1. YAZARLAR

  2. Ahmet Atıf Doğan

  3. Ekonomi açılım bekliyor
Ahmet Atıf Doğan

Ahmet Atıf Doğan

Analist
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomi açılım bekliyor

A+A-

Türkiye önemli bir süreçten geçiyor, bir taraftan gerçek anlamda teröristlerle mücadele ederken, bir taraftan ise finans terörüyle mücadele ediyoruz.

Şunu kabul etmemiz gerekiyor, Türkiye gerçekten başarılı bir şekilde bu süreçten çıkmayı başarıyor, müthiş direniyor ve terörün her türlüsü ile başa çıkabiliyor.

Tabi bu dönem her ne kadar başarılı bir şekilde yönetilse de bazı sıkıntıları, bazı riskleri içinde barındırıyor. Eğer tedbir alınmazsa bugün yaşanan bu riskler yarın için ciddi problemlerin oluşmasına neden olabilir.

Peki, nedir bu riskler? Öncelikle bunları tespit etmek gerekiyor.

Türkiye öncelikle ABD ve AB merkezli finans terörünün oluşturduğu baskılayıcı bir süreci yaşıyor. AK Parti hükümetlerinde hep bütçenin fazla verdiği ile ilgili haberler okurduk ama ilk defa (şu an için ciddi bir risk olmasa da uyarı anlamında önemli görüyoruz) geçen ay açık verdiğine dair haberler okuduk.

Bununla birlikte Türkiye’nin bir devalüasyon baskısı altında olduğunu anlıyoruz. İstesek de istemesek de kabul etmek zorundayız dolar karşısında Türk Lirası değer kaybetme eğiliminde görünüyor.

Türk Lirasının gerilemesinin devam edeceğini görüyoruz. Bu süreç nereye kadar devam eder, nerede müdahale edilir?

Benim kanaatim Türk Lirası Dolar karşısında 3,5 bandına kadar düşebilir. Bu noktaya kadar müdahale edilmeyeceğini düşünüyorum.

Yani 15 Temmuz öncesini taban aldığımızda Türk Lirasının yüzde 25 bandında bir değer kaybına uğrayacağını öngörebiliriz.

Bunun enflasyonu da baskılayacağını düşünmek gerekir. Ben reel ekonomiyi temel aldığımızda enflasyona da yüzde 15 – 20 bandına bir baskı olacağını düşünüyorum.

Bununla birlikte Merkez Bankasının istese de faizi düşüremediğini görüyoruz. Çünkü faiz biraz daha düşerse Türkiye’den yabancıların çıkma riski oluşabilir. Onun için de faizin bu seviyelerde biraz devam edeceğini öngörüyoruz.

Bu noktada hemen, peki vatandaş ne yapsın? Sorusu geliyor.

Bizim öngörümüz, Türkiye’nin ekonomik konulara da milli bir konu saikı ile bakmaya başlama vaktinin çoktan geldiği yönündedir.

Birincisi bu ülkeyi seven, bu ülkenin birliğini dirliğini isteyen hiç kimse şimdi dolar alamaz, bunu kesinlikle bilmemiz gerekiyor. Şu anda kar yapayım diye gidip dolar alan birisi kesinlikle bu ülkeye zarar verir.

İkincisi ithal mallardan uzak durmamız gerekiyor. Otomobil mi alacağız, yerli alacağız. Telefon mu alacağız, yerli alacağız. Şunu bileceğiz, yerli aldığımız her ürün Türkiye ekonomisine katkıdır. O fabrikalar bu ülkede üretim yapıyor, bu ülkenin insanları o fabrikalarda çalışıyor. O fabrikalar ne kadar çok üretirse o kadar çok kazanırlar ve ne kadar çok kazanırlarsa o kadar çok kapasite artırımına giderler ve yeni personel alırlar. Bunu bilmeliyiz.

Üçüncüsü üretim ekonomisine devam edeceğiz. Çiftçimiz ekecek, daha çok ekecek. Fabrikalarımız daha fazla üretecek.

İnadına üreteceğiz, yeni pazarlar bulacağız, ürettiklerimizi satacağız. Aynen Mehmetcik sınırımızı korumakta ne kadar kararlı, canı pahasına hareket ediyorsa, bizler de öyle yapacağız, canımız pahasına üreteceğiz, yeni pazarlar bulacağız ve bu ülkenin finans terörü ile yıkılmasına müsaade etmeyeceğiz.

Dördüncüsü ise borç isteyene gücümüz yettiğince borç vereceğiz. Borç alanda zamanında ya da zamanından önce borcunu ödeyecek.

Neticede birbirimizi destekleyeceğiz, firmalarımızın büyümesine katkı yapacağız.

Bankalarımızın zorlandıklarını biliyorum ama şunu da bilmemiz gerekiyor bu süreç milli mücadele yapılan bir süreçtir. Onun için inadına bankalarımızın kredi vermesi gerekiyor ve tüketici kredilerinde faizi aşağı çekmeleri gerekiyor.

Hükümetimize de bazı görevler düşüyor.

Her şeyden önce hükümetimizin net olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu millet bu hükümete de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da güveniyor. Bunun tereddütsüz bilinmesi gerekiyor. Bu noktadan başladıktan sonra hükümetin yeni fon yöntemleri geliştirerek belki yeni kredi sistemleri geliştirerek yeni yatırımların yolunu açması elzemdir.

Köprü ve yolların yapılması tamam ama Anadolu’da mesela Konya Ovasında da büyük bir proje düşünülmeli, bu bölgedeki insanların da üretime motive olmaları sağlanmalıdır.

Yatırımların yolunu açmak da yetmez, yeni pazarlar aramak, yeni pazar bağlantıları yapmak gerekiyor. Üretim ve ürettiğimizi satacağımız pazar…

Şunu bilmemiz gerekiyor, eğer bu görece kriz millete sirayet etmeden milli bir mantıkla atlatılabilirse Türkiye kazanır.

Bunu başarmak zorundayız.

Konuya devam edeceğiz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT