1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. FETÖ mağduru: 'Çocukluk hayalime ağlayarak veda ettim'
FETÖ mağduru: 'Çocukluk hayalime ağlayarak veda ettim'

FETÖ mağduru: 'Çocukluk hayalime ağlayarak veda ettim'

Hava Harp Okulundan intibak eğitimi sırasında FETÖ mensubu subayların fiziksel ve psikolojik baskıları nedeniyle ayrılmak zorunda kalan 25 yaşındaki Mert Oral, o dönem yaşadıklarını anlattı.

A+A-

Maltepe Askeri Lisesini 2005'te kazanan 25 yaşındaki Mert Oral, buradan 2009 yılında mezun olduktan sonra Yalova'da Hava Harp Okulunun Öğrenci Seçme Uçuşu (ÖSU) kampına katıldı. 

Kampta gördüğü "baskı ve işkenceler" nedeniyle bazı sağlık problemleri yaşayan Oral, intibak kampında FETÖ mensubu subaylarca uygulanan psikolojik baskılara dayanamayarak okuldan ayrılma kararı aldı.

Memleketine dönen ve üniversite sınavına hazırlanan Oral, Marmara Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümünü kazanarak buradan mezun oldu.

İstanbul'un Sancaktepe ilçesinde bir otomobil şirketinin Ar-Ge merkezinde mühendis olarak çalışan Oral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluk yıllarının, terör olaylarının en yoğun yaşandığı döneme denk geldiğini, bu yüzden hep asker olmayı hayal ettiğini söyledi.

Başarılı bir öğrenci olduğunu, ilköğretimi tamamladığı 2005 yılında fen liselerine yerleşecek kadar puan almasına rağmen hayallerini gerçekleştirmek amacıyla Maltepe Askeri Lisesine kayıt yaptırdığını anlatan Oral, "Hedefim Hava Kuvvetleri namına hizmet etmek ve F-16 pilotu olmaktı. Kendimi bildim bileli hep askeri hayattaki gibi düzenli ve kurallı yaşadım. Bu yüzden asker olmak benim için bir meslek değil, bir yaşam biçimi olmuştur." dedi.

"Kendi davalarına hizmet etmemi istediler"

Oral, askeri liseye başladığı 2005'ten itibaren her sene yapılan konferanslar ve istihbarat eğitimlerinde FETÖ yapılanmasıyla ilgili kendilerinin bilgilendirildiğini dile getirerek, örgütten haberdar olduğu ve ülkeye zarar verdiğini fark ettiği bu konferansların 2007'den sonra azaldığını kaydetti.

FETÖ'nün TSK içerisinde ne kadar derin bir yapısının olduğunu ise lise son sınıfta başından geçen bir olayla daha iyi anladığını aktaran Oral, şöyle konuştu:

"Hava Harp Okuluna gideceğim yıl askeri lise son sınıfta sıla izni için İstanbul'a gelmiştim. Yıllardır görüşmediğim ilkokul arkadaşım telefonuma ulaşmış ve benimle görüşmek istediğini söylemişti. Ben de kabul ettim ve bir yerlerde yemek yedikten sonra çay içmek için bir kafeye gittik. Burada karşı masada oturan 2 kişi, kalkıp bizim masamıza oturdu ve konuşmaya başladı. Birisi cemaatin 'Askeri öğrencilerden sorumlu İstanbul abisi' olduğunu, beni ve ailemi araştırdığını, benim onların davalarına hizmet etmem gerektiğini, içeride bu yapıya hizmet eden başkaları olduğunu söyledi. Ben orada bu kişilere sert bir şekilde çıkışarak, beni rahat bırakmalarını söyledim ve oradan ayrıldım."

Oral, bu olaydan 3-4 ay sonra Hava Harp Okulu'na başladığını ve daha nizamiyeden girer girmez mobbing ve şok mangası yöntemleri ile baskı altına alındığını savundu.

ÖSU kampına katılmak için Yalova Hava Meydan Komutanlığına teslim olduğunu anlatan Oral, "Nizamiyede kamuflajlı birisi beni çağırdı. Üzerinde hiçbir rütbe ve isimlik bulunmuyordu. Bu kişi o yıl 30 Ağustos'ta mezun olacak teğmenlerden biriydi. Kendisi bana neden saçlarımı geri taradığımı, benim artist olup olmadığımı sordu. Halbuki saçlarım 3 numara tıraşlıydı. Zaten kamplara giderken böyle tıraş olurduk. Nizamiyeden kamp bölgesine 3 kilometre bir mesafe vardı ve buraya otobüs ile gidiliyordu. Bana 'Seni burada görmek istemiyorum. Sen artistsin, bizim otobüsümüze binemezsin' dedi. Daha sonra 'Sana acıdım. Gir, otobüste bir koltuğun altına sıkıştır kendini' dedi. O an başlamıştı mobbing-şok mangası-işkence üçlüsü." ifadelerini kullandı.

"Herkes su içmeye giderken biz güneşe bakma eğitimi yapıyorduk"

Oral, kampta bir grup normal eğitim yaparken kendisinin ise eğitim adı altında sürekli işkenceye maruz bırakıldığını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Uçuş kampında sürünerek 3 adet tulum yırttım ve komutanlar bana devlet malına zarar vermekten savunma vermişlerdi. Öğlenleri diğerleri serbest zamandayken bizler ise içtimaya çıkartılıp asfaltın en sıcak olduğu anda şınav pozisyonunda bekletiliyorduk. Yalancı olduğumu, yarın ülkemi de satacağımı kulağıma söyleyip duruyorlardı. Yalancı şahitler ile suçları üzerimize yıkıyorlar ve savunmalarımızı alıyorlardı. Eğitim aralarında herkes su içmeye giderken bizler güneşe bakma eğitimi yapıyorduk. Hepimize zorla kendilerinin hazırlamış olduğu dilekçeleri imzalatarak ordudan kendi isteğimiz ile ayrılmamızı istediler. Dilekçeyi kendi isteğimiz gibi mobingleri ve şok mangalarını yazınca yırtıp atıyorlardı."

Kampta 30 gün kadar bu şekilde işkence ve mobbinge maruz kaldığını belirterek Oral, "Bu kampta uçuşunu bitiren öğrenciler evlerine gidebiliyorlardı. Ancak komutanlarım beni revire yolluyor ve 'uçuş men' alıyordum. Örneğin güneşe bakma eğitimlerinde yüzüm 3 kez soyulmuştu ve sorumlu komutanlar 'sen insanlıktan çıkmışsın, revire git' demişlerdi. Revirde ise hekim 7 gün uçuş men vermişti. Bu şekilde uçmama mani olup, eğitim adı altında işkence yapıyorlardı." diye konuştu.

Oral, kampı tamamlayıp eve gittiğinde yürüyemez halde olduğunu dile getirerek, bunun üzerine GATA'ya gittiğini, röntgen ve MR sonucunda ayak bileğindeki kaslarda esneme, zedelenme ve çökme olduğunun belirlendiğini ifade etti.

"Çocukluk hayalime ağlayarak veda ettim"

GATA'daki doktorun 10 gün sonra yapılacak intibak kampına gider gitmez sevkini istemesi gerektiğini söylediğini aktaran Oral, şunları kaydetti:

"Kampa gittiğimde komutanlarıma bundan söz etmedim çünkü kendileri böyle şeylerde bizlere kızıyor ve daha fazla eğitim yaptırıyorlardı. Akabindeki eğitimlerde ağrılarım arttı ve dayanılmaz hale gelmişti. Doktora gitmek için izin istedim. Komutanım bana 'Sen nasıl subay olacaksın? Yalan dolan ile kaçmaya çalışıyorsun. Yarın vatanı da böyle satarsın' dedi. O noktada bir anda gözüm döndü ve 'Ben bunları hak edecek ne yaptım?' dedim. Yıllarca vatan sevgisi ile üniforma giydim. İşittiğim lafları, yaşadığım işkenceleri hak etmiyordum. 'Artık burası benim için bitti. Sağlığıma bile önem vermiyorlar. Bunlar ilerde bizi öldürürler' diye düşündüm ve istifa etmek istedim. Böylece, çocukluğumdan beri kurduğum F-16 pilotu olma hayaline ağlayarak veda etmiş oldum. Yazdığım dilekçe kabul edilmedi ve yırtıldı. İçinde yapılanlar ve isteğim dışında ayrılmak durumunda kaldığım yazıyordu. Kendilerinin hazırladığı tek tip dilekçeyi imzalamak durumunda kaldım ve ayrılmış oldum."

Oral, TSK'dan ayrıldıktan sonra çok zor bir dönem geçirdiğini, yaşadığı psikolojik çöküntünün yanında bir de ağır bir tazminat tutarıyla karşı karşıya kaldığını anlatarak, girdiği sınavlar sonucunda kazandığı Marmara Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümünü başarı ile bitirdiğini ve şu an büyük bir otomobil firmasının Ar-Ge merkezinde çalıştığını dile getirdi.

"Vatana hizmet etmek boynumuzun borcudur"

Kendilerine bu işkenceleri yapan komutanların 15 Temmuz sürecinde ya tutuklandığını ya da ordudan ihraç edildiğini belirten Oral, "Bizler 13-14'lü yaşlarda vatana, millete hizmet için üniforma giymiştik. Her birimiz maruz kaldığımız işkence, disiplin kurulu, derslerden kasıtlı olarak bırakılarak atılma ve sahte sağlık raporu gibi farklı yöntemlerle üniformamızı çıkarmak zorunda kaldık. Şu anda üniformam dolabımda ilk günkü gibi asılı durur. Ülkemize askeri üniforma ile hizmet edemeyince, mühendis olarak hizmet etmeye başlamıştım. Ancak devletimiz uygun görür, milletimizin de bize ihtiyacı olursa bu vatana hizmet etmek boynumuzun borcudur." şeklinde konuştu.

Oral, askeri okullardan atılan ve ayrılanlar olarak bir platform kurduklarını ve sayılarının 3 bini bulduğunu bildirerek, şunları anlattı:

"Bu platforma üye insanlar işkence ve mobbing ile ayrılanlar, ders notları ile oynanarak sınıfta bırakılanlar, sahte sağlık raporları ve çeşitli iftira veya düzmece disiplin cezaları verilerek atılanlardan oluşuyor. İlk olarak isteğim üniformalı hainlerin yargılanması ve TSK içindeki FETÖ mensuplarının tasfiye edilmesidir. Bizlerin tek isteği iadeiitibardır. Bu kapsamda ödenmemiş tüm tazminatların tamamen kaldırılması, tazminatı ödemiş olanlara devlet tarafından yasal faizi ile beraber geri ödenmesi, tazminat borcundan dolayı hazine tarafından mağdur öğrencilere açılmış tüm davaların düşürülmesi, TSK'ya dönmek isteyen arkadaşlarımızın Silahlı Kuvvetlere geri alınması ve askeri okullarda geçirilen sürelerin birebir askerlik muafiyeti olarak kabul edilmesini istiyoruz."

HABERE YORUM KAT