Doç. Dr. Ömer Akdağ

Doç. Dr. Ömer Akdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

KİM BUNLAR?

A+A-

Okul önlerinde ana giriş kapısının önünde sigara içen baylı ve bayanlı "yetişkin" insanlar kim?

Öğretmen mi?

Yabancı birileri mi?

Öğretmense öğrencilere reklam olsun diye mi avlu girişinde sigara içiyorlar.

Öğretmenler öğrenciler için "örnek" insanlar değil mi?

Yabancıysa okul yönetimi niye müdahale etmiyor?

Kim bunlar?                   

DOĞRU

Doğruyu yanlış yerde dile getiriyorsan, oradan seni kovarlar.

Seni kovanlar doğruyu dile getirdiğin için değil, doğrunun genetiğini bozduğun içindir.

Doğrunun bir haysiyeti vardır.

Her doğru, doğru yerde “doğrulmak” ister. Yamuk bir arazide doğruyu arızalı hale getirmeye hiç kimsenin hakkı olamaz.

Doğrunun doğru mekanda dile getirilmesine “muktezayı hal” denir. Bu kurala “yerindelik” ilkesi de denilebilir.

Bu kavramın mefhum-ı muhalifi “yanlışın, yanlış yerde dile getirilmesi” değildir. Ama böyle yapmak, doğrunun yanlış yerde söylenmesinden daha iyidir. Hiç olmazsa doğrunun incinmesi bahse konu olmaz.

İŞID

Amerikalı bir yetkili Sureyi'nin kuzeyinde ortaya "çıkarılan" Müslüman görünümlü terör örgütü için “IŞİD ile mücadele 50 yıl sürebilir” demiş…

Şayet 50 yıl içinde Amerika diye bir ülke kalırsa tabii..

İkiz kulelerin yerle bir olduğu 2011 yılından beri Amerika dipten vuruluyor.

İDEAL

İdeal, ekmekten önce gelir. Kafa mideden daha yukarıdadır. Uçkur daha da aşağıdadır. Bunların hepsi beynin kontrolünde olursa şerefli insan örneği ortaya çıkar. Uçkurun emrinde olan bir beyin hayvanlaşır. Midenin rehberliğini kabul etmiş olan bir varlık mütekamil insan olamaz.

Fikri hür, vicdanı hür nesiller ancak Allah inancıyla gerçek özgür olabilirler.

Sarhoşluk iradeyi örter. Beyni uyuşturur.

NAZIM

Çevremizde bazı dostlarımız şair olarak Nazım Hikmet’i okuyor veya okutulmasını tavsiye ediyorlar.

Elbette herkesin beslendiği kaynaklar vardır. Temiz bir dimağdan çıkan mısralar seçici insanlar için daha faydalıdır kanaatindeyim.

Türk milletinin kadim değerleriyle beslenmeyen, müşterek kıymetlerine yabancı olan ve milletimizin mukaddeslerine karşı cepheden savaş açmış olanların mısraları zihinlerimizi kirletir….

Aslen bir Polonyalı Slav ırkına veya Yahudi bir aileye mensup olan Nazım Hikmet Verzanzky, orduyu isyana teşvik etmekten mahkûm olunca Moskova’ya kaçmıştır. Moskova’ya varır varmaz şunları söylemiştir;

“O kadar bahtiyarım ki! Söyleyecek kelimelerim çoktur. Ben bütün hayatımı, idealimi, aşkımı bu muazzam şehre borçluyum. Ben Sovyetler Birliğinin çocuğuyum. 24 yıl sonra bu büyük şehre gelirken tekrar asıl ve büyük vatanıma dönmüş oluyorum.

Türk kardeşlerim, çiftçiler ve işçiler, Yüce Stalin’in bayrağı al-tında Sovyetler ideali için de çarpışacaklardır.

Stalin benim için çok mühimdir. Gözümün ışığıdır. Fikirlerimin kaynağıdır. Beni o yarattı. Moskova’da onun büyük ismini taşıyan Üniversitede okudum. Her şeyimi ona borçluyum. O yalnız bütün dünyanın en büyük adamı değil, Şahsen bana aydınlık veren en büyük kaynaktır”.

Böyle düşünen bir kişinin mısralarına çocuklarını emanet edecek bir Müslüman Türk tasavvur edilemez.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT