Doç. Dr. Ömer Akdağ

Doç. Dr. Ömer Akdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

"ÇARE"

A+A-

Düşene yol gösteren çok olurmuş.

Tarih tekerrürdür diyorlar......

Yine tekerrür etti....

2015'de CHP yerinde saydı.

2000 yılından beri takriben öyle...

Nitekim 1950'li yıllarda da öyleydi...

1954 seçimlerinden sonra DP’liler ne kadar zafer havası içine girmişlerse, CHP’liler de o oranda bunalım ve arayış içine girmişlerdir.

CHP, üstelik muhalefette olduğu halde Meclisteki sandalye sayısının 63’ten 32’ye düşmesi, partilileri derin derin düşünmeye sevk etmiştir.

CHP’nin üst seviyedeki yetkilileri partinin, gittikçe oy kaybetmesini önlemek için çareler aramaya başladılar.

Bulunan çarelerden birisi partinin adının değiştirilmesi fikriydi. Bunlar, partinin, yeni bir adla kamuoyu önüne çıkmaktan başka çare olmadığını düşünmekteydiler. İsmet İnönü bu fikre sıcak bakmıyordu ancak bu fikri savunanlar gittikçe çoğalmaya başlayınca, parti meclisi toplantıya çağırılmıştır.

Toplantıda müzakereler yapıldı. Çoğunluk, partinin isim değiştirmesi yönünde fikir beyan ettiler. Genel Başkan İnönü ile Genel Sekreter Kasım Gülek isim değiştirmenin doğru olmadığı kanaatindeydiler. Parti meclisinde herkes görüşünü ifade ettikten sonra Kasım Gülek söz isteyerek görüşlerini şöyle ifade etmiştir;

“Beyler, CHP adının değiştirilmesine, ne sizin, ne de, bizden sonra geleceklerin gücü yetmez. Bu isim, bize büyük kurtarıcımız Atatürk’ün armağanıdır. Eğer içinizde ulu önderimiz Atatürk’ün emir ve görüşlerine karşı çıkacak birisi varsa, lütfen bunu burada açıklasın. Bu partinin adı değiştirilemez. Eğer değiştirmek istiyorsanız, buyurun değiştirin. Ama bu aşamada ben sizinle olamam. Ben tek başıma dahi kalsam, bu partiyi yaşatmak için var gücümle çalışırım”.

Kasım Gülek’in bu sert çıkışına toplantıya katılan üyelerden hiç biri ses çıkaramamıştır. Bundan istifade eden İsmet İnönü de Kasım Gülek’i destekleyerek, parti adının değiştirilmesini önlemiştir.

Aradan tam 61 sene geçti.

Şimdi nasıl bir "çare" bulunur göreceğiz...

 

“HACI”

1934’de lakaplar yasaklanmıştı.

Bu konuyla ilgili kanun metnine Urfa milletvekili Refet’in teklifiyle “hacı, hoca, hafız” kelimeleri ilave edilmişti. Bu teklif tartışılırken Giresun milletvekili Hakkı Tarık Us buna itiraz etmişti. Us’a göre “hoca” Türkçe bir kelimedir. Talim ve tedris vasfını ifade eder.

Aynı kanaati taşıyan İstanbul milletvekili Salah Cimcöz de “hocayı kaldırarak yerine muallim mi koyacağız” diyerek Us’u desteklemiştir.

Tokat milletvekili Süreyya da “hoca” kelimesinin yasaklanmasına karşı çıkmış ancak Muş milletvekili Hasan Reşit’in “geriliğin son serpintisini de ortadan kaldırıyoruz” şeklinde tepkisi ve meclis çoğunluğunun “hoca” kelimesine karşı takınmış olduğu olumsuz tepki üzerine yapılan oylamada bu kelime yasaklanmıştır .

Mecliste “Hacı” kelimesinin yasaklanmasıyla ilgili teklif görüşülürken dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya “Bundan sonra delilerden başka kimse kendisini hacı diye tesmiye (adlandırma) etmez” diyerek “dâhiyane” bir açıklama yapmıştır.

Görüyorsunuz değil mi, yakın tarihimizde ne “dehalar” varmış (!).

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT