1. YAZARLAR

  2. Hazel Pekacar

  3. Dünya Felsefe Günü
Hazel Pekacar

Hazel Pekacar

Yazarın Tüm Yazıları >

Dünya Felsefe Günü

A+A-

Kasım ayının üçüncü Perşembe günü Dünya Felsefe günü olarak kutlanmaktadır. Unesco tarafından kabul edilen bugün, 1946 yılında resmen yürürlüğe girmişti.

Bugünün üzerinde daha fazla durulması gerekir. Sadece formalite kutlamalarla değil, felsefi düşünüşe olan ihtiyacın ve zorunluluğun fark edilmesi ve yayılması adına bu bir görev olmalıdır. Dünyanın gün geçtikçe artan şiddet, kaos, psikolojik tacirliğine karşı; insanın özgürlüğü, değeri, şahsiyet değeri, iletişim problemleri, elde ettiği bilgiye göre yasamayı öğrenmenin eğitimine daha çok ihtiyaç vardır. Felsefenin sadece lisedeki müfredata sınırlı ve alakalı olmayan bir ilim dalı olduğunu, felsefeyi öğrenmenin çok küçük yaşlardan itibaren verilmesine aşılanması gerektiği üzerinde artık ciddiyetle durulması gerekmektedir.

Felsefenin, günlük hayatta, sosyal medya diliyle tabiri caizse havali filozof sözlerinin kullanıldığı bir alan olmaktan çıkartılması öncelikle görev haline gelmelidir.

Tüm ilim ve bilim dallarının felsefeden didaktik bir ihtiyaçtan dolayı sonradan bağımsız hale geldiğinin ancak bu bağımsızlığın teorik bir bağımsızlık şeklinde olamadığının hatta felsefi düşüncenin zemin olduğu, bu eğitimin olmadan bütün alanların anlaşılmasının imkansız olduğu ve eksik kalacağı bilinmelidir.  Bugün fiziğin konuştuğu çekim yasasının 5.yy civarında Empedokles tarafından keşfedilip anlatıldığının bilinmesi gerekir.

Psikolojide ruh tasvirinin beden-ruh ilişkisinin 17. Yy’da Descartes tarafından ruh anatomisi ya da ruh anlayışı adıyla Metot üzerine konuşma adlı eserinde anlattığı bilinmelidir.

Bir ilim ve bilim ile uğraşıldığının hakkını vermek için adına felsefe kelimesiyle yaklaşmak şart mı? Sadece ön  yargıya sebep olmasının sebebi Felsefe denmesi midir ? Peki Sümerlilerin yaptığı neydi? İlimlerin tasnifi, ilk yazılı hukuk kuralları, ideal devlet anlayışlarını  oluşturup bununla yaşamaları, sosyal kurallar, ilk sözlük.. Öyle bir tarihte böylesi bir medeniyet kurmak ne ile açıklanabilir sizce ? Medeniyetlerinin altında yatan felsefe anlayışları ile. Felsefeleri yaşam hâline getirdikleri hayatlarıdır. Çok sonraları felsefe kavramı oluştuğu için , sanki onlar felsefe kavramını koyarken ismine  yetişememişler de bu durumdan alakasızlar gibi muamele yapmak. Bugün felsefe kavramı ve anlayışı var fakat yaşamda yeri yok. O gün felsefe kavram olarak ismi yok fakat felsefenin ta kendisini yaşamışlar. İşte felsefi yaşam o idi.

Felsefe bir dal olmaktan çok ötede tüm ilim ve bilim dalları için zorunlu ön  koşul olan bir eğitimdir. O eğitimi olmadan başka eğitimi anlamakta zorlanılacağı aşikar olan bir durumdur. Başta alınmaz ve anlaşılmazsa  yolun sonunda tekrar felsefeye ihtiyaç duyulduğu bugün çok aşikar ve elzem bir durumdur. Lisans eğitimlerini bitirenlerin lisansüstü eğitimlerinde  hangi alan olursa olsun felsefeyi seçmeleri bu yüzdendir. Bu konu hakkında kiminle konuşursak konuşalım “felsefe olmadan olmuyor, anlamamız lazim" cevabını duyduk. Yakın bir zamanda karşılaştığımız bir psikoloji öğrencisi “Psikoloji okuyorum ama felsefe bilmeden psikoloji anlaşılmıyor önce felsefenin bilmemiz sonra üstüne Psikoloji eğitimi almamız gerekir, dedi.

Bugün eğitim,  ahlak, iletişim, psikoloji, sosyoloji, metafizik,siyaset vs. tüm alanlarda olması gerekenin yerine artık koyulması için felsefeye ihtiyaç vardır. Bu yok sayıldığı ve ısrarla görmezden gelinmeye  başladığı sürece çarkın içinde dönüp durmaktan öteye gidilemeyecek.

Üstüne eğilinmesi  gereken konuşulacak çok şey var elbet. Bunlar için acele etmek de önemli. Sorunun adı  koyulduğunda çözüm daha kolaydır. Ancak önce gözümüzün önünde  duran sorunu kabul etmek zorundayız. Çünkü, Geçici çözümler , artık geçit vermeyen sorunlar doğurur.

Önceki ve Sonraki Yazılar