1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Atak

  3. Fevzi Kayacan için Tekzip…
Hayrettin Atak

Hayrettin Atak

Yazarın Tüm Yazıları >

Fevzi Kayacan için Tekzip…

A+A-

İsminin geçtiği her haber için Gazetemize düzeltme yazısı gönderen Fevzi Kayacan’ın azmine, gayretine ve takipçiliğine hayran kalmamak elde değil…

Son haberimize konu olan konuşmasının bir kısmı şöyle;

…..

“İhanetin çemberinde bir avuç inanmış zulme direniyor.”

…..

“Yezidiler sırçalı köşklerinde, paha biçilmez saraylarında yaşıyor ve halen zulmediyor dünyanın dört bir yanında hakkı temsil eden ve savunan Hüseynilere. Suskunuz, tıpkı bizden öncekiler gibi. Hüseyniler kurbanlıklar gibi kesilirken, topraktan kan fışkırırken, başlar önümüze atılırken, suskunuz işte.”

……

Bu yazının Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri için yazıldığını belirtiyor hazretleri… Doğrudur belki, Allah’tan başka kim bilir…?   

Hiç kimseye şunu kastettin, deme hakkımız yok elbet… Ama bu kadar “ayan” sözlerden sonra, kendilerini çok akıllı, karşılarındakini salak yerine koymaya çalışmaları insanı çileden çıkarıyor…

Açıklamalarını kim yazıyorsa önce o ders alsın. Geçmiş zaman ve Geniş zaman nedir, zaman ekleri tiyatral anlatımlarda nasıl ve ne şekilde kullanılır” ondan başlasın hatta…

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp… 

Hadi cümlede zamanı bilmiyorsunuz, işinize gelmedi öğrenmediniz de  “halen” kelimesinin ne anlama geldiğini sözlükten öğrenseydiniz… “Suskunuz, tıpkı bizden öncekiler gibi” cümlesinden şimdilerden birini kastetmiyorsanız, çıkan sonuç Hz. Hüseyin’in hala yaşadığıdır...

Biz orda şu anki terörü kastediyoruz diyorsanız da zaten “ makul şüphede hükümete yönelttiğiniz ağır eleştiriler, Cumhurbaşkanına hakarette CHP’lilerle birlikte yaptığınız açıklama, Ülkenin otoriterlik görüntüsü verdiğine” yönelik açıklamalarınızda da aslında “Moğol İstilasını” anlattığınızı biliyoruz… 

Hüsnü zan edip her şeyi  bir kenara bırakacak olsak bile bu açıklamanın zamanlaması bile insanın midesini bulandırıyor… Tam Ak-Saray tartışmalarının başladığı günlerde “Yezid” “Sırçalı Köşk” “Paha Biçilmez Saraylar” kodlamalarıyla yaptığınız açıklamanın zamanlaması da oldukça manidar… Doğru yani siz Erdoğan’a söylemediniz; sırçalı köşklerinde, paha biçilemez saraylarında yaşayan yezitlere söylediniz o sözleri… Biz her zaman ki gibi yanlış anladık… Zamanlamayla ilgili tamda bu noktaya oturacak bir fıkra var ama anlatamıyorum…. Fıkra anlatma özürlüyüm ama merak eden arkadaşlara özel anlatayım…

Sonuç olarak, kendisini bugüne kadar doğru anlatmış olmasına rağmen her seferinde onu yanlış anladığımız için hatta bugünden sonraki tüm yanlış anlamalarımızdan dolayı da özür dilemek istiyorum şimdiden Sayın Baro Başkanımızdan…  

 

SOSYOLOJİK TEST

Uzun süredir yapmayı düşündüğüm bir sosyolojik test için son günlerdeki hava durumunun oldukça uygun olduğunu düşündüm…

Yoksa arabayı çıkarmaya cesaret edemediğimden değil...

Çıktım yola ve başladım beklemeye… O kötü hava koşullarında çok da çabuk gelmesini ummadığım minibüsü bekliyormuş gibi yapıyorum ama gelip geçen arabaların sürücü taraflarına kaçak bakışlar atıp, benim cesaret edemediğimi yapan bu kahraman insanlardan birinin “gidelim” davetini bekliyorum… Herşey müsait olmasına rağmen geçen 25-30 araçtan hiçbiri değil “durmak” benim tarafıma bakmadılar bile… Tam da “bilinçli sürücüler tabi yoldan gözlerini ayırmıyorlar” diyecek oldum bana yaklaşınca tam ters tarafa baktıklarını fark ettim…  Olsun” “şehirlilik bilinci işte “ dedim. “Güzel Belediyemizin, ya da minibüsçü esnafımızın ekmeğine engel olmayayım diye düşünüyorlar” diye avuttum kendimi yaklaşık yarım saat…  Duygusallaşmanın bir anlamı yok; yani sonuçta hiçbiri durmadı…

Test sonuçlarım;

-Konya bitmiş, Facebook’a devam… 

-Bedava günahtan ne kadar hoşlanıyorsak, bedava ve kolay sevaptan da o kadar uzağız…

 -Mekanik’te suyun en kolay yolu tercih etmesi gibi bizim de en kolayını tercih edip “Allahım bu karda kışta dışarıda kalanlara yardım et” demek ve bunun dışında hiçbir şey yapmamak gelenekselleşmiş…

- En kötü çıkarım da; benim durumum, yapmadıklarım ve akıbetim aslında eleştirdiğim herkesten daha kötü…

 

 

KAOS PLANI

Birileri düğmeye basıyor ve başlıyor her şey...

Nasıl oluyorsa oluyor tüm meczuplar aynı anda eylem yapmaya karar veriyor. Daha düne kadar sadece Türkiye için geçerli sandığımız kurgular aslında koca bir köy olan dünya içinde geçerliymiş…  

IŞİD görüntülerinden yeterince nemalanamayanlar, birbirinden tamamen farklı dünyanın en demokratik en huzurlu ülkelerinde yeni tiyatrolar sahneye koyuyor…

Çünkü Irak’ta, Pakistan’da, Afganistan’daki insanlık dışı görüntüler yeterince etkilemiyor, Çağdaş İnsan’ı… Bir sinema sahnesi gibi beyaz camda kalıveriyor oralardaki eylemler…

Çağdaş dünya, kendisini tehlikede hissettiği zaman tepki veriyor…  Sultanahmet’teki eylemi kim yapıyorsa, Avustralya’daki rehin alma işlemini, Güney Amerika’daki sokak eylemlerini, Pakistan’daki canlı bombaları, Mısır’daki darbeyi, Ortadoğuda’ki tüm karışıklığı, Mısır’daki darbeyi de onlar yapıyor… Birbiriyle bir alakasının olmadığı, bir matematiksel formül gibi ispatlansa bile bu bence kesin sonuç.

Çünkü, hepsi aynı şeye hizmet ediyor; Kaos…

Müslümanların bu kaos ortamında kendilerini savunmak durumunda bırakılmaları ne acı… İsimlerini bile batının bize öğrettiği örgütler yüzünden de kendimizi savunmak durumundayız bir kez daha…

Çünkü biz, ne düşündüğümüz kadar masumuz, ne onların düşündüğü kadar suçlu…

Ve artık en önemlisi; geyiği bırakmak, gideceğimiz çok yol var daha…

İlk öncede bizim mahalleye…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT