1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. "Kendin İçin 1 Ara'lık" kampanyası
"Kendin İçin 1 Ara'lık" kampanyası

"Kendin İçin 1 Ara'lık" kampanyası

HAKED Genel Sekreteri Prof. Dr. Serhat Ünal:- "Tıbbın yetmediği alanlarda, hasta dernekleri, öğrenci toplulukları sosyal bilinç oluşturmada büyük önem taşıyor. Türkiye'de son 10 yılda HIV/AIDS tanısında 10 kat artış var. Bu ülkede belli sayıda HIV pozitif

A+A-

İSTANBUL (AA) - HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED) Genel Sekreteri Prof. Dr. Serhat Ünal, "Türkiye'de son 10 yılda HIV/AIDS tanısında 10 kat artış var. Bu ülkede belli sayıda HIV pozitif kişi var. Asıl soru, bunları nasıl bulacağız? Test yapmadan bulma şansımız yok. Hastalığı tedavi ederseniz bulaş zincirini kırabilirsiniz. Bu nedenle bir test stratejisine ihtiyaç var." dedi.

Biyofarma şirketi GSK Türkiye tarafından İnsan Bağışıklığı Yetmezlik Virüsü'ne (HIV) dikkati çekmek amacıyla düzenlenen "Kendin İçin 1 Ara'lık" kampanyası Park Dedeman Levent'te düzenlenen toplantıyla tanıtıldı.

Park Dedeman Levent'teki tanıtım toplantısına, HAKED Genel Sekreteri, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, Türk Klinik Mikrobiyoloji İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) HIV/AIDS Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Volkan Korten, Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi (EGEHAUM) Müdürü ve AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) Derneğinden Prof. Dr. Deniz Gökengin, HIV Enfeksiyon Derneği (HIVEND) Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneğinden (EKMUD) Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu katıldı.

HIV/AIDS konusunda Türkiye'de farkındalığın düşük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ünal, bunun sonucu olarak tanı alan sayısının arttığını ve bu konuda ayrımcılığın şiddetle devam ettiğini söyledi.

Ünal, HIV-AIDS konusunda toplumsal bir farkındalık yaratılması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Kendin İçin 1 Ara'lık gibi programlara ihtiyacımız var. Tıbbın yetmediği alanlarda, hasta dernekleri, öğrenci toplulukları sosyal bilinç oluşturmada büyük önem taşıyor. Türkiye'de son 10 yılda HIV/AIDS tanısında 10 kat artış var. Bu ülkede belli sayıda HIV pozitif kişi var. Asıl soru, bunları nasıl bulacağız? Test yapmadan bulma şansımız yok. Hastalık son evreye gelmiş, semptomlar çıkmış, hastalık nedeniyle hastaneye başvurmuş, onlar doğal olarak gelenler ama önemli olan erken dönemde yakalayıp o hastayı daha iyi iyileştirmek. Hastalığı tedavi ederseniz, bulaş zincirini kırabilirsiniz. Bu nedenle bir test stratejisine ihtiyaç var."

- "Dünyada HIV-AIDS nedeniyle 2017 yılında 940 bin ölüm oldu"

Prof. Dr. Korten de Dünya Sağlık Örgütü verilerine değinerek, 2017 yılı sonunda dünyada 36 milyon 900 bin kişinin HIV ile yaşadığını bildirdi.

Geçen sene içinde oluşan yeni enfeksiyonun 1,8 milyon civarında olduğunu aktaran Korten, "2017 yılında 940 bin ölüm oldu. 1996'dan itibaren etkin tedavisinin oluşmasıyla HIV'in tüm dünyada ölümlerde azalma görüyoruz. Dünyadaki ölümlerin tepe noktasına ulaştığı yıl 2004. 2004 yılında 1,9 milyon ölüm var. Ondan sonra ölümler azalmaya başlıyor. 2010'da 1,4 milyona iniyor, geçen yıl da 940 bine kadar iniyor. Ölümler azalınca dünyada HIV ile yaşayan insan sayısında sürekli bir artış var." diye konuştu.

Korten, bütün bölgelere bakıldığı zaman yeni vakaların durağanlaştığının görüldüğünü belirterek, "Dünyada vakaların hızla arttığı yer Rusya, Ukrayna, Belarus, ve Orta Asya bölgesi. Örneğin Kazakistan, en hızlı artış olan ülkelerden biri. Bizi niye çok ilgilendiriyor? Çünkü biz, bu ülkelerle çok yakın ticari, turistik ilişki içindeyiz." açıklamasında bulundu.

- Türkiye'de 32 yılda 17 bin 884 kişi, HIV tanısı aldı

Prof. Dr. Gökengin, Türkiye'de ilk tanının 1985'te konduğunu hatırlatarak, "Resmi olarak bildirilen rakamlar 1985'ten bu yana, 31 Aralık 2017 itibarıyla 17 bin 884. Bu tamamen pasif bildirim sistemine dayanan bir sonuçtur. Yani hasta gelir, tanıyı alır ve hekim bunu bildirir. Daha ayrıntılı rakamlar resmi olarak mevcut değil. Tahminler ise gerçek rakamın daha farklı olduğu doğrultusunda." bilgisini verdi.

Türkiye'de yeni tanı sayısının 2010'dan itibaren çok hızlı bir artış eğilimine girdiğini belirten, Gökengin, "Yeni tanı alanların yaşlarında da bazı değişiklikler var. Bu da çok önemsediğimiz bir durum. En yüksek görüldüğü yaş grubu 25-34 yaş ama 35-44 yaş grubunda artık giderek bir azalmaya karşılık 20-24 yaş grubunda artış eğilimi başladı. Bizi en çok endişelendiren konu ise 15-19 yaş grubunda minimal düzeyde de olsa artış eğiliminin ortaya çıkması." diye konuştu.

Toplantıda Prof. Dr. Fehmi Tabak, dünyada ve Türkiye'de test yöntemleri, Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu ise tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

HABERE YORUM KAT