1. HABERLER

  2. MEDYA MAGAZİN

  3. Bu programlar kaldırılsın!
Bu programlar kaldırılsın!

Bu programlar kaldırılsın!

Son yıllarda, toplumun adeta beyni ile alay edercesine, gelenek ve görenekten uzak kadın programları ile kadınlar yönlendirilmeye çalışılıyor. Kadınların yönlendirilmesi ile tüm aile yönlendirilmesi gerekiyor.

A+A-

Türkiye’de özellikle televizyon ekranlarında görülen kültürel yozlaşmanın bir türlü önüne geçilemiyor. Her yıl eleştirilen ve kızılan programlar, ısıtıp ısıtıp milletin önüne konuluyor. Kadınların televizyon başında vakit geçireceği saatler özenle seçilerek, kültürsüz programlar ile mesajlar hap gibi veriliyor.  Necmeddin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barbaros Yalçın konu ile ilgili Yeni Haber’e açıklamalarda bulundu. Televizyonun insan psikolojisi üzerinde çok hızlı bir şekilde etki ettiğini belirten Yalçın, “Bunun en büyük nedeni kitap okuma oranının azlığından kaynaklanıyor. Zamanı değerlendirme açısından da televizyonun daha fazla kullanılması ve son zamanlarda sosyal medyanın da çok fazla kullanılması sosyal faaliyetleri bulma oranlarının azlığından kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

7-1-1-024.jpg

ARTIK NORMALMİŞ GİBİ GÖRÜNÜYOR

Başlangıçta yanlış olarak görülen olayları farkına varmadan normalmiş gibi görülmeye başlandığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Barbaros Yalçın, “Bunu bir algı operasyonu gibi düşünebiliriz. En çok rahatsız eden gündüz saatlerinde yayınlanan kadın programları olarak görülüyor.  Hanımlar vakit geçirmek için onları izlerken farkında varmadan oradaki konuşma seviyesini kendi seviyesiyle eşitlenmeye başlıyor. Oradaki gördüklerimiz ve işittiklerimiz bizim kendi kelime haznemizi oluşturmaya başlıyor. Kitap okuma oranımızda az olduğu için kelime haznemiz gördüklerimiz ve işittiklerimizle doluyor” diye konuştu.

PROGRAMLAR SIKI DENETİMDEN GEÇMELİ

Kadın programlarının çok sıkı denetimden geçmesi gerektiğinin altını çizen Yalçın, “Akşam kuşağında da çocukların izleyeceği saatlerde haber ve programların o saatler dışına kaydırılması gerekiyor. Biz 250 kelime ile günlük hayatımızı geçiriyoruz. Bunun artmıyor olması bizim o kelimelerin içerisine sıkışıp kalmamıza sebep oluyor. Otomatikman televizyonlar bizi buna sınırlandırıyor. Oradaki gördüklerimizin dizilerde anlatılanların bize normalmiş gibi algılanmasına neden oluyor” şeklinde konuştu.

PROGRAMLARDA KALİTE ARTIRILMALI

İnsanların bu tip programlarda yaşamsal sorunları ve bunlarla ilgili çözüm yollarını ayrıca yeni bir pembe dünyayı görmeye başladıklarını belirten Yalçın, “Televizyonlarda programların kalitesi izleyicinin sosyo kültürel anlamda kalitesine de önemli derecede etki ediyor. Medya kurumlarının burada programlardaki kaliteyi artırması gerekiyor.  Bu alanda çalışan toplum bilimcilerden destek alınarak yapılması, onların görüşleri doğrultusunda toplumun yanılgılardan uzaklaştırılması, yasaklama değil de toplumu yönlendirme üzerinden yapılması gerekiyor. Televizyon ve medya bu anlamda eğitim olarak da görülebilir. Oradaki programlarda eğitim üzerine çalışmalar yapılırsa katkı sağlar. Bununla ilgili çalışmalar var ama insanlara neşeli gelmeyince toplumu cezbetmiyor” dedi.

İSMAİL POÇAN / YENİ HABER

HABERE YORUM KAT