1. YAZARLAR

  2. Ramazan Yaşar

  3. KAVGA ZAMANI DEĞİL…
Ramazan Yaşar

Ramazan Yaşar

Yazarın Tüm Yazıları >

KAVGA ZAMANI DEĞİL…

A+A-

Türkiye’de çok önemli seçimlere doğru geri sayım başladı. İç ve dış sıcak gelişmeler, 2014-2015 döneminde yapılacak üç seçime hayati bir anlam ve önem yüklüyor. Tabi kozlarını seçim meydanında paylaşacak olan siyasi partiler ve perdenin arkasında duran ülkeler ve güç odakları da belediye başkanları, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı belirleyecek yeni dönemde söz sahibi olmak istiyor.

2023’e giden yolda bu seçimlerin sonucu Türkiye’nin geleceğine doğrudan etki edecek. Seçmen eski günlere dönüş ya da dünya gücü olma konusunda tercih yapacak. Kimse bu halkı iki anahtar, çalışmayana 600 TL. maaşla kandıramaz. Artık hedef ve beklentiler, kişisel hedef ve beklentilerimizin çok üstünde. Ya da artık böyle olmalı.

Gezi olayları mevzilerin netleşmesi ve halkımıza sunulacak gelecek için (bazı şeyleri hala anlamayanlar için) turnusol kağıdı oldu. Ak Parti’nin yanında duranlar, askeri darbe dahil, terör ve anarşiyle Ak Parti’yi iktidardan göndermek isteyenler ve seyirciler. Saflar bu kadar netleşmişken, bazı açıklamalar ve yayınlar, Ak Parti’yi istemeyenlerin cephesinde yeni umutların depreşmesine sebep oldu. Gülen Cemaati’ne bağlı yayın organlarında Başbakan’ı açıkça eleştiren yazıların yayınlanması, “acaba Cemaat’in oyları Ak Parti’den kopuyor mu” beklentisini doğurdu. Partiler için, %5-8 civarında oyu olduğu iddia edilen Cemaat gözardı edilecek bir faktör olamazdı.

Gezi kalkışmasının ardında duranlara ve bunların yayınlarına bakılırsa amaç ve hedef belli. Yerel seçimlerde Erdoğan'ı yenilgiye uğratıp (Todays Zaman’ın yazarına göre İstanbul’u muhalefet alırsa), Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleseler, Türkiye'yi 90'lı yıllardan daha beter bir cehenneme çevirecekleri kesin. Yerel seçimler, bunun bir provası olacak. Bunun için cemaatin oyları kritik. Her iki kesim için de.    

Ak Parti ile cemaat arasında çıkarılmak istenen kavganın benzeri 1989’da İskenderpaşa Cemaati ile Refah Partisi arasında çıkarılmıştı. İskenderpaşa Cemaati ile Refah Partisi arasındaki ilişkiyle, Ak Parti ve Gülen Cemaati arasındaki ilişki çok farklı olmakla birlikte oynanan oyun aynı. MNP, MSP ve Refah Partisi bizzat İskenderpaşa’nın kendi projesi, kendi çocuğuydu. Gülen Cemaati ile Ak Parti arasında böyle bir ilişki ne Ak Parti yola çıktığında vardı, ne de bugün var.

İskenderpaşa Cemaati-Refah Partisi kavgasında kim mi kazandı? Cemaatin de o çizgiyi devam ettiren partinin de hali ortada. Dün İskenderpaşa-Refah kavgasında sonuç neyse, bugün çıkarılmak istenen Ak Parti-Cemaat kavgasının sonucu da aynı olacaktır. Ancak taraflar bu oyuna gelmezse, partinin de cemaatin de önünü artık hiçbir ulusal güç alamaz. Sıra uluslararası mücadeleye gelir. Buradaki dayanışma da Türkiye’yi dünyada sözü geçen ülkeler arasına taşıyacağı gibi cemaati de uluslararası bir hareket haline getirir. Bu öngörüyü dikkate alıp, düşmanların oyununa gelinmeli.

Hocaefendi’nin, “Ak Parti ile yollarımız ayırdık” dedikten sonra acaba ne kadarı bu karar uyar, ne kadarı uymaz. İşin bam teli burası. Gülen Cemaati’nde lidere itaat çok daha tavizsiz. Bundan dolayı cemaatten Ak Parti’ye oy verenlerin oranı, vermeyenlerden daha az olacaktır. Cemaatin desteği ABD’nin Ak Parti’ye desteğine endeksli görülüyor. ABD, Ak Parti’yi silerse cemaatte oy vermeyi kesecektir. Gezi olaylarından sonra ABD ve İngiliz yayın organları ile Cemaat’in yayın organları arasındaki içerik paralelliği bunu gösteriyor.

Ancak cemaat için sorun şu, Ak Parti’ye oy vermezlerse, kime verecekler? Suriye’de, Mısır’da öldürülen Müslümanlara alkış tutan Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine mi, Cemaate ve Hocaefendi’ye hakaretler konusunda sabıkası kabarık Bahçeli’nin MHP’sine mi, yoksa Güneydoğu’da cemaatin çalışmalarından rahatsız olan BDP’ye mi oy verecekler? Bu labirentten çıkma koşunda Cemaat ve mensuplarına haddim olmadan bir yol işareti vereyim. Ak Parti öncesi ve sonrası yaşadıklarının çok minik bir muhasebesini yapsınlar. Bu labirentten tereyağından kıl çeker gibi kolayca çıkacaklarına şüphem yok.

Yavuz Sultan Selim isminin köprüye verilmesi üzerine Hocaefendi, “bir isim için aramızdaki köprüleri yıkmayalım” dedi. Şimdi aynı cümleyi ben şöyle kuruyorum; “Birileri için Müslümanların toptan tutunduğu Allah’ın ipini koparmayın.” “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın.” Al-i İmrân Suresi (3/103)

Ak Parti ve Cemaat içinde Ergenekon bağlantılı kişilerin olduğu ve olabileceği, ilişkileri bu kişilerin gerdiği ve koparmak istediği dillendiriliyor. Gıdası “Müslümanlara zulmetmek” olan Ergenekoncuların, uzun süredir beslenme sorunu yaşadığını biliyoruz.

Ergenekon’un mide gurultusunun sesini duyuyor musunuz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT