1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Kudüs için sinsi plan!
Kudüs için sinsi plan!

Kudüs için sinsi plan!

Müslümanlar için en önemli şehirlerin başında gelen Kudüs ile ilgili ABD’nin “başkent olarak” tanıma ve “büyükelçiliği Kudüs’e taşıma” isteği Müslümanları kızdırdı. Trump’un Başkanlık koltuğunu sağlama almak için böyle bir karar aldığı dile getiriliyor.

A+A-

ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı, İslam dünyasının büyük tepkisini çekti. “Kudüs’ün başkent olması” vaadini ABD Başkanı Trump, İsrail lobisini yanına çekebilmek için Başkanlığının tartışılmaya başladığı günlerde gündeme getirmişti. Eleştiriler de biranda kesilmişti. Hatta ABD’nin en büyük gazetelerinden olan New York Times’in başyazarı da geçtiğimiz günlerde, Kudüs’ün İsrail’e ait olduğunu ileri sürerek, başkent olmasının doğru olduğu yönünde algı oluşturma bilgisini yaydı. Uzmanlar, Trump’un Başkanlığını garantiye almak adına böyle bir karar alma gereksinimi duyduğunu aktararak, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması halinde, İslam devletinin Kudüs topraklarında son bulabileceği uyarısında bulundu.

8-1-5-009.jpg

TRUMP’UN KOLTUK SEVDASI AÇIKLAMASI

Selçuk Üniversitesi Güvenlik ve Savunma Stratejileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü, Yrd. Doç. Dr. Erdal Arslan ise, “Bu karar ile Trump aslında kendi Başkanlığını garanti altına almış oluyor. Trump, Başkan olma sürecini “Tanrı’nın bir göstergesi” olarak kabul ediyor. Böyle hareket ediyor. Bu doğrultuda Trump’un yaptığı her hareket, dünyayı dengesizleştiriyor. Fakat İsrail bu durumdan çok memnun. Trump, Başkan seçildikten sonra Başkanlığı tartışılırken, “Büyükelçiliği Kudüs’e taşıyacağına” dair açıklama yaptı ve bu açıklama sonrası Başkanlık ile ilgili tartışmaları biranda durdu. Trump’un Başkanlığı’nın tartışılmaz hale gelmesinin sebebi bu vaattir. Bu durum çok önemlidir. Burayı görmek gerekiyor.” diye konuştu. 

8-1-3-034.jpg

MÜSLÜMAN ÜLKELER İZİN VERMEMELİ

Yrd. Doç. Dr. Arslan, “ABD’nin bu kararı, İsrail’i tam manasıyla meşrulaştırmış olur. Ayrıca Filistin devletine de hukuki olarak son vermiş olur. 1947’de kurulan ve başkenti Telaviv olan İsrail’in işgalci pozisyondan çıkıp, Filistin devletini yok etmesi manasına gelir. Filistin toprakları, ilhak edilmiş olur. Hiçbir Müslüman devlet, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasına izin vermemeli. Müslüman ülkeler, buna karşı olduklarına dair açıklamalar yapıyorlar. İsrail, ne kadar 1947’de kuruldu gibi görünse de başkenti Kudüs’e taşıması ile birlikte asıl İsrail devletini kurmuş  ve İslam devletine, Filistin devletine Kudüs topraklarında son vermiş olacağını iyi görmek gerekiyor. Çok önemli detaylardır bunlar. Şuan Orada İslam devleti vardır.” şeklinde konuştu.

8-1-4-028.jpg

İKTİDAR OLDU MUKTEDİR OLAMADI

Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar ise, “İslam dünyası kendi içerisinde param parça olmuş durumda. Şu an İslam dünyasının istese bile oluşumu engelleyebilecek bir tepki bir etki üretemeyeceği hesabındalar. Diğer tarafıyla Trump özellikle ABD’de iktidar olduğundan beri gerçek anlamda iktidar olamadı. Yani iktidar oldu ama muktedir olamadı. Sürekli üzerine hukuki olarak geliyorlar, siyasi olarak geliyorlar, stratejik olarak geliyorlar. Müesses nizam Trump’ı kendi istediği gibi yönetme ve yönlendirmeye çalışıyor. Trump’ın Amerika’daki en güçlü lobinin desteğine ihtiyacı var. Burada da kimi görüyoruz? İsrail kökenli Yahudi lobisinin desteğini kendi arkasına almayı istiyor. Bunun için tabi bir şeyler yapması lazım. Bu noktada zaten coğrafya fitneye fesada düşmüş birbirine girmiş ve zayıflamış durumda. Onun için de Kudüs’ü başkent ilan etme sürecini başlatmış durumdadır.” dedi.  

dusuk_riskle_faiz_indirimi_1511158137_1734.jpg

ERDOĞAN NET KONUŞTU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ürdün Kralı 2. Abdullah ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan'ın gündeminde Kudüs vardı. Erdoğan, "Kudüs konusunda Ürdün'le aynı hissiyattayız. Yanlış adım İslam aleminde infiale sebep olacaktır. Kudüs tüm Müslümanların Harem-i İsmeti'dir, gözbebeğidir. Bunu gözardı eden her yaklaşımın sonu hüsrandır. İslam dünyasının Kudüs'ün statüsünün korunmasında beraber hareket etmesi çok önemlidir. Buradan tüm dünyaya şu çağrıyı yapmak istiyorum: Kudüs'ün hukuki statüsünü değiştirecek her türlü adımdan uzak durulmalıdır. Böyle bir adım sadece terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürecektir." dedi. Ürdün Kralı 2. Abdullah da, "Böyle bir karar terörle mücadeleye zarar verecektir" ifadelerini kullandı. 

filistin-gazze-kudus-israil.jpg

İSRAİL YILLAR ÖNCE PLAN YAPMIŞ

İngiliz himayesinin bitim tarihine yakın, Birleşmiş Milletler 1947 Bölüm Planı, Kudüs’te farklı bir uluslararası rejim olmasını tavsiye etti. Plana göre şehir, Birleşmiş Milletler gözetimi altında bölünecekti. Beyt-ül Lahim’in de içinde olduğu bu uluslararası rejim 10 yıl yürürlükte olacaktı ve 10 yılın sonunda şehirde yaşayanlar bir referandumla şehrin rejimi hakkında karar vereceklerdi. Plan yürürlüğe, 1948 savaşı nedeniyle giremedi. İngilizler Filistin’den çekildi ve İsrail bağımsızlığını ilan etti. Savaş, şehirdeki Arap ve Yahudi nüfuslarının yerlerinden edilmelerine sebep oldu. 28 Mayıstaki Arap lejyonlarının Yahudi kesimi işgal etmeleriyle, bin 500 kişi yaşadıkları yerden kovuldu ve birkaç yüz kişi mahkûm edildi. Savaşın sonunda İsrail Arap yerleşim kesimlerinin 12 sini ele geçirdi. Yaklaşık 30.000 sığınmacı durumuna geldi. 1948 savaşı Kudüs’ün bölünmesine sebep oldu.

1980’DE BAŞKENT SEÇTİLER

Eski duvarla çevrili şehir Ürdün tarafında kaldı. Kasım 1948’de kimseye ait olmayan bir alan Doğu ve Batı Kudüs arasında oluşturuldu. İsrail güçlerinin kumandan Moshe Dayan ve Ürdün kumandanı Abdullah el-Tell ile buluşup pozisyonlarını bir harita üzerinde kararlaştırdılar. Bu çizilen harita, resmi olmasa da 1949 yılındaki ateşkesteki sınır dağılımına karar verdi. İsrail’in kurulumdan sonra Kudüs başkent olarak ilan edildi ve Ürdün 1950 yılında Doğu Kudüs’ü ele geçirdi ve 1953 yılında Ürdün’ün ikinci başkenti olarak şehri ilan etti. Sadece İngilizler ve Filistinliler Ürdün yönetimini tanıdı. Altı Gün Savaşlarında İsrail Savunma güçleri Doğu Kudüs’ü ele geçirdi. 27 Haziran 1967’de İsrail Doğu Kudüs üzerindeki yönetim gücünü artırdı ve Kudüs belediyesine dâhil etti. 1980 yılında, İsrail Kudüs Kanunu geçirdi ve bu kanuna göre Kudüs, İsrail’in bölünmez başkenti oldu. Şehirdeki Araplara vatandaşlık verildi ve istemeyenlere daimi oturma izni verildi.

TRUMP’UN BAŞKANLIK VAADİ

ABD Başkanı Trump, Manhattan'daki Trump Tower'da bulunan konutunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüştü. Trump'ın seçim kampanyası merkezinden yapılan açıklamada, toplantıda İran ile nükleer anlaşma, DAEŞ'e karşı mücadele, ABD'nin İsrail'e askeri desteği ve diğer güvenlik konularının gündeme geldiği belirtildi. İki ismin İsrail halkının komşularıyla adil ve sürekli barış istediği konusunda hemfikir olduğuna işaret edilen açıklamada, "bölgede barışın ancak Filistinlilerin nefret ve şiddetten vazgeçerek İsrail'i bir Yahudi devleti olarak kabul etmesiyle sağlanabileceği" ileri sürüldü. Trump'ın, başkan seçilirse İsrail'in başkenti Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma sözünü de verdiği aktarılan açıklamada, "Trump, Kudüs'ün Yahudi halkının 3 bin yıllık ebedi başkenti olduğunu benimsiyor. ABD, Trump yönetiminde Kongre'nin uzun süre önce verdiği Kudüs'ü İsrail'in bölünmemiş başkenti olarak tanıma kararını kabul edecek" ifadelerini kullanıldı.

Salih KÖPRÜLÜ / YENİ HABER

HABERE YORUM KAT