1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. BÜYÜK DOĞU -3-
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

BÜYÜK DOĞU -3-

A+A-

Keyfiyetçilik: İslam  Davasında ki  bütün  prensipleri  uygulama  düşüncesi.

Şahsiyetçilik: İslam  Davasına  liderlik  yapabilen  ve  prensiplere  sahip  çıkabilme  düşüncesi.

Ahlakçılık: Bütün  köklerimizde  olan  ahlak  sistemini  1400  yıl  önceki  HZ.MUHAMMED (SAV)’ı  Sahabeler  dönemi, tabiin, etbauttabiin  ve  Allah  Dostları  izinde  olan  sisteme  ahlakçılık  sistemi  denir. Yolumuzu  aydınlatanları  esas  alır  bu  düşünceyi. 

Milliyetçilik: İslam  Davasını  benimseyen  herkes  bu  milliyetin  içinde  yer  alır. Üstad  İslam  Milleti   diyor  bu  davasına  aslında. Üstadın  milliyetçilik  anlayışı  İslam’a  ters  düşmeyen,  Müslümanca  düşünen  herkes  bu  Milletin  içinde  yer  alabilir. Burada  asıl  önemli  olan  İslamiyet’tir.

Cemiyetçilik: İslam  Davasını  savunan  bir  toplum  anlayışıdır  cemiyetçilik.

Nizamcılık: Cemiyeti  tamamen  kuşatan, Tasavvuf  ve  Şeriat  dahilindeki  İslam  Adaleti.

Üstad  kitabın  devamında  düştüğümüz  hazin  hali  anlatıyor.Dilden  topluma bozuluşumuzu  en  ince  ayrıntısıyla  anlatıyor.   Bugünkü  Ortadoğu’da  ki diktatörleri  ucuzcu  olarak  tarif  ediyor.Kitabın en  dikkat  çekici  bir   tarafı  da  Garbın  eğer  maddi  gelişimine  bir  ruh  gelişimi  ekleyemezse  Garbın  yok  olacağını  söylüyor. Bir  Platon  çıkartamazsa   Garbın   tamamen  biteceğini  ifade  ediyor  Üstad.

Üstad  kitabın (İdeolocya Örgüsü) devamında  reformacıları, (Günümüzde  Paralel Yapı, Vehhabiler, şiiler ve Selefiler) Yahudileri  enfes  bir  şekilde  nasıl  ülkemizi  tehdit  ettiğini  anlatıyor. Şahane  tespitler  yapıyor. Özellikle  Yahudi  tehlikesini  ülkemizden ve  İslam Aleminden def  etmek  gerektiğini  anlatıyor.

Ayrıca Üstad  Siyer  kitabı  olan  Çöle  İnen  Nur kitabıyla İslam ve Büyük Doğu davasını günümüze  aktarmış. Muazzam  Mütefekkir  İnsan.

Üstadın Büyük Doğu anlayışını kendi cümleleriylede pekiştirelim:  İSLÂMI YENİLEMEK (Akıncı  Güç  kadrosuna  ithaf) (Üstad burada haşa İslamı yenilemek anlamına gelecek bir şey demiyor, burada asıl anlattığı Müslümanları hakiki İslam'a göre yenilemek)

* İslâm yenilenmez. Anlayışı yenilemek gerekir.

* Anlayış mı?.. Nurun aynadaki aksi... Aynayı yenilemek...

* Güneş yenilenemez, Göz yenilenir.

* İslâm, başı ve sonu olmayan ebedî yeninin ismi... Ona her ân biraz daha nüfuz etmektir ki,

yenilik...

* "Bir günü bir gününe eş geçen aldanmıştır" hadisindeki sonsuz hikmettir ki, yeninin ve  yeniliğin sırrını getirmiştir.

* Dava işte bu mânâda İslâm'ın yeni neslini yuğurmakta...

* İslâm’ın en yeni, değiştirilmez ve örnek nesli, Resûl eliyle yuğurulan sahabiler...

* Sahabilerin ardından "Tabi"ler bu nesil çizgisini uzatmışsa da onlardan sonra dava içtimaî  plânda zaafa uğramış ve büyük ferdî zuhurların çevrelediği mahzun zümrelerden öteye geçilememiştir. Bu tecellide, muhafazası en zor iş olan aşkı kaybetmenin ve kaba akılla yapayalnız dış plânda kalmanın neticesi olarak ilâhî hikmet aşikâr...

* Emevî ve Abbasî devrelerini takip ederek Türk'ün eline geçen İslâmî devlet livası, 600 küsur yıllık gerçek devlet hayatının ancak 250 senesinde böyle bir nesle yataklık etmiş, ondan sonra 300 yıl korkunç bir aşk ve üstün anlayıştan yoksunluk çığırına girmiş, 100 küsur senedir de, aynı ham yobaz ve kaba softa idrakinin tersine dönük şekliyle bütün cehdini İslâm'a karşı çıkmakta bulmuştur.

* O gün bugündür ki, nesillere kahraman diye tanıtılanlar, İslâm'dan tiksinmenin fikrî ve fiilî icracıları olmuştur.

* İslâm’ı, zatından zerre feda etmeden olanca saffet ve asliyetiyle kucaklayabilecek ve nefslerinde yenileyecek nesillerin böylece köküne kibrit suyu dökülmeye başlanınca din ihtiyacından büsbütün kurtulamayan muvâzaacı mizaçlar her tarafta işi reformculuğa dökmüş;  ve olduğu gibi bir İslâm yerine, oldurulmak istenildiği tarzda bir İslâm'a kapı açmaya bakılmıştır.

* Reformcu, İslâm'ı şu veya bu görüş ve mezhep lokomotifine bağlamak, onu zatına ve aslına  göre değil, kendi şahsî nefsine ve idrakine iliştirmeye kalkmak, böylece çürük gördüğü bir binayı kendince payandalamaya yeltenmek bakımından, İslâm’a cepheden zıt olanlardan daha tehlikelidir; ve İslâm’ı kalp ve göz yenilenmesi yoluyla koruyacak olan nesil, cemiyet dairesi içinde kendisine üç düşman tanıyacaktır; aşksız ham yobaz, duygusuz kâfir, nasipsiz reformcu... Yani ruhu, kör nefsinde kabuklaştıran, büsbütün inkâr eden ve ikisi arasında arabuluculuğuna kalkışan...

* İslâm, 500 yıl kılıcını elinde tutan Türkiye'de bozuldu ve her yerde altüst oldu. Bu, ancak Türkiye'de düzelirse her yerde sağlığa kavuşabileceğine ait İlâhî bir ihtar... * İslâm’ı yenileyecek olan nesil, bu ruh ve madde felâketleri Türkiye'sinde son ve som, hepçi ve bütüncü tepki hâlinde zuhur etmekle mükellef...

* Bunca zevalin ardından ancak kemâl çığırı açılabilir... 

* Dört büyük halifenin sırayla şiarları olan merhamet, celadet, edeb ve akılda tam ikmalli ve  teçhizatlı olarak, 15. İslâm Asrının eşiğinde, İslâm’ı yenileme davasını çözümlemeye güçlü nesilden, ana rahmini tekmeleyici sesler duyuluyor. Aya gitmek hüner değil, bu sesleri güneşten duyulacak derecede fikirde ve aksiyonda yükseltmek marifet... 

DEVAM EDECEK… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT