1. YAZARLAR

  2. Ömer İnal

  3. Gürsel Tekin’in Milli Gazete’yi ziyareti
Ömer İnal

Ömer İnal

Yazarın Tüm Yazıları >

Gürsel Tekin’in Milli Gazete’yi ziyareti

A+A-

CHP genel sekreteri olan Gürsel Tekin, Saadet partisine yakınlığıyla bilinen Milli Gazete’yi ziyaret etti… Ajansta bu ziyaret haberini görünce Gürsel Tekin’in daha önce sarf ettiği şu sözler geldi aklıma: ‘8-9 Haziran'da ilk işimiz bu kirli gazetelerin tamamına el koymak olacaktır. Sadece el mi koyacağım, buna bulaşmış bütün iş adamlarından hesabını soracağız.‘’

Yaklaşan genel seçimler öncesinde halka ‘’gazete kapatma’’ vaadinde bulunan Gürsel Tekin’in muhafazakâr gazeteleri hedef alan bu sözlerinden sonra Milli Gazete’yi ziyaret etmesi bir çelişki olarak görülebilir…

Olaylara daha dikkatli bakıldığında ise yaşanılanların gayet net ve anlaşılır olduğu görülebilir… Gürsel Tekin, muhafazakâr kesimin takip ettiği gazetelere kapatma tehdidi savururken, hükümeti taşlayan, devlet içindeki yapılanmalara ses çıkarmayan konumdaki kişiler ve kurumlarla iyi ilişkiler içinde olmak istediği anlaşılıyor...

Milli Gazete, Gürsel Tekin’in ‘’başörtülü aday olabilir’’ şeklindeki beyanını ön plana çıkarmış, adeta insan zekâsıyla alay eder gibi… Başörtüsüyle ilgili TBMM’nde yapılan düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine götüren parti, başörtülü aday gösterse ne olur göstermese ne olur? ‘’411 el kaosa kalktı’’ manşetlerinin atıldığı günlerde söz konusu düzenleme iptal edilmiş, bu nedenle Ak Parti, açılan kapatma davasından kıl payı kurtulmuştu… Başörtüsü sorunun çözümü için kapatılmaya varan süreç yaşayan Ak Parti olmasına karşın, yapılan düzenlemeyi iptali için Anayasa Mahkemesi’ne götüren CHP, şimdi başörtülü aday gösterebilir diyerek nerdeyse sevinç naraları atılacak… Eğer siz bugün başörtülü bir adaydan bahsedebiliyorsanız, beğenseniz de beğenmeseniz de bu durum Ak Parti’nin bir yüz akıdır…

******

Daha önce yazdıklarımdan dolayı bana tepki veren Milli Görüşcü kardeşlerime seslenmek istiyorum, siz Ak Parti’yi; ABD’yle, Siyonist networkle işbirliği yapıyor diye eleştiriyorsunuz, peki bağlı olduğunuz siyasi kurumun; okyanus ötesinde bulunan, ‘’ Amerika’yla aramızı bozmayalım’’ diyerek yayın organlarında, ABD aleyhine olan haberleri sansürleyen bir yapıya karşı olan sempatisini nasıl açıklıyorsunuz? 

İsrail’in yaptığı sivil katliamlarına karşı, dünyadaki en yüksek itirazı dillendiren, bu insanlık dramını tüm dünyaya duyuran iktidara olan kininiz, öfkeniz hangi icraatlarında yerini tebrik etmeye yönelecek, ben gerçekten merak ediyorum…

Suriye’deki Baas rejimine ziyaretlerle destek veren partiyle yakınlaşan düşünce yapınız, yapılan zulümleri de aynı şekilde doğru kabul ettiğiniz anlamına mı geliyor? Orta doğuyu karıştıran ‘’üst akıl’’a karşı en büyük tepkiyi ve mücadeleyi Ak Parti verirken, siz Ak Parti’nin yanında olmak yerine, onun karşıtlarının yanında yer alıyorsunuz, bir bakıma ‘’üst akılla’’ aynı saftasınız… Yani bir yandan anti-Amerikancı olacaksınız bir yandan ‘’üst aklın’’ baş düşmanı olan Ak Partiye düşmanlık yapacaksınız… Bu ne yaman çelişkidir…

Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi ''Bizdeki muhalefet, İktidarın düşmesi için Vatanin düşmesine razıdır.''  Son dönemde devlet içindeki yapılanmanın yaptıkları da bundan farksız bir durum arz etmektedir… Bu iki farklı kutupların düşünce yapılarını aynı noktada birleştiren ise hedefe ulaştıran her aracın mübah görülmesindendir ki, bu durum onları halk nezdinde marjinal bir konuma itmektedir…  Güya ‘’Milli’’ olduğunu iddia edenlerin bu iki düşünce tipine yaklaşmaları ve/veya sempati duymaları, Fatih Erbakan’ın bir röportajında belirttiği gibi marjinalleşmeye sevk etmektedir…

Hükümeti sevmeyebilirsiniz, beğenmeyebilir ve eleştirebilirsinizde… Lakin düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla, etik olmayan şekilde davranmaya başlar, iktidar hırsıyla birlikte hükümete olan öfkeniz, devlet menfaatinin önüne geçerse halkın nazarında iktidar değil ancak marjinal olursunuz…

Selametle… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT