Doç. Dr. Ömer Akdağ

Doç. Dr. Ömer Akdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Mayıs

A+A-

"Bir Mayısçılar niye Taksim'de inat ediyorlar?" diye bir soru sormuş ve Taksim'deki heykele dikkat çekmiştim.

Taksim'deki "anıt" olarak ifade edilen 1928'de inşa edilen anıtta bulunan kişilerden ikisi Rus'tur.

Bu hatırlatmayı yapınca "O zaman kimin bayramı?" şeklinde bir soruyla muhatap oldum.

Bir Mayıs olarak ifade edilen bayram kimin bayramı olduğunu bilemem.

Ama benim bayramım değil.

İşçi bayramı olduğunu söylüyorlar.

Nasıl işçi bayramıysa; eline sopayı olan meydana fırlıyor.

Doğdum doğalı Bir Mayıs denen günde kavgasız geçtiğini hiç şahit olmadım.

1970'lerde 20-30 kişi hayatını kaybetti bu “bir mayıs” denen günde.

Nerede gürültü, patırtı ve silah sesi duyarsanız biliniz ki, "bir mayıs" tır.

En son (1 Mayıs 2016) "bir mayıs" gününde "doktor" olduğunu söyleyenler "halkın doktoruyuz" şeklinde pankart açmışlar.

Ne demek oluyor bu?

Başkaları neyin doktoru oluyor, acaba?

"Bir mayıs'ı" kutlayan bu doktorlar "işçi mi" oluyor?

O kadar çok seviyorsanız işçileri bedava muayene yaparsınız, biz de görürüz.

14 Mart sağlıkçılar günü değil mi?

Bir de parmak kadar çocuğa orak-çekiçli libas giydirmişler, eline bir broşür vermişler.

Bu çocuğun beynini mi yıkıyorsunuz, Marksizm ile Leninizm ile?

Bir sene olmadı, merhum savcımız Mehmet Selim Kiraz'ı şehit eden dhkp-c örgütü aynı amblemi (orak-çekiç) taşımıyor muydu?

Bu çocuğa hangi akılla orak-çekiçli elbise giydiriyorsunuz?

PKK'nın reklamını mı yapıyorsunuz?

Nedir bu bir mayıs?

Bilen var mı?

Binlerce polisimizi meşgul ediyorsunuz.

“Yeter be” demek geliyor içimden ama frenliyorum kendimi.

Bu memlekette hürriyet var.

Başkasına zarar vermemek kaydıyla (dünyadaki standart böyle), insanlar her türlü davranış sergileyebilir.

Bizdeki “zarar verse” bile davranış hürriyeti yine vardır.

BİZİM BEKLENTİMİZ ZARAR VERMESİNLER, NE HALLERİ VARSA GÖRSÜNLER.

KOLTUK

Gazetenin birisi (hürriyet) manşet atmış; "Kahraman'ın laiklikle ilgili sözlerine tepki yağıyor: koltuğu bırak".

Gazeteye göre millet tepki gösteriyormuş, milletin tepkisi de "koltuğu bırak" mış....

Yine öksürmek geldi içimden.

Boğazıma kılçık geldi yine "koltuk" deyince...

"Koltuğu bırak" diyene bak.....

Herhalde bir siyasi partinin başkanı zannediyor herkesi bu gazete.....

Ancak ve ancak "kasetle" gidecek zannediyor herkesi....

Ayrıca "millet" derken bu gazete kimi kast ediyor ciddi merak konusu...

Zira biz biliyoruz ki, Sultan Abdülhamid’i hal' etmek için görevlendirilen şeref mahrumu olanlar da aynı lafı etmişlerdi.

1876'da Sultan Abdülaziz’e darbe yapanlar da aynı palavrayı seslendirmişlerdi.

1908'de Balkan dağlarında eşkıyalık yapan ittihatçılar da "millet" diyordu.

Tek partili dönemde yapılanlar da güya "millet" adınaydı. 1950 seçimleri öncesinde 27 sene Türk milletinin ensesinde boza pişirenlerden birisi şöyle diyordu; "Haso ve memolar mı ülkeyi idare edecek?"...

Evet, senin ve senin gibi millete tepeden bakanlar bilmelidir ki,

“Haso” dedikleriniz Hasan'dır. Hasan adı Türklerde yaygındır ve sevgili peygamberimize sevginin nişanesidir.

"Memo" dediğinize gelince; Mehmet'dir bu güzel isim ve sevgili peygamberimizin yüce adının (Muhammed) biz Türkler tarafından okunuş şeklidir.

TÜRK MİLLETİ SADECE MÜSLÜMAN DEĞİLDİR, AYNI ZAMANDA İSLAM DÜNYASININ LİDERİYDİ VE YİNE ÖYLE OLACAKTIR.

Koltuklar sizin olsun.

Koltuk değneklerinizle birlikte.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT