmekten.

Gerek yok, millet bir kişiyi seçsin, o da kendisine yasaların verdiği yetki çerçevesinde ülkeyi adam gibi yönetsin. Ülke saçma sapan muhalif kavgalarla zaman kaybedip durmasın, geleceğe baksın, gelişsin, dünyaya barış sunsun, büyük ve etkili devlet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT