1. YAZARLAR

  2. Ramazan Yaşar

  3. ÇÖZÜM SÜRECİ: KİM, NEDEN KARŞI -3
Ramazan Yaşar

Ramazan Yaşar

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇÖZÜM SÜRECİ: KİM, NEDEN KARŞI -3

A+A-

Önce çözüm sürecini kim destekliyor onu sıralayalım. Destek listesi kısa olunca onu aradan çıkaralım. Çözüm sürecinin iki önemli aktörü var. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu ile Öcalan. HDP ve Kandil mi? Onlar masanın zoraki misafirleri. Bir bahanesini bulsak da kalksak modundalar. Yine de destekleyenler hanesine işleyelim. Halk tabanında ise AK Parti seçmenin büyük bölümü, HDP seçmeninin ise %91’i çözüm sürecini destekliyor. Barzani de önemli destekçilerden biri…

Çözüm sürecine karşı olanların oturduğu tribün hayli kalabalık. Abartılı olmasa ilgili, ilgisiz tüm dünya karşı diyeceğim. Ancak şöyle figüranları bir kenara bırakıp ana aktörlere bakalım. ABD, İsrail, İngiltere, Almanya, İran, Esat rejimi terörün devamı için çalışan en önemli çözüm süreci karşıtları. Bunlar dışarıdakiler. Bir de sürece karşı olan içimizdeki “İrlandalılar” var. Burada başaktör MHP. MHP, sorunun çözümünü bırakın, çözüm kelimesine bile karşı. Sorunun çözümünü teklif etmek bile kırmızı çizgi. CHP diğer aktör. Halkın lehine olan her şeye karşı olarak kurulan CHP, bu çizgisinden doksan yıldır sapmadı. İstikrarlı şekilde halk karşıtlığını sürdürüyor.

Çözüm sürecine içerden karşı çıkanların en önemli argümanı, “üniter devlet yapısından taviz verildiği” iddiasıdır. Oysa çözüm süreci başladığından beri bu konuda ne hükümetin verdiği bir taviz, ne de çözüm görüşmelerinin taraflarınca bu konuda bir istek ve talep olmamıştır. Hatta daha önce terör örgütü ve siyasi temsilcisi olan parti tarafından zaman zaman dile getirilen, ayrı devlet, federasyon, özerklik gibi talepler tamamen rafa kaldırılmıştır. Bunu açıkça ilan eden Öcalandır. Altına imza atanlar da Kandil ve HDP’dir. Öcalan, Diyarbakır’daki Nevruz’da okunan açıklamasında, bırakın Türkiye’den ayrılmayı, “Misak-ı Milli sınırlarının” hedefleri olduğunu açıklayarak, “içimizdeki İrlandalılar” cephesinin en önemli iddiasını elinden aldı…

Başbakan Erdoğan, başta doğu ve güneydoğu olmak üzere yaptığı tüm mitinglerde, “Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak” dedi. Ancak çözüm karşıtlarının derdi, birilerine bir şeyler veriliyor olması değil. Onların derdi, kardeş kanının durması, Türkiye’nin huzura kavuşması, terörün tamamen bitirilecek olması. Bu sorun çözüldüğünde MHP’nin varlık sebebi, milletten oy alma gerekçesi ortadan kalkacak. Yani MHP için önce can, sonra  Türkiye…

Arap baharıyla Kuzey Afrika’yı kasıp kavuran ateşin fitili ateşleyen Batılı emperyal devletler, son durak olarak Türkiye’yi hedefe koymuşlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Hükümeti ve MİT’in müthiş zamanlaması ile bu ateşin Türkiye’ye ulaşması engellenmiştir. Yangına benzin dökmek için Türkiye içinde elinde benzin bidonlarıyla bekleyen MHP, CHP, HDP ve PKK sempatizanlarının da hevesleri kursaklarında kaldı…

Türkiye, çözüm sürecini başarıyla noktalarsa; kısa vadede Ortadoğu’nun hamisi, orta vadede İslam Dünyası’nın lideri, uzun vadede Dünya’nın küresel bir gücü olacaktır. İç ve dış süreç karşıtlarının korkulu rüyası budur. İç huzurunu tesis etmeyen Türkiye’nin bu hedefine ulaşamayacağını bilen güçler, süreci çökertmek için tüm yolları deniyorlar. Bizim vatandaş olarak yapmamız gereken, tüm provakasyonlara rağmen, sonuna kadar devletin yanında durmak.

Ülkemiz de, insanımız da daha güzel bir geleceği hak ediyor. Bu güzellikleri bizden esirgeyenlerin maşası olmayı bırakıp, kendi sorunlarımızı kendimiz çözelim artık… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT