1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Konya basınından ortak ses: Gazetecilik hak ettiği değeri bulamıyor
Konya basınından ortak ses: Gazetecilik hak ettiği değeri bulamıyor

Konya basınından ortak ses: Gazetecilik hak ettiği değeri bulamıyor

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla Konya’da görev yapan meslektaşlarımızdan “Gazetecilik” hakkındaki görüşlerini aldık. Arkadaşlarımızın ortak vurgusu, gazetecilik mesleğinin hak ettiği değeri bulamadığı yönünde oldu.

A+A-

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. 10 Ocak, 1961'de kabul edilen ve gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, ileri haklar getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği gün olarak kutlanıyor. Görevini Konya’da yapan meslektaşlarımızdan, bu günün kendileri için önemi ve gazetecilik mesleğini yapmak isteyenlere önerilerine kadar birçok konuda görüşlerini aldık.

"GAZETECİLİK PARA KAZANDIRMAZ"

Gazeteciliğin dışarıdan çok çekici, karizmatik bir meslek olarak görülse de, çok büyük sıkıntılarının da olduğunu bilmek gerektiğini dile getiren Yenigün Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Abdullah Akif Solak, "Özellikle gazetelerin kazançları oldukça kısıtlıdır. Bu mesleğin sefasını gazete sahipleri sürerken, cefasını ise sahada çalışan emekçiler yaşamaktadır. Çünkü haber alma-yayma konusunda mücadele eden gazeteciler, bunun karşılığını alamamaktadır. Mesleğe başlarken gazetecilik konusunda oldukça idealist biriydim. Ancak mesleğe başlamanın ardından öğrendiğimiz şartların ve ortamın, gazeteciliği "ideal meslek" olmaktan çıkardığını öğrendim. Bu manada, gazetecilik yapacak kişilere ilk önerim; gazeteciliği para kazanılacak bir alan olarak görmeden, isteyerek, severek, idealist bir bakış açısıyla benimseyecek kişilerin bu mesleği yapmasıdır" dedi.

abdullah-akif-solak-yenigun-gazetesi-...jpgYenigün Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Abdullah Akif Solak

İetişim Fakültesi diplomasının iş bulmada yeterli olmadığını belirten ATV Konya Bölge Müdürü İbrahim Doğan, "Ne yazık ki eline fotoğraf makinesi almadan iletişim fakültesinden mezun olanlar var. Kameranın kayıt tuşunu dahi bilmeyenler var. İletişim Fakülteleri’nde hevesli ve azimli arkadaşlar bir yerlere geliyorlar. Diğerleri ise diplomayı aldıktan sonra iş bulacaklarını zannediyor. Fakat diploma sizi iş sahibi yapmıyor" şeklinde konuştu.

ibrahim-dogan-atv-...jpgATV Konya Bölge Müdürü İbrahim Doğan

Yerel basının ekonomik yönden bazı sıkıntılarla mücadele ettiğini belirten Memleket Gazetesi Muhabiri Servet Çolak, “Gazetelerin ekonomisi düzgün olmayınca, gazetecilerin de ekonomisi doğal olarak sarsılıyor. Devletin bazı sosyal haklar konusunda basın çalışanları için daha fazla imkan tanıması gerekiyor. Basın çalışanları, kısıtlı ekonomik imkanlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Özellikle barınma konusunda TOKİ aracılığıyla basın çalışanlarına özel bir çalışma gerçekleştirilebilir” şeklinde konuştu.

servet-colak-memleket-gazetesi.jpgMemleket Gazetesi Muhabiri Servet Çolak

"GAZETECİLERİN ÖNÜNE ENGELLER ÇIKARILIYOR"

Gazetecilik mesleğini icra edenlerin dolaylı yoldan sansür gibi bazı engellerle karşılaştıklarını belirten Merhaba Gazetesi İstihbarat Şefi Emre Özgül, "Bir haber, kamuoyunu bilgilendirmek için yapılır. Öncelikli olan halkın talepleridir. Fakat medyada bu anlayış da zamanla değişti. Medya kuruluşlarının temel yayın politikası, ticari kaygılar çerçevesinde şekillenmeye başladı. İçinde bulunulan siyasi konjonktür, dönemin şartları, kurumlar arası ilişkiler haber yapmak konusunda gazetecinin önüne çeşitli engelleri çıkarabiliyor. Doğrudan olmasa da çoğu gazeteci, dolaylı yollar ile sansüre maruz kalabiliyor" dedi.

emre-ozgul-merhaba-gazetesi-...jpgMerhaba Gazetesi İstihbarat Şefi Emre Özgül

Kamudaki basın temsilcilerinin gazetecilikten gelmemelerinin bir sorun teşkil ettiğini belirten İbrahim Doğan, "Yaşam haberlerinde zaten birebir insanlarla muhatap oluyoruz. O tür haberlerde sorun yaşamıyoruz. Lakin kamu bilgilendirme noktasında hala eksikliklerin olduğunu biliyoruz. Bu da kamu kurumlarındaki basın müdürlerinin veya müşavirlerinin gazetecilik mesleğinden gelme olmamalarından kaynaklanıyor" dedi. Herkese sarı basın kartının verilmemesi gerektiğini söyleyen Servet Çolak, “Asıl işi gazetecilik olmayan bazı kişilere verilen sarı basın kartı, bu işin gerçek sahiplerinin değerini düşürüyor. Basın kartı yönetmeliğinin çok iyi irdelenmesi gerekiyor” dedi.

“GAZETECİLİK SIFATI GASPEDİLİYOR”

212 sayılı yasanın hakkıyla uygulanmadığını dile getiren Yeni Haber Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Seyfullah Koyuncu, “Yasa ile ilgili bir destek ya da yaptırım varsa uygulamalı. 212 sayılı yasanın getirdiği bazı sorumlulukların dışına çıkan gazeteciler; teröre bulaşanlar, mesleğin ayrıcalıklarını kötü işler için kullananlar elbette yargılanmalı. Ama onun dışında; gazeteciler, 212 sayılı yasanın getirdiği teşvikler ve jestlerden de faydalanmalı. Madem 212 sayılı bir yasamız var, o halde bu yasanın üzerine yoğunlaşmak gerekiyor. 212 sayılı yasa bir akreditasyondur aynı zamanda. Gazeteci olup, olmamak bu yasa bünyesinde düzenlenmeli. Bunun bir ayırımı olmalı. Herkes 212 sayılı yasa kapsamına alınmamalı. 212 sayılı yasaya tabi olmayanların, hatta sigortası bile olmayanların; sosyal medyada iki tweet atıp, mavi tik alıp ya da sıradan bir internet sayfası açıp gazeteciyim diye ortalıkta dolaşması büyük bir haksızlıktır. Devlet kurumları ve özel işletmeler de muhatabının gerçek bir gazeteci olup, olmadığını bu kriterlere göre belirlemeli. Basit bir internet sitesi ve bir mavi tikle her şeyi söyleyen, kamu adına hüküm veren kişiler var. Bilgi ve birikim olmadan, bu işe yıllarını vermeden, ya da eğitimini almadan ortaya çıkan herkese gazeteci muamelesi yapılıyor. Bu yapılan, her şeyden önce bu mesleği hakkıyla yapanlara karşı büyük bir haksızlık oluşturuyor. Bu işe alın teri döken, dirsek çürüten, ömrünü veren meslektaşlarımızın hakları, diğerleri tarafından haksız bir şekilde gasp ediliyor. Basın kavramı ile gazeteci kavramı ayrı değerlendirilmeli. Bir gazeteciyle; reklamcı, radyocu, matbaacı bir tutulmamalı. Mesela internet yasası ile ilgili bir şeyler yapılmalı. İnternet haberciliği noktasında çok önemli kriterler, şartlar ortaya koyulmalı ki, bu noktada da işini hakkıyla yapanlar diğerlerinden ayrılmalı. Sarı basın kartı konusunda da söylenecek çok şey var. Sarı basın kartının hiçbir değeri yok mesela şu anda. Sarı basın kartını herkese vermek değil, hak edene vermek asıl başarıdır. Mesleğin hiçbir kıymeti harbiyesi kalmıyor. Tüm bu saydıklarım yerine getirilmediği için İletişim Fakültesi okumanın da hiçbir anlamı olmuyor” diye konuştu.

seyfullah-koyuncu-yeni-haber--gazetesi.jpgYeni Haber Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Seyfullah Koyuncu

"HAYALLER İLE GERÇEKLER FARKLI"

Eğitim hayatındayken gazetecilerin birçok haklarından bahsedildiği fakat mesleği icra ederken bunun karşılığını anlatıldığı gibi göremediklerini söyleyen Emre Özgül, "İletişim Fakültesi’nde okurken, İletişim Hukuku dersi alırdık. Bu derste gazetecilerin inanılmaz haklara sahip olduğu anlatılırdı. İster istemez anlatılanlar hoşumuza gidiyordu. Oysa mesleğe girdikten sonra gördüm ki, kitaptaki bilgilerin hiç birinin sahada yeterince karşılığı yokmuş. Bu durum, zamanla insanda hayal kırıklığına sebebiyet veriyor. Eğer gerçekten mesleği seven birisi değilseniz, bu durum sizin meslekten uzak kalmanıza bile sebep olur” dedi. Gazetecilere verilen imkanların daha çok artması gerektiğini dile getiren İbrahim Doğan, "Eskiden sarı basın kartlarına daha büyük imkanlar, daha büyük kolaylıkların sağlandığını biliyoruz. Ancak şu an biz yalnızca otopark ve ulaşım imkanlarından yararlanabiliyoruz. Tabi bir de gri pasaport ile vizesiz yurt dışı gibi önemli bir kolaylık var. Emeklilikte yıpranma payı var. Ama yine yaşı beklemek gerekiyor. Yalnızca pirim diğer sigortalılara göre daha erken doluyor. Yaşı beklemek zorundasınız. Çok büyük bir anlamı yok. Gazetecilik mesleğini kamu görevi olarak nitelendiriyorsak imkanların ve şartların daha iyi olması gerekiyor" şeklinde konuştu.

“10 OCAK BİR ŞEY İFADE ETMİYOR”

10 Ocak tarihinin fazla bir şey ifade etmediğini dile getiren Abdullah Akif Solak, “Bu tür günlere inananlardan ve bugün kendini özel hissedenlerden değilim. Eğer yaptığınız işi, hakkını vererek yapıyorsanız, sizin için yılın 365 günü Gazeteciler Günü olur” dedi. 10 Ocak'ın diğer günlerden farklı olmadığını dile getiren Emre Özgül, "10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü,  fedakâr gazetecilerin aralıksız, yağmur, çamur, kar ve kış demeden haber peşinde koşturduğu sıradan bir gündür. Bu anlamda bizim için diğer günlerden pek bir farkı yoktur. “Hiç mi farkı yok?” derseniz de sadece fazladan kutlama mesajları aldığımızı söyleyebilirim" şeklinde konuştu. Gazetecilerin günü olsa da bu mesleği icra edenlerin kendi günlerinde de çalışmak zorunda olduğunu kaydeden İbrahim Doğan, "Gazetecinin boş veya tatil günü olmaz 7 gün 24 saat mesai yapar gerekirse... Biz bu mesleğe başladığımızda büyüklerimiz; “Günün 25 saati çalışmanız gerekiyor” demişlerdi. Gerçekten mesleğin içerisine girdiğimizde 25 saat çalışmamız gerektiğini anladım. Her özel gün genellikle kapsadığı meslekler için resmî tatil niteliğindedir. Ancak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, adından da anlaşıldığı gibi gazetecinin o gün de çalışması gerektiğini gösterir!" dedi. Servet Çolak ise, "10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, sadece bir tarih olarak takvimde yer kaplıyor. Onun dışında, gazeteciler sadece 10 Ocak’ta hatırlanıyor" ifadelerini kullandı.

HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU / YENİ HABER GAZETESİ

HABERE YORUM KAT

1 Yorum