1. YAZARLAR

  2. Ramazan Yaşar

  3. Cennette Sadece Çocuklar Mı Var?
Ramazan Yaşar

Ramazan Yaşar

Yazarın Tüm Yazıları >

Cennette Sadece Çocuklar Mı Var?

A+A-

Suriye’de yüz bin Müslüman katledildi. Mısır’da, darbeciler, çocuk, genç, kadın demeden masum sivilleri öldürüyor. Her birinin hikayesi, son sözleri, son görüntüleri, ailelerinin şehadeti kucaklayışları ayrı bir güzellikte. Onların görüntü ve son sözlerine Türkiye’den akan gözyaşları Mısır’la Suriye arasında Nil ve Fırat Nehri gibi yeni birer nehir oldu. Başbakan Erdoğan’ın gözyaşlarıysa, bu nehrin en ağır damlaları. Çocuk şehitleri korumak için de adn cennetine kadar yoldaş olacak kadar kutlu.

Birkaç günlüğüne İstanbul’a gitmiştim. Döndükten sonra, 5 yaşındaki oğlum Muhammed, “Baba sen yokken, seni çok özledim, seninle işyerine gidebilir miyim” dedi. Kabul ettim. Büroda oğlum cep telefonunda oyun oynarken, ben de facebook sayfamı açtım. Sayfamda paylaşılmış Mısır ve Suriye’deki çocuk katliamının fotoğrafları vardı. Oğlum yanıma geldi. Boş bir odada, bir baba, 5 çocuğu Esad’ın kimyasal silahları ile şehit edilmişler.

Oğlum, fotoğrafları görünce, “Baba bu çocuklar ne yapıyor?” dedi.

“Uyuyorlar” dedim.

Yerdeki kanları görünce, “Ama burası pis” dedi.

Ben de “Hayır pis değil. Burası cennet” dedim.

“Baba cennette sadece çocuklar mı var?” dedi.

“Hayır. Büyükler de cennete gider” dedim.

“O zaman benle sen büyünce cennete gidelim” dedi...

İslam’ın çocukları cennete gitmek için büyüklerden daha temiz, daha cesur.  Oğlumla bu diyaloğu yaşarken bir taraftanda gözlerimden akan gözyaşlarını görmemesi için kucağıma aldım. Allah için, şehadet için, şehit olan çocuklar için gözyaşlarımızı saklıyoruz. Ama Başbakan cesurca tüm dünyanın önünde bu gözyaşlarıyla kaskatı kesilmiş kalpsiz vicdansızlara seslendi.  

Başbakan Erdoğan, Esma’ya ağlayarak ezber bozdu. Temayülleri alt üst etti. Siz 90 yıldır Türkiye’yi yöneten bir Cumhurbaşkanı ya da Başbakan’ın tanımadığı masum çocuklar ve 17 yaşında şehit düşen genç bir kız için ağladığını gördünüz mü? Görmediniz. İşte Başbakan’ın gözyaşları birilerini bu yüzden rahatsız ediyor. Çünkü onlar “ağlamaz”. Masumları, mazlumları, mağdurları, ezilmiş sahipsiz ümmeti ağlatır. Böyle görmüşler, böyle devam etsin istiyorlar. Ağlamıyorsunuz, ağlamamak için mazeretler uyduruyorsunuz. Bari Başbakan’ın ağlamasına insanlık dışı anlamlar yüklemeyi bırakın.

Ertuğrul Günay’ın “Ali İsmail Korkmaz’ı öldürenler hak ettikleri cezayı almadan, kimse bana adaletten, başka ülkelerin mazlumlarına merhametten söz etmesin” zırvalaması ve Kılıçdaroğlu’nun “ağlayan adam çaresiz adamdır” hezeyanı ne kadar ahlaksız ve utanmazca. Nasıl  bir vicdan körelmesi bu? Mısır ve Suriye’de ölenlerin Kılıçdaroğlu ve Günay’ın merhamet ve gözyaşlarına  ihtiyacı olduğunu zannetmiyorum. Oradaki mazlumlara ancak “kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar” ağlayabilir.

Başbakan’ın gözyaşları sel olup, Osmanlı’nın dağılışından sonra ümmetin arasına örülen duvarları yıkacak, kafirlere karşı merhamet kapıları sonuna kadar açıkken, Müslüman kardeşine kapalı olanların kapılarını da açacak inşallah. Arap ülkelerinden gelen mesajlara bakınca bu konudaki umudumuz daha da artıyor; “İnsanlığın yok olduğu şu günlerde ne büyük bir insan”, “Bu inşallah gelecek liderimiz”, “Bir milyon adama bedeldir”,  “Onun ayakkabısı diğer birçok liderden de değerlidir”, “Erdoğan'ın gözyaşları insanlık için aktı”, “İyi adam mazlum halk için ağlıyor.”

Ömer Muhtar yakalandıktan sonra İtalyan hakim karşısına çıkarılır. “Mücahitlere cihadı durdurmalarını emreden bir emirname yazarsan,  seni beraat ettirir ve ülke dışına sürgüne gönderirim” teklifi yapılır. Ömer Muhtar hakime şu tarihi cevabı verir; “Her namazda Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed (sas)'in de O'nun resulü olduğuna şehadet eden parmaklarım, asla yanlış bir şey yazamaz! Bizler teslim olamayız. Ya kazanırız ya da ölürüz!”

Şimdi Başbakan’a aynı ahlaksız teklifte bulunuyorlar. Suriye’ye karışma, Mısır’ı görme, çocukların çığlığını duyma diye. Başbakan da akıttığı gözyaşlarıyla bu satılmış emperyalist piyonlarına diyor ki, “Günde beş vakit ezan duyan bu kulakların Suriye’deki, Mısır’daki çığlığı nasıl duymaz? Günde beş vakit Kur’an okuyan şu gözlerim, keskin nişancılar tarafından vurulan genç kızların, kimyasal silahla vurulup titreyerek şehit olan minnacık elli, kocam yürekli Suriyeli çocukların görüntülerini nasıl görmez. Bizler teslim olamayız. Ya kazanırız ya da ölürüz.”

Başbakan’ın gözyaşlarından çıkan sesi duyuyor musunuz?...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT