1. YAZARLAR

  2. Esra Doğan

  3. Gerçekten çılgın bu Türkler
Esra Doğan

Esra Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Gerçekten çılgın bu Türkler

A+A-

Brüksel patlamasından sonra yapılan yorumlar ve Türkiye'deki patlamalar sonrası yapılan yorumlar... İnsanların kendi canı yanınca sesi yükseliyor, kendinden olan biri ölünce aklına, terörü lanetlemek geliyor; adaletten, ahlaktan uzak, tam da Avrupa kafasıyla, bencilce.

 

Futbolcu Messi, Brüksel patlaması sonrasında sosyal medyada Brüksel bayrağını paylaşıyor ve bir saat içerisinde on bin yorum yapılıyor. Yorumlarda çok ciddi şekilde eleştiriliyor. Türkiye'deki patlamalarda neden sesinin çıkmadığı, neden Türkiye bayrağını paylaşmadığı soruluyor. Brüksel'deki hain saldırıda vefat edenlerin kanıyla Türkiye'deki kalleşçe planlanan saldırıda vefat edenlerin kanı aynı renk değil mi diye soruyorlar. Haklı bir sorgulama. O zihniyetin içerisinde yetişen insanların farklı düşünmesinin beklenmesi ne kadar doğru olur, tartışılabilir; ama herkes bir vicdana sahip, onu aktif hale getirmelerini beklemek zannımca yanlış olmaz.

 

Anlayışımız, hayata bakışımız farklı. Bizde patlama olduğunda kimse canını sakınmadan yaralananların yardımına koşup deli kuvvetiyle elinden gelenin fazlasını yaparken, diğer tarafta yerde yatan yaralıların yanı başında bir çift sarılabiliyor ve hatta daha ilerisi. Çok farklıyız, çok. İki ayrı kutup, iki ayrı anlayış...

 

Ne ekersek onu biçiyoruz. Teröre destek veren herkese, lanet, bir şekilde dönüyor. Yılanı beslersen koynunda, seni sokması da kaçınılmazdır. Kaçamazsın, kurtulamazsın.

 

Kimileri çıkıp "Oh olmuş, bu size müstahak" gibi yorumlar yapıyorlar. Nasıl ki terörün her türlüsünün hortlamasına değil de sadece Avrupa'da olan ya da kendinden olan birilerine yapılan saldırıda ses çıkaran insanların düşünceleri hastalıklıysa, bizim canımızı yakanları desteklediler, çadır kurmalarına izin verdiler diye o ülkede masum insanlara yapılan saldırı için oh çekmek de bir o kadar hastalıklı bir düşüncedir.

 

Bu yaşananlar bizim aklımızı başımıza getirmeli. Batı hayranlığını bir kenara bırakalım artık. Avrupaîlik insanı daha medeni kılmıyor; aksine medeniyetten uzak, yoz, modern dönemin birey olma özelliğini vurguladığı ve bu anlayışın hakim olduğu bir toplumdan hayır gelmez. Necip Fazıl diyor ya: "İslamiyet Avrupa'dan gelse iman edeceksiniz." Avrupa sevdamızdan vazgeçmeliyiz. Medenilikten yoksun bir toplumdan medet ummayalım.

 

Orada sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor, her alanda kısıtlamalar getiriliyor, korku hakim, sosyal medya yasaklanıyor. Bizim ülkemizde ise "Korkmuyoruz!" yürüyüşleri yapılıyor, herkes sokakta. Gerçekten çılgın bu Türkler.

 

Şimdi hisse çıkarma zamanı, payımıza düşeni alma zamanı. Birlik ve beraberliğimizi kuvvetlendirme, birbirimize kenetlenme ve sekteye uğrayan iletişimimizi güçlendirme zamanı.

 

İyi bir gözlemci olmamız gerekir. Bulunduğumuz ortamda morali bozuk olandan fısıldaşılan konuya kadar birçok şeye vakıf olmamız, sokağımızda birkaç gündür yerinden devinmeyen araçtan oturduğumuz apartmana girip çıkandan haberdar olmamız gerekir. Biz üzerimize düşeni yaparsak, kim bize dokunmaya cesaret edebilir.

 

Duyarlı olmak önemlidir. Ülkesini seven herkes teröre karşı tek bilek olmalı. Ülke içinde farklı görüşlere sahip olsa da kişiler, dışarı karşı bir olmalı. Kol kırılsa da, yen içinde kalmalı.

 

Birbirimize her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bu millet herkesin yarasını sarar; ama kendi yarasını kendisi sarar. Allah bu milleti her daim dik tuta, bu millet her daim dik kala.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT