1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Erdoğan: Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık imkanı vereceğiz
Erdoğan: Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık imkanı vereceğiz

Erdoğan: Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık imkanı vereceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kilis'teki iftar yemeğinde yaptığı konuşmada Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi konusuna değindi.

A+A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılay tarafından 7 Aralık Üniversitesinde düzenlenen iftar programına katıldı.

Sözlerine, salı günü kutlanacak Ramazan Bayramı'nı tebrik ederek başlayan Erdoğan, "Suriye'nin ve ülkemizin zor bir dönemden geçtiği şu dönemde tuttuğumuz oruçların, eda ettiğimiz ibadetlerin kabul, yaptığımız hayır ve hasenatın makbul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" diye dua etti.

Erdoğan, "Bizim ülke olarak resmi sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız başkadır. Gönül sınırlarımızın hududu bizim kardeş olarak gördüğümüz, bizi kardeş olarak gören herkesin yaşadığı yerleri içine alır. Dolayısıyla Suriye'den gelen kardeşlerime diyorum ki biz sizi kardeşimiz olarak görüyoruz, siz de bizi kardeşiniz olarak görüyorsanız, vatanınızdan uzak değilsiniz; sadece evinizden, toprağınızdan uzaksınız. Türkiye sizin de vatanınızdır." değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşlık müjdesi

"Ben bu akşam burada kardeşlerime bir müjde vermek istiyorum." diyen Erdoğan, "Kardeşlerimizin içerisinde inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak isteyenler var. Konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığımızın bu konuda attığı adımlar var. Ellerinden geleni bakanlığımız oluşturduğu bir ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize bu yardımı, bu desteği yaparak, onlara vatandaşlık imkanını vereceğiz." dedi. 

"Suriye'nin başındaki zalimdir işi bu noktaya getiren"

Türkiye olarak Suriye konusunda 6 yıl önce neredelerse bugün de aynı yerde olduklarını vurgulayan Erdoğan şöyle devam etti:

"Suriye'nin başındaki zalimdir işi bu noktaya getiren. 600 bin Suriyeli kardeşimizin ölümüne neden olan bir insan bu ülkede asla bir yönetici olarak değerlendirilemez. Varil bombalarıyla, konvansiyonel silahlarla, tankla, topla kendi vatandaşlarını öldüren böyle bir insan devlet terörü estirmez de kim estirir? PYD'li bir terörist, YPG'li bir teröristten bu çok daha ileri bir teröristtir, DAİŞ'liden çok daha ileri bir teröristtir. Bunun hesabını, bedelini çok ağır ödeyecektir. Ama bu dünyada ama ebedi alemde. Çünkü çok mazlumların ahı var üzerinde. Er veya geç... Güzel bir sözümüz var 'alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.' 6 yıl önce neyi savunuyorsak bugün de aynı ilkeleri savunuyoruz. 6 yıl önce, 'Suriye halkının sesine kulak verilsin, bu işler zorla, baskıyla, güç kullanarak olmaz' diyorduk. Bugün de aynısını söylüyoruz. Biz kendisiyle ailece görüşüyorduk, hatta 'herhalde baban gibi olmazsın' diyorduk, gülüyordu. Ama demek ki iki dünyası vardı, gerçek dünyasını bizden gizliyordu. İşte şu 6 yıl içerisinde o gerçek dünyası ortaya çıktı. Bir medeniyet ülkesi bir tarih ülkesi Suriye'ye bu adam yazık etti." 

Suriye halkının kendi istiklali ve istikbalini koruma adına tarihi bir mücadele yürüttüğüne işaret eden Erdoğan, "Esasen malum dış güçlerin müdahalesi olmasaydı, işin içine terör örgütleri karıştırılmasaydı, rejime destek verilmeseydi bugün Suriye özgür ve huzurlu bir ülkeydi. Birileri Suriye'de demokrasiyi, Suriye halkının kendi iradesiyle ülkesini yönetmesini istemediler. DAİŞ denilen örgüt bu amaçla ortaya sürülmüş bir kukladır aslında. PYD-YPG denilen örgütler, aynı amaçla güçlendirilmiş taşeronlardır. Suriye'de ne DAİŞ Müslümanları temsil ediyor, ne de PYD-YPG Kürt kardeşlerimizi temsil ediyor. İki örgüt de tasmalarını ellerinde tutanlar tarafından bölge üzerindeki kirli hesaplar uğruna kullanılan araçlardır." değerlendirmesinde bulundu. 

"Bu insani kriz adeta Suriye'nin komşularının sırtına yüklenmiş durumda"

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Evlerinden, yurtlarından olan Suriyeli kardeşlerimizin sayısı 5 milyonu buldu. Bunun 3 milyona yakını Iraklı kardeşlerimizle beraber Türkiye'de. 3 milyona yakını Lübnan, Ürdün, Irak gibi komşu ülkelerde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Ülke içinde de 7 milyonu zaten hepsi mekan değiştirmişler. Avrupa'nın, Asya'nın, Afrika'nın yani dünyanın yarısından fazlasının hemen yanıbaşında yaşanan bu insani kriz adeta Suriye'nin komşularının sırtına yüklenmiş durumda. Dünya bu kriz karşısında görmeyen, duymayan, konuşmayan tavrını sürdürmekte ısrar ediyor. Ta ki mülteci kafileleri sınırlarına dayanana kadar. Bu durumda da soruna çözüm bulmak yerine, kapıları kapatmayı tercih ettiler. Halbuki, bir evde yangın başlamışsa o yangın, evet önce komşulara sıçrar ama tedbir alınmazsa tüm mahalleyi, tüm şehri yakar, kül eder."

"Batı'ya ateşi kaynağında söndürme çağrısı yapıyorum"

Avrupa ülkelerinde birkaç terör eyleminin ardından bu ülkelerin nasıl bir telaş ve panik yaşadığının görüldüğünü vurgulayan Erdoğan, "Buradan bir kez daha Batı'ya ve tüm dünyaya o ateşi kaynağında söndürme çağrısı yapıyorum. Madem ateşin kaynağı Suriye'dedir öyleyse doğrudan bu meselenin çözümüne yoğunlaşmalıyız." dedi. 

Mevcut rejimin Suriye halkını bir arada tutma ve yaşatma kabiliyetinin kalmadığına dikkati çeken Erdoğan, bu gerçeği herkesin görmesi ve kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Yapılması gerekenin, Suriye halkının tamamının hassasiyetlerini ve beklentilerini, taleplerini karşılayacak yeni bir anayasanın ve yeni bir yönetimin süratle oluşturulması olduğunu bildiren Erdoğan, "DAİŞ, PYD, YPG gibi terör örgütleri yerine doğrudan Suriye halkını muhatap alan bir girişimin başarısız olma ihtimali yoktur. Biz en başından itibaren batılı ülkelere ve hadiseye müzahir her devlete, her kuruma bunları söyledik, söylemeye devam edeceğiz." diye konuştu.

"Bedelini ağır ödeyeceksin"

Kızılayın iftarının ardından 7 Aralık Üniversitesinden ayrılan Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı'nda, otobüsten inerek vatandaşalara hitap etti. 

Ramazan ayının birçok acılarla geçtiğini belirten Erdoğan, "Terörle mücadeleyle geçti ve terörle mücadelemiz aynı kararlılıkla devam ediyor. Şehitlerimiz var ama şehitlerimizin yanında da, hamdolsun şehitlerimiz bire on, bire onbeş ödeterek o şekilde ebedi aleme göç ettiler." diye konuştu.

Tek devlet anlayışının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizim tek devletimiz var, nedir o? Türkiye Cumhuriyeti devleti. Başka bir devlet bu devletin içinde olamaz. Neymiş paralel devlet yapılanması, paralel devlet. Ne paralel devleti? Nerede o paralel devletin başı Pensilvanya'da. Yandaşları nerede onlar da sağda-solda dağılmışlar. Diğerleri nerede? Onlar da cezaevinde şu anda yatıyorlar. Gel bakalım paralel devletin başı, suçsuzsan niye gelmiyorsun? Gel Türkiye'ye, niye gelemiyorsun? Amerika'dan, oradan niçin kalkıp da televizyonlardan falan bol bol lanet okuyorsun. Senin lanetlerin tutmaz, tutmaz ve bu milletin ailelerini bozdun, milletin huzurunu kaçırdın. Bunun bedelini ağır ödeyeceksin. Bak gördün mü? 'İçimiz kanıyor' diyen anneler var, ailelerimizi böldüler, ödeyecekler bedelini. Ne demiştik? İnlerine gireceğiz. Girdik mi inlerine, girdik. İnlerine girdiğimiz için de şimdi dağıldılar, kaçıp gidiyorlar. Bırakmayacağız çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, mal güvenliği, can güvenliği, akıl güvenliği, neslin güvenliği bunlar bizim üzerimizde görev. Bizler de cumhurbaşkanıyla, hükümetiyle, tüm kurumlarıyla bunu yerine getireceğiz."

Bu arada, bir berber ve dondurmacı dükkanını da ziyaret eden Erdoğan, traş olan vatandaşlarla sohbet etti.

Dondurmacı esnafının ikram ettiği dondurmanın da tadına bakan Erdoğan, halka hitabının ardından eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki bakanlarla birlikte vatandaşları selamlayarak bir ayakkabıcı esnafına uğradı.

HABERE YORUM KAT