1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın

  3. Küresel Siyaseti Sinema İle Okumak
Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın

Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın

Yazarın Tüm Yazıları >

Küresel Siyaseti Sinema İle Okumak

A+A-

Günümüz küresel sisteminin yapısını ve uluslararası ilişkilerde söz sahibi olan aktörlerin bugünkü konumlarına nasıl ulaştığını anlamak için tarihsel derinliğe vurgu yapan sinema ile küresel siyaset arasındaki ilişkiye dönük olarak konuyla ilgili bazı önemli filmlerden bahsedebiliriz.

Çalışmanın sonunda yer verilen sinema filmleri, büyük devletlerin bugünkü konumlarını nasıl elde ettiğini anlamaya dönük bir çabanın sinema aracılığıyla da gösterilebileceğini hatırlatmaktadır.

Böyle bir yöntemle günümüz siyasal ve ekonomik sistemi açısından –çok da “nokta atışı” bir sonuca ulaşılamasa da– burada sunulan sinema filmleri, günümüz dünyasını anlamaya çalışmakta önemli ipuçları sunacaktır.

Sinema ile küresel siyasetin ipuçlarını veren bazı filmler:

1. Küresel siyasette Birleşik Krallıkla ilgili izlenebilecek filimler: The Secret Commonwealth, 2012; Son Savaşçı, 2010; Zoraki Kral, 2010; Elizabeth: The Golden Age (1533–1603) / Elizabeth: Altın Çağ; The New Britain, 1940; The Destiny of Britain, 2007; Mysterious Britain, 1997; Robin Hood.

2. Hindistan ve Pakistan’ın küresel siyasetteki konumları ile ilgili izlenebilecek filimler: Hindistan’da Bir Geçit, 1984; Mr. Jinnah: The Making of Pakistan, 1997; Train to Pakistan, 1998; Gandhi (Bapu, Baba) / Mahatma Gandi

3.Libya özelinde küresel siyasetle ilgili izlenebilecek filimler: A Yank in Libya, 1942; Italian Libya, 1937; Afrika, 1973; Lion of the Desert/Çöl Kaplanı (Ömer Muhtar)

4. Haçlı seferleri bağlamında küresel siyaseti anlamak için izlenebilecek filimler: Indiana Jones: Son Macera, 1989; The Crusader, 1911; The New Crusaders, 2001

5. Japonya ve Samuraylık bağlamında küresel siyaseti anlamak için izlenebilecek filimler: Yedi Samuray, 1954; 2. Alacakaranlık Samurayı, 2002; 3. Samuray’ın Gözyaşları, 1995; The Last Samurai / Son Samuray

Ele alınan bu filmlerden ulaşılan sonuçlara kısaca bakıldığında ise;

Devletlerin kimliğini, siyasetini ve uluslararası ilişkilerde davranışlarını anlamaya dönük bir çabanın, tarihsellikten ve içinde bulunulan sosyal, kültürel, ekonomik ve coğrafîk şartlardan hariç düşünülemeyeceğidir.

Bir devletin bir diğer devleti işgal etmesi durumunda işgale direnen tarafa, “isyancı”, “terörist” ve benzeri sıfatlar atfedilirken, işgal eden taraf ise, “muzaffer”, “fatih” gibi sıfatlarla anılmak istenmektedir. Bir devlet için “fetih” olan bir girişim, bir başka devlet için “işgal” olarak tanımlanmaktadır.

Günümüz küresel siyasetinde lâiklik genel bir söylem olmakla birlikte, devletlerin hem tarihselliklerinden hem de içinde bulunduğu mevcut şartlarından kaynaklı olarak dindarlık ve kutsal olana atıfta bulunma göz ardı etmedikleri bir unsurdur.

Şiddete, haksızlığa, adaletsizliğe ve zulme dayalı olan her aktivizm nihayetinde yenilmeye mahkûmdur. Adalet ve hak prensiplerine dayalı ve şiddet içermeyen unsurlar taşıyan her aktivizmin ise nihayetinde galip geldiği müşahede edilmektedir.

Barış, adalet, hürriyet ve insan hakları gibi temel unsurlar ise kesin surette evrenseldir ve tüm insanlar için aynı şekilde geçerlidir.

Batı’nın tarih boyunca giriştiği savaşlar genellikle “din uğruna” yapıldığı iddia edilse de, bu mücadelelerin ticarî amaçlardan muaf olması ve sosyo-kültürel yaşamı etkilememesi ise pek mümkün değildir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum