1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. "İspanya'da 'Kral'ın çıplak olduğu' ortaya çıktı"
"İspanya'da 'Kral'ın çıplak olduğu' ortaya çıktı"

"İspanya'da 'Kral'ın çıplak olduğu' ortaya çıktı"

A+A-

İspanya'nın köklü eğitim kurumlarından İnstituto de Empresa Business School ve İnstituto de Empresa Üniversitesi'nde finans ve operasyon profesörü olarak ders veren İspanyol akademisyen Alber Sabanoğlu, 26 Haziran'da erken genel seçime gidecek İspanya'da, "Ekonomik krizle birlikte 'Kral'ın çıplak olduğu'nun ortaya çıktığını ve insanların toleransının bittiğini" söyledi.

AA muhabirine İspanya'nın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi süreci değerlendiren Sabanoğlu, 2008 yılında başlayan ekonomik krizin İspanya'yı yeni bir döneme soktuğunun altını çizdi.

"Ekonomik krizle birlikte İspanya'da 'Kral'ın çıplak olduğu ortaya çıktı' ve insanların toleransı bitti" diyen Sabanoğlu, İspanya'da yıllardır üzerleri kapatılan ve tabu olan birçok sorunun ekonomik krizin getirdiği sosyal patlamayla birlikte konuşulmaya başlandığına ve bu sorunların üzerine gidildiğine dikkati çekti.

Toplam 17 özerk yönetimden oluşan İspanya'daki siyasi ve ekonomik sistemin, ilk kurulduğu yıllarda iyi işlemesine rağmen artık reform gerektirdiğini vurgulayan Sabanoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"İspanyol sistemi ne idealdi ne de çöktü. 1975 yılında diktatör Franco döneminin ardından tüm siyasetçilerin ilk defa uzlaşarak kurduğu bir sistem olması açısından önemli olsa da aslında sadece işler iyi yürüyüp, huzur olduğunda ve Avrupa'dan para geldiğinde geçerli olan bir sistem. Ama ekonomik kriz olunca iş değişiyor. İspanyollar, iliklerine kadar işleyen derin yolsuzluklara bulaşmış durumda. Şimdiye kadar yolsuzluklara karşı ağzını açmayan siyasetçiler, sendikalar ve halk artık eş-dost, adam kayırma ilişkilerinin bitmesini istiyor."

İspanya'da herkesin bildiği ama konuşmadığı yolsuzlukların ortaya çıkmaya başlamasıyla ülkenin iki büyük partisi olan Halk Partisi (PP) ve Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) itibar kaybettiğini anlatan Sabanoğlu, yeni alternatif arayışlar sonrasında radikal sol görüşlü Podemos ve liberal görüşlü Ciudadanos'un siyasete girdiğini ve geçtiğimiz 20 Aralık genel seçimlerinde o zamana kadar süre gelen iki partililiği yıktığını ifade etti.

Hiçbir siyasi partinin tek başına iktidara gelemediği 20 Aralık genel seçimlerinin ardından yürütülen müzakereler sonrasında siyasetçilerin hükümet kurmayı başaramamasını "siyasi liderlerin beceriksizliğine" bağlayan Sabanoğlu, şunları kaydetti:

"Siyaset üretmekte kabiliyetsiz kalan politikacılar, yoksullukla boğuşan İspanyol halkının 6 ayını kaybettirdiler. Politikacılar, insanların gerçek sorunlarını göz ardı ederek, ön şartlarla müzakere etmeye kalkışınca sonuç 6 aylık kayıp ve erken seçim oldu. Hükümet kurulamamasının sebebi, alttan, halktan gelen bir şey değil. Tamamen üstten, politikacıların kabiliyetsizliği ile ilgili bir konu. PSOE-Podemos-Ciudadanos arasında çok rahat bir şekilde bir koalisyon kurulabilirdi. Çünkü bu siyasi partilerin seçim vaadlerinde, ülkede köklü değişiklik yapabilecek en az 10 ortak noktaları var." yorumunda bulundu.

"İspanya daha uzun süre hükümetsiz devam edemez. Bu olursa çıkmaza girme riski var" diyen Sabanoğlu, "İspanya, bir Yunanistan değil. Daha kuvvetli bir ihracatı ve endüstriyel temeli var. Buna rağmen İspanya'nın acil değişiklikler yapması gerekiyor ama ekonomik kararlarının tamamen Avrupa'nın inisiyatifinde olduğu unutulmamalı. Avrupa ekonomisi de şu anda sadece Merkez Bankası'nın para politikalarıyla yürütülüyor. Yani Avrupa'da da gerçek bir düzelmeden söz edemeyiz." şeklinde konuştu.

Öte yandan İspanya'nın doğusundaki Katalonya özerk yönetimde 2011 yılından bu yana artarak devam eden bağımsızlık yanlısı girişimleri "suni bir sorun" olarak değerlendiren Sabanoğlu, "Aslında 25-30 yıldır olan bir şey. Daha çok parasal bir konu. Katalonya özerk yönetimine daha çok para aktarıldığı anda bu konu yine rafa kaldırılacaktır. Katalonya'nın, İspanya'nın öncelikli sorunu olduğunu düşünmüyorum." dedi.

İspanya'da, geçtiğimiz 20 Aralık'ta yapılan genel seçimlerden sonra hükümetin kurulamamasından dolayı 26 Haziran'da erken seçime gidilme kararı alınmıştı.

Hiçbir siyasi partinin tek başına iktidara gelecek çoğunluğu elde edemediği 20 Aralık seçimleri sonrasında İspanya Kralı 6. Felipe ülke demokrasi tarihinde bir ilke imza atarak siyasi parti liderleriyle ayrı ayrı 3 tur görüşme yapmak zorunda kalmıştı.

Kral 6. Felipe ilk olarak, seçimlerden birinci parti çıkması sebebiyle PP lideri ve mevcut Başbakan Mariano Rajoy'u hükümeti kurmakla görevlendirmiş ama Rajoy kendisine destek veren hiçbir parti bulamadığından bu görevi kabul etmemişti.

İkinci tur görüşmeler sonrasında hükümeti kurma görevi ikinci büyük parti olan Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Pedro Sanchez'e verilmişti. Sanchez, Ciudadanos ile anlaşsa da 1 Başbakan Yardımcılığı ve 6 bakanlık ile Katalonya'da bağımsızlık yanlısı bir referandum yapılması ön şartlarını getiren Podemos ile anlaşamayınca hükümeti kurma girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Üçüncü tur görüşmelerde de siyasi partilerin hükümeti kurma olasılıkları olmadığını ve hepsinin erken seçime gitmek istediğini gören Kral 6. Felipe, meclisi feshederek ülkenin erken seçime gideceğini açıklamıştı.

Böylece İspanya demokrasi tarihinde ilk defa hükümet kurulamadığı için erken genel seçime gitmek zorunda kaldı.

 

HABERE YORUM KAT