1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. KANAL 7: STOCKHOLM SENDROMU
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

KANAL 7: STOCKHOLM SENDROMU

A+A-
Dünyada bir çok sendrom çeşidi vardır. Bu sendrom  çeşitlerinden  biri de  Stockholm  sendromudur.Bu  Stockholm  sendromu, cellat’ına  aşık  olmak, kendisine büyük zarar verenleri  sevme, değerlerine küfredenlere hoşgörüyle  bakma  ve o  kişileri  onaylamasıdır.Dünyada  Stockholm sendromu  olan kişiler bulunmaktadır.Örnek  olarak  Amerikalı  zencilerin   geçmişte  beyaz  Amerikalılar  tarafından  dışlanıp, hor görülüp, 2.vatandaş konumuna  düşürülmesine  rağmen,  bazı zencilerin   o  beyazlar  gibi  davranıp, onların  yaptıklarını benimseyip, sevmeleridir.Türkiye’de de  bu  sendroma  yakalananlar  var.Örnek:CHP  1937 yılında   Dersimi  bombalayarak yerle  bir   etti.Buna  rağmen  Tunceli’nin  çoğunluğu  CHP’yi  benimseyip,  sever.Son yerel  seçim  hariç  CHP  orada  hep  güçlü çıkmıştır.Gelelim  Kanal  7’ye.Kanal  7   kurulduğunda  , İslami   bir   kimlik  ve  görünüme sahipti.Bu  kanalın  patronu  olan  Zahit  Akman  dindar   bir  insandır.Çok  sevdiğim  bir  yazar  olan  sayın  Mustafa   Kutlu   Akasya  ve  Mandolin  kitabında  Kanal  7’nin  ilk  yıllarını  çok  över.Tam  bir  kültür ve  belgesel  kanalı  olduğunu  ifade  eder.Kanal  7  ilk  yıllarında  çok  başarılı  bir  İslami  kanal  havası  veriyordu  programlarıyla.Mesela  benim  hatırladığım  Süleyman  Çobanoğlu’nun  senaryosunu  yazdığı  Kalp  Gözü  programı  çok  güzel  mesajlar  veren  bir  dini dizi film  programıydı.Artık  Kalp  Gözü  gibi  programlar  yok.Şimdi  Kanal  7’ye  baktığımızda  solcu, komünist  kişilerin  filmleri  hep  yayınlanır  oldu.Kemal  Sunalın  filmleri  hep  yayınlanıyor, halbuki  Kemal  Sunalın  söylediği  bir  laf  vardır: Ben  insanları  güldürerek  komünist  yapacağım.Kiracı  filmini  dikkatlice  izlerseniz, ne  mesaj  verdiğini  anlarsınız.Diğer  filmleri  içinde  aynısını  söylüyorum.Kemal  Sunalın   yüzünden  mübarek ay ve isim olan  Şabanın  nasıl toplum  tarafından  alaycı,  aptal  gibi  kavramları  hatırlattığını  unutmayalım.Toplum  Şaban  ismini  eskisi  gibi  koymuyor  çocuklarına.Kanal  7   böyle  birisinin  filmini  her  gün  yayınlatıyor. Sadece  Kemal  Sunalın  değil,  diğer  ona  benzeyen  sanatçılarında  filmlerini  yayınlatıyor.Hacı hocaları  oynadığı  karakter  sayesinde  kötüleyen  Ali  Şen,  komünist  Tarık  Akan,  ve  bir  çoğunun  filmlerini  de   yayınlıyor.Yeşilçam  filmleri  nasıl  toplumu  bir  yere  kadar  ifsat  ettiği  ortada.Yeşilçam  filmleri  ahlaka  ve  edebe  düşmandır.Kanal   7  bu tür filmleri de  yayınlıyor. Fatmagül’ün  Suçu  Ne?  Dizisi  gibi  ahlaksız  dizilerde yayınladılar.Recep  İvedik filmini dahi  yayınladılar. Pavyon vari programları eksik değil. Mustafa  Karataş  hoca  ve  Necmettin Nursaçan  hoca  dini  programlar  yayınladığında, biz  ha  bu  Kanal  7  her halde   diyoruz  artık.Çünkü  sadece  dini  programlar  kaldı, ilk  Kanal  7’ye  dair.Belki  bunun sebebi  Merhum Mahmut  Esad  Çoşan  Hoca efendiyi  üzmeleri  sebebi iledir. Zahid  Akman, Zekeriya  Karaman ve Hasan Hüseyin  Ceylan Hoca Efendiyi  yarı  yolda  bırakıp,  geçmişte  İslam  Dergisindeki  çalışmalarını  unutup  kocaman  bir  cemaat (İskenderpaşa)  topluluğunun  duyguları  ile  oynamasıdır. Kanal 7’nin  şimdiki  hali  bu  bereketsizlik  dolayıdır. İskenderpaşa  Cemaatinin  Merhum  Hocası  Esad  Çoşan’ın  gösterdiği  istikametten  gitmeyip, kendi  menfaatlerinin peşine düşmesidir  bugünkü  Kanal 7’nin  hali. Bir  kanal  gazinoda  geçen, ağzı  lahım  olan  İvediki  niye  yayınlar?  İslam  düşmanı  Amerika’nın  film  sektörü  olan  Hollywood  filmlerini  niye  yayınlar?  İslam  düşmanı  Rambonun  filmlerini  niye  yayınlar?  Amerika  bu  film  sektörü  ile  dünyaya  kendisini  sempatik  göstermeye  çalışıyor. Kanal  7  yöneticilerinin bunun  nedenini  20  yıl  öncesinde  araması  lazım. Sonuç olarak  Kanal 7 değerine  sövenleri,ahlak  düşmanlarının  artık  cirit  attığı  bir  kanal  oluyor.Kanal  7  uzun  süredir  yakalandığı  Stockholm  sendromunu  tedavi  etmesi  duasıyla.
 
İÇİMİZDEKİ     İRANLILAR  
 
Saadet  Partisi  ve  Mustafa  Kamalak: Rahmetli Erbakan  hoca  kendi döneminde  İslam  Dünyasının  ülkelerindeki  İslamcı   hareketlerle  yakın  ilişki  içerisindeydi. Mazlumlara  ve  Müslümanlara  sahip  çıkma  derdindeydi. Hoca  Suriye’de  de  Müslüman  Kardeşler  örgütüyle  ilişki  içerisindeydi. Hoca  Esed  deccalinin  her  zaman  gitmesini  istemiştir.
 Şimdi   Saadet  Partisi   bütün  Milli  Görüş   kökünden  gelen  gelenekleri   yok  sayan   bir  politika  yürütüyor.2012’de Mustafa  Kamalak  Esed’i   ziyarete   gitti.Anlamadığım   iç  savaş   başlamadan  önce   gidip  uyarsan  anlarımda,  üzerinden  tam  bir   yıl   geçip   on  binlerce  insan  öldükten  sonra   ziyaret  edersen    bu  çok  çirkin  olur. Kamuoyunda  bu  ziyaret  Esed’i  desteklediği  havası  oluşturdu  .Saadet  bunu  yaptı.Milli  Gazete’de  Esed’e  adam  akıllı   bir  eleştiri  göremezsin.İşkence  fotoğrafları  çıktığında,  2  gün   üst  üste  Milli  Gazete’ye  baktım,  bununla  ilgili   manşetinde  tek  haber  yok.Saadet  muhalifleri  terörist   ve  Amerika  maşası  olarak  görüyor,  tek  bir  soru  soracağım:Eğer  Amerika  ve  Avrupa  adam  akıllı  muhalifleri  destekleseydi   Esed  düşmez  miydi? Hani  Amerika  ve  Avrupa  maşasıydı  muhalifler? İftira  atmaktan  başka  bir şey   yapmıyorlar.  Konuştuğum sözde  bir  Milli  Görüşçü   bana  Esed’in  Müslüman  olduğunu ve teröristlere  karşı  savaştığını  diyor.Artık  hiç bir şey  demiyorum! Erbakan  hocanın  kemikleri  sızlıyor, Saadet’i  işgal  eden  o  ekip    yüzünden.Saadet  Suriye  konusunda  çok  riyakar  davranıyor. Soruyorum  ey  Kamalak  Esedi  Erdoğan’dan  fazla  eleştirebildin mi? Hatta  Esedi  hiç  eleştirdin mi? Saadet  İran  ağzıyla  konuşmaya  devam  etsin. Bazen  bu  ekibin   İran  ajanı  olduğunu  düşünüyorum.
BTP  ve Haydar  Baş: Haydar  Başda   medya  organlarında  ve  açıklamalarında  müthiş  bir  Rusya, İran  ve  Esed  tutuculuğu  gözümüze  çarpıyor. Haydar  Baş  Rusya’yı  çok  sever  emin  olun  bir  Rusya  neferidir. Rusya  Kırım’a  girdi  bunu  da  savundu. Haydar  Baş  Esed’i  de  çok  sever. Baş  öyle  bir  laf  söyledi  ki  bu  Müslümanlara  bir  hakarettir,  söylediği  söz  aynen  şu: ‘Beşar  Esed  dönemin  HZ. Hüseyini’dir.’ Dedi. HZ. Muhammed  (SAV)’in biricik torunu,  Allah’ın  Arslanı  HZ.Ali(RA)’ın  oğlu,  HZ. Fatıma(RA)’ın  oğlu  Sahabe  Efendimiz  şehit  HZ. Hüseyin (RA)’a  sen  bu  deccali  örnek  gösteremezsin. Bu  hem  Sünnilere  hem  Şiilere  büyük  hakarettir. Siyaset  insanın  gözünü  kör  etmesin. Savunduğu  Esed’in  öldürdüğü  500  bin  insanı  göremiyor mu?  Suriye’yi  göremiyor mu?  Deccalin  kullandığı  kimyasal  silahı  göremiyor mu? Öldürdüğü bebekleri  görmüyormu?   Acaba  kalplerimi  mühürlü  ve  kilitli?  Vicdanlarınızı  kime  sattınız  İran  uşakları?
 
İslam’a  Karşı  İslam  Projesi ve  Emperyalizmin   Türkiye’deki  Alimleri!!!  2
İhsan  Eliaçık: Türkiye’nin  Muhtarına  başından  beri  tağut, firavun, diktatör  deyip  yanındaki  çapulcularla  beraber   kirli  anlayışını  ortaya  döküyor. Sözde  antikapitalist  gençlerle  Gezi  Parkı  darbe  girişimine  destek  oldu. İslam’a   o  kadar  söven,  camiyi  basıp  iğrenç  davranan,  başörtülü  kadına  yapmadığını  bırakmayan  bu  komünistlerle  beraber  olmayı  miden  nasıl  kaldırdı?  Biz  buna  kusura  bakma  ama  dey..sluk   deriz.  Ama  sonradan  anlaşıldı ki  Alman  istihbaratıyla  içli  dışlı  olduğunu  gördük. Yetmedi  batan  Karşı  gazetesinde  hükümete  karşı  militanca  yazılar  yazdın. 
İhsan  Özkes:  Türkiye’de  İslam’ı ,  Müslümanları,  alimleri  ve  her  türlü  dini  şeye  baskı  yapan  CHP’de  bir  müftü  olarak  nasıl  durabiliyorsun?  CHP’nin  bu  ülkede  yaptığı  zulümleri  değil  yazılara  ansiklopedilere  sığmaz. Aynı  soruyu  Mehmet  Bekaroğluna da  soruyorum.  İhsan  Eliaçıka  dediğim  gibi  senin  bu  partide  olmanı  miden  nasıl  kaldırıyor?
Sonuç  olarak  İhsan  Eliaçık  Almanya  ve  paralel  yapının  alimi,  İhsan  Özkes’de  CHP  Baasının  alimidir. İkisi  de  Emperyalizmin  alimidir.   
 
Dinozor   Müzesi: Soner  Yalçın,  Uğur  Dündar   eski  Türkiye’yi  yad  etmek  için  bir  konferans da  buluşmuşlar. Eski  olduklarını  yine  gösterdiler. Üstad  Necip  Fazılın  dediği  gibi  bunlar  küfür  yobazıdır  der  böyle  dinozorlar  için. Soner  Yalçın  inadına  mini  etek,  inadına  dekolte  diyerek  ne  kadar  gerici  ve  mürteci  olduğunu  göstermiştir. Uğur  Dündar  ise  erkek  kız  bir  arada  oturun  diyerek  aynı  nane  olduğunu  yinelemiştir. İmamlara  buradan  çağrı  yapıyorum,  bakın  bunların  cenaze  namazını  kılmayın  ve  kıldırtmayın. Bunu  15  yıl  önce  rahmetli  Timurtaş  Uçar  hoca efendide söylüyor. Türkiye’de  dinozor  müzesi  kurulmalı. Eski  Türkiye  nasıldı  diye?  Yeni  Türkiye’nin  simgesi  Ak  Saray  ise  eski  Türkiye’nin  simgesi  ve  dinozor  müzesi  olarak da  Çankaya  köşkü  olsun. Buradan  Sayın  Başbakan  Vicdani  Diplomat  Ahmet  Davutoğluna  seslenerek  Başbakanlığı  Çankaya’ya  değil  başka  bir  yere  taşıyın  diyorum. Sadece  bir  öneri. Selamette  kalın.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT