1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. KÜRESEL TERÖR ŞEBEKESİNİN ANATOMİSİ
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

KÜRESEL TERÖR ŞEBEKESİNİN ANATOMİSİ

A+A-

Türkiye'ye karşı girişilen iç savaş, kaos, yok oluş saldırısını Türk Milleti şanlı bir direnişle, istikrarlı bir dirençle püskürttü. Küresel terör şebekesi Fetonun 40 yıllık devleti ele geçirme mücadelesinin finali denilebilecek olan askeri kalkışma, tamamen Türkiye'yi Siyonizm'in maşası haline getirmek adına giriştiği kanlı bir intihardı. Bu yapı Türkiye Cumhuriyeti ve CIA'nin giremediği ülkelerde maymuncuk görevini yerine getiriyordu. Türkiye ne kadar Amerika ve NATO'nun müttefiği olsada, üst akıl Türkiye'yi Siyonizm'in maşası haline getirmek istedi. Bunun yanında İslam dinini dinlerarası diyalog, reform çalışmaları gibi sapık fikirlerle tahrif etmeye çalıştılar. İslam'ın özünü yok edip, tatlı su Müslümanlar'ı topluma kazandırmak istediler. Allah katında hak din İslam'dır ayeti kerimesine savaş açtılar. Kelime Tevhidin 2.kısmı olan Muhammedur Rasullulaha

(HZ.Muhammed (SAV) Allahın rasulu, elçisi ve kuludur) savaş açtılar. İslam'ı tamamen Siyonist, Neocon ve Haçlı beyinlerin isteği üzerine tahrif ve asimile etmeye çalıştılar. fETO tamamen Kuran, Sünnet dışı bir hareket olduğu ilk çıktığı zamandan beri ortadaydı. Fetonun iki amacı vardı:

İslam'ı tahrif etmek. Reformist görüşleriyle insanların akaidine darbe vurmaktı. Batı ve Amerikan basını Feto için İslam Aleminin Martin Luther Kingi benzetmesini defalarca dile getirdi. Fetonun bu amaçla yetiştirildiği ortada. Papanın kaybolan kardinali olduğu ispatlandı. Daha doğrusu kasıtlı olarak kayboldu, Neoconlar aracılığıyla. Pensilvanya'da yaşamasının ise çok değişik bağlantılar yüzünden olduğu ortada. Pensilvanya Moon tarikatının ana merkezi. Bu tarikatta Paralel Yapı gibi gizliliği kaide edinmiş, mensuplarının kurumlara, cemaatlere gizlice sızma amaçları var. Bu tarikat çalışmalarını tüm dünyada titizlikle devam ettiriyor. Paralel Yapı bu tarikatle güçlü bağları bulunmakta.

İkinci amacı Türkiye Cumhuriyeti devletini Neoconlara teslim etmek. CIA'nin giremediği ülkelere bu yapı okulları aracılığıyla girip CIA'ye bilgi paylaşımında bulunuyor. O ülkeleri de ele geçirme mücadelesine giriyor. Kırgızistan örneğinde gördüğümüz üzere başarılıda oldular.

Peki Türkiye'de Feto ve yapısı nasıl bugünlere böyle güçlü geldi.

Feto kendisini Bediüzzaman Saidi Nursi hazretlerinin talebesi olduğunu iddia etti. Nurcu bir hoca görünümünü verdi kamuoyuna. 1960 ve 1970'lerde ülkenin değişik yerlerinde vaizlik görevini yürüttü. Fetonun öne çıkması 1980 darbesinden sonra oldu. 1980 darbesinde her siyasi partiye ve her camiaya dokunulurken bu Fetoya kasıtlı olarak dokunulmadı. Amerika projesini tam bu zamanda fiili olarak yürürlüğe koydu. Darbecilere bu yapıya dokunulmaması ve devlet kurumlarında güçlendirilmesi talimatı verildi. Seksenlerde devlet kurumlarına toplu olarak girmeye başlayan bu yapı, ülkeyi ele geçirmenin adımlarını attı. Özal zamanında güçlenen bu yapının sapık başı Feto, artık vaazlarıyla, salya sümük ağlamalarıyla kitleleri kandırmaya başladı. Tam bu zamanda sapık fikirlerinide yavaş yavaş ortaya atmaya başladı. Ama şunu belirtmek lazım ki Kuran ve Sünneti hayatının merkezine alan, Kuran ve Sünnet bakış açısıyla olaylara bakan sağlam Müslümanlar bu sapığa ve yapısına her zaman karşı oldular, aralarına mesafe koydular ve bunlarla mücadele ettiler. Erbakan hoca hiç bu sapıkla bir araya gelmedi. Bu yapının her zaman Yahudi uşağı olduğunu dile getirdi. İşte bu okyanus ötesi sapığı Türkiye'de ki tüm siyasi liderlerle bir araya geldi ve o liderleri kendi menfaati adına kullandı. Tabi ki Erbakan hoca hariç. Bu büyümesini her alanda sürdüren Feto, yavaş yavaş asıl amacına yaklaşıyordu. (Aileler çocuklarının iyi yerlere gelmesini, zengin olmaları için çocuklarını bu yapıya yolladılar. Amaçları dinini yaşatıp, yaymak değildi; Amaçları tamamen dünyeviydi. Feto militanlarını böyle elde ediyordu. )

28 Şubat darbesinde Siyonist generallere tam destek veren, Erbakan hocayı tamamen yıkmak amacıyla demeçler veren Okyanus Ötesi Canavarı İslam düşmanlarıyla aynı tarafta yer aldı. İslam düşmanı Çevik Bir için intihar ederim dedi.

Bu terör örgütü kendisinin önünü kapatan, İslam'ın sağlam savunucuları olan hocaları, CIA, MOSSAD, Neoconların rahatsız olduğu Müslümanların tek tek önünü kesmek amacıyla suikastlere girişti. 28 Şubatçılarla işbirliği yaptı.

Risale Nur hareketinin öncüleri olan 5 hocanın kalp kriziyle vefat etmesi akıllara Fetoyu getirdi. Fetonun bu hocalara tehdit yağdırdığı ortadaydı. Mustafa Sungur hocaefendinin bu yapının Risalei Nurları tahrif ettiğinden dolayı bu terör örgütüne beddua ettiği bilinen bir gerçek. İşte Feto rahatsız olduğu için bu hocalara suikast yaptığı ciddiye alınacak bir iddia. http://m.haber7.com/guncel/haber/2063776-fetonun-tehdit-ettigi-alimlerin-supheli-olumu. Bu haberde sayın Sait Yüce'nin anlattıkları çok önemli. Merhum Şehit Mahmud Esad Çoşan Hocaefendiye yapılan suikastin arkasında da Paralel Yapının bulunduğu defalarca dile getirildi. Bayram Ali Öztürk hocaya yapılan suikastın arkasında da Paralel Yapı var.

28 Şubat darbesinde İskenderpaşa cemaati, İsmailağa cemaati, Menzil cemaati, Milli Görüş hareketi, Risalei Nurcular ve tüm cemaatler zayıflarken bu Paralel Yapıya hiç dokunulmadığı gibi 28 Şubatçılar tarafından güçlendirildi.

Bu projeyi tamamen deşifre etmek için ve anlamak için Esad Çoşan hoca, Bayram Ali Öztürk hoca, Bedri İncetahtacı, Recep Yazıcıoğlu, Gaffar Okan, Muhsin Yazıcıoğlu suikatlerini ve hatta hatta Turgut Özal suikastini iyi incelemek lazım. Uludere katliamının arkasında da bu terör örgütü çıktı.

JİTEM ve Feto ilişkiside tam olarak deşifre edilmeli. Güneydoğuda işlenen faili meçhul cinayetlerinde de Fetonun parmağı var...

İşte Yahudi mantığıyla hareket eden Bu terör örgütü herkesi yok edip sadece kendisinin güçlü olmasını isteyen bir sapıkça anlayışa sahip.

                                                                                                                        

İşte bu anlayış 15 Temmuz günü harekete geçti. Kanlı bir darbe girişiminde bulundu. Millet püskürttü bu teröristleri.

Ama çok tehlikeliler.

Çok sinsiler.

Halen ikinci bir darbe girişimine kalkışacak gücü var.

Bu terör örgütü;

Gayrımeşrudur.

Soysuzdur.

Okyanus ötesi canavarıda

Baş soysuzdur.

 

15 Temmuz İç Savaş Girişiminde Aklımda Kalan Soru İşaretleri

 

Küresel terör örgütü Fetonun kanlı iç savaş girişiminden sonra aklımda bazı soru işaretleri ortaya çıktı. İşte aklımda kalan soru işaretleri:

1-) Hulusi Akar'ın tutulduğu Akıncı Hava Üssünden bir haber geçildi. Hulusi Akar kurtarıldı diye. Ama Akıncı Hava Üssünün kurtarılması Hulusi Akarın kurtarılmasından sonra gerçekleşiyor. Akıncı Hava Üssü kurtarılmadan Hulusi Akar nasıl kurtarıldı? Hulusi Akar serbest bırakıldı deseler, tamam anlayacağım. Peki neyin karşılığında serbest bırakıldı?

2-) Hulusi Akar'ın kardeş kardeş geldiği Mehmet Dişli darbeci diye tutuklandı. Darbeci Mehmet Dişli ile böyle yan yana geliyorlarda ya Mehmet Dişli darbeci değil ya da bu olay da başka bir nane var!

3-) Darbeciler Hulusi Akar'ı sadece boğazını kemerle sıkıp bırakmaları normal mi? Gözü dönmüş bu teröristlerin Hulusi Akar'a hiç işkence yapmadan bırakmaları bana tuhaf geliyor. Düşünün reisi bile öldürmek için elinden geleni yapan bu yapı düşman belledikleri Hulusi Akar'ı böyle basit bir boğazı kemerle sıkarak bırakmazlar. Bu caniler isteseydi Hulusi Akar'ı öldürürlerdi. İşte nasıl bu kadar basit şekilde sorguladılar?

4-) O gece ile alakalı tüm olayların görüntüleri ortaya çıktı. Peki niye Hulusi Akar'ın kaçırılma görüntüleri ortaya çıkmadı? Koskoca Genelkurmaydan kaçırılacaksın ama görüntüleri olmayacak.

5-) Hakan Fidan Hulusi Akar'ı bilgilendirdiği halde Hulusi Akar niye önlem almadı?

6-) Amerika Genelkurmay Başkanı Dunford, Hulusi Akar için; biz Hulusi Akar ile her zaman görüşüyoruz. Hulusi Akar kadim bir dostumdur demesi tuhaf değil mi? Çünkü bu darbenin arkasında ABD'nin olduğu kesinleşti. İşte ABD'nin askeriyedeki 1 numarasının Hulusi Akar'a bunları demesi tuhaf.

7-) Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ, Işık Koşaner, Necdet Özel ve Hulusi Akar'ın özel kalem müdürleri Paralelci çıktılar. Peki 28 Şubat sürecinin kudretli genelkurmay başkanı Siyonist İsmail Hakkı Karadayı'nın özel kalem müdürü HULUSİ AKARDIR. 1994-1997 arasında özel kalem müdürlüğü görevini yerine getirmiştir. İsmail Hakkı Karadayı gibi birisinin yanında 3 yıl görev yapan birisi ya huyundan ya suyundan alır....... Bu da benim için bir soru işaretidir.

8-) TSK'nın yaptığı 2 açıklama aklıma takıldı. Birincisi darbecilerin TSK'nın içinde sadece yüzde 1,5 demeleri yine tuhafıma gitti. Böyle bir kanlı darbe kalkışması olacak, o kadar değişik rütbelerden asker tutuklanacak, TSK çıkıp bu darbede rol alan terörist sayısı sadece yüzde 1,5 diyecek. Emin olun TSK'da darbecilerin oranı en az yüzde 70'dir. İstisnalar kaideyi bozmaz, tüm ordu sorunludur. İkinci tuhafıma giden açıklamada, TSK Akın Öztürk'ü aklamaya çalışıyor. TSK darbecileri niye aklama derdine düştü?

9-) MİT Reise haber vermemesinin sebebini, darbe olacak bilgisini tam teyid sistemini gerçekleştiremedik işte ondan haber vermedik diyorlar. Peki tam teyid etmediyseniz niye Genelkurmaya bilgi verdiniz? Bilgiyi saat 17:30'da vermişsiniz. Peki reise niye bir türlü bilgi verilmedi?

10-) Paralel Yapının 2 numarası olan, Fetonun kara kutusu olan Adil Öksüz polislerce gözaltına alınıyor. Üstüne tutuklanıyor. Ama mahkemeye çıkarılıp salıveriliyor. Ve sırra kadem basıyor. Soracağım soru şu: Adil Öksüz niye bu kadar hızlı bırakıldı? Adil Öksüz gibi birisi niye bu kadar basit bir şekilde bırakılıyor? Ya da kimler neyin karşılığında serbest bıraktı? Bu kadar basit mi bu işler? Bu ülkenin hukuk mevzuatları yok mu? Burası Muz Cumhuruyeti mi?

 

Fetoyu Yenikapı'ya Gömdük

 

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin ardından Reis, Başbakanımız, Meclis başkanı, Diyanet İşleri başkanı, Genelkurmay başkanı, Bahçeli reis ve Kılıçdaoğlu'nun milli irade nöbetini taçlandırmak ve Emperyalistler'e göz dağı vermek amacıyla geçtiğimiz pazar günü İstanbul Yenikapı'da Türkiye tarihinin en büyük mitingini yaptı. Bu miting ilklere sahne oldu. Türkiye hükümeti, muhalefeti ve tüm halk birlik içerisinde oldu. Diyanet İşleri başkanı ve Genelkurmay başkanı ilk defa sivillere böyle önemli bir dönemeçte hitap etti. Askeriyenin başı ilk defa milletle bir araya geldi. Millete hitap etti.

Feto bu mitingden sonra hiç bir payesi kalmadı. İtibarı kalmadığı gibi vatanımıza ve milletimize karşı da artık başarılı bir operasyon gerçekleştiremez. Türkiye'yi bölük pörçük etmek istedi, tersine Türkiye daha fazla kenetlendi. Ülkemiz tarihinin en birlik ve beraberlik dönemini yaşıyor. CIA ve Emperyalistler'in köpeği Feto rezil oldu. Bu yapı zelil oldu. Mahvoldu.

Gelelim Reisin bu mitingde verdiği mesajlara:

11. Cumhurbaşkanımız Sayın Gül, parlamentomuzun değerli başkanı Gazilik şerefine ikinci defa nail olan TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman, Sayın Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan, Sayın Genelkurmay Başkanımız, Sayın CHP Genel Başkanı, Sayın MHP Genel Başkanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sayın Başbakanı, değerli misafirler, sevgili İstanbullular, 81 vilayetimizde meydanlarda bizleri takip eden kıymetli vatandaşlarım, dünyanın dört bir tarafında gönlü bizimle olan kıymetli kardeşlerim, 15 Temmuz gecesi bir kez daha istiklali ve istikbali için, canı pahasına ülkesini FETÖ'ye, işgalcilere teslim etmeyen aziz milletim, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında 15 Temmuz gecesi, sokaklara meydanlara inerek, namlulaların, tankların, helikopterlerin, uçakların karşısına dikilme cesareti gösteren tüm kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Bu kardeşlerimizden, 172'si sivil, 63'ü polis, 5'i asker olmak üzere 240'ı şahadet makamına ulaştılar. Allah'tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Yine o gece kahramanca darbecilerin üzerine yürüyen kardeşlerimizden 2195 tanesi gazilik rütbesine ulaşmıştır. Tedavileri süren yaralılarımıza Rabb'imden şifalar niyaz ediyorum.

O gece adeta ölümü öldürerek sokakları, meydanları dolduran milyonlarca vatandaşımız içinden şehitlik ve gazilik şerefine nail olanlar isimlerini tarihe altın harflerle yazdırdılar. Vatan uğruna verilen mücadelede bu rütbelere ulaşabilmek her zaman elde edilebilecek bir ayrıcalık değildir.

Ne diyor İstiklal şairimiz, "kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı cananı, bütün varımı alsın da hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda!"

15 Temmuz gecesi meydanları dolduran kardeşlerimizin her birinin vatanımızın korunmasında payı vardır. Onun için diyorum ki 79 milyon olarak hepimizin gazası mübarek olsun.

ŞU GÖRÜNTÜ ONLARI EN AZ 16 TEMMUZ SABAHI KADAR KAHRETMİŞTİR

Şimdi bugün burada Genelkurmay Başkanıyla, Yenikapı Meydanı'nda Cumhurbaşkanıyla, Başbakanıyla, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanlarıyla, 81 vilayetimizdeki her görüşten, her meşrepten insanımızla verdiğimiz şu görüntü var ya işte bu görüntü inanın bana ülkemizin düşmanlarını en az 16 Temmuz sabahı kadar üzmüştür, kahretmiştir.

İŞLERİNİN ÇOK DAHA ZOR OLDUĞUNU GÖRDÜLER

15 Temmuz, dostlarımıza bu ülkenin sadece siyasi, ekonomik, diplomatik saldırılara değil, aynı zamanda askeri sabotajlara karşı da güçlü olduğunu, yıkılmayacağını, rayından çıkmayacağını göstermiştir. Aynı gece Türkiye'nin yerle yeksan olması için ellerini ovuşturarak bekleyen düşmanlarımız ise ertesi güne bundan sonra işlerinin çok daha zor olduğunu görmenin kahrıyla uyandılar.

Bu manzara, bin yıllık vatanımızın tek bir taşına dahi göz dikenlerin ödemeyi göze alacakları bedelin ilanı ve ispatıdır. Bu manzara, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşacağının ilanı ve ispatıdır. Bundan sonra işimiz ne biliyor musunuz  Artık muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak.

İDAM AÇIKLAMASI

Şu anda, siyasi partilerimizin genel başkanları burada. Sizin zaten talebinizi biliyorlar. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna göre, sizler de idam talebinde bulunduğunuza göre, bunun kararını verecek olan merci, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Meclisimiz böyle bir kararı verdikten sonra, atılacak adım bellidir. Onamaksa, Meclis'ten gelen böyle bir kararı, ben peşinen ifade ediyorum, onarım.

Bu millet, egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna göre, eğer böyle bir kararı veriyorsa öyle zannediyorum ki siyasi partiler de bu karara uyacaktır.

GAZİ MUSATAFA KEMAL'İN SORDUĞU SORUYU ŞİMDİ BEN SİZE SORUYORUM

Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal, 1920 yılında İstanbul ve İzmir başta olmak üzere ülkenin büyük bölümünün işgal altında olduğu kara günlerde şunu söylüyordu; 'Milletimiz çok büyüktür, hiç korkmayalım. O, esaret ve zillet kabul etmez. Fakat onu bir araya toplamak ve kendisine 'Ey millet, sen esaret ve zillet kabul eder misin ' diye sormak lazımdır. Ben milletimin vereceği cevabı biliyorum...' Şimdi burada bir kez daha soruyorum. Gazi'den 96 yıl sonra Yenikapı Meydanı'ndan aynı soruyu sizlere soruyorum. Ey millet, sen esaret ve zillet kabul eder misin  Mesele bu. Bu millete kimse bu esareti asla getiremeyecektir.

Sizler 15 Temmuz'da esaret ve zillet kabul etmeyeceğinizi, namlulara göğsünüzü dayayarak, tankların önüne yatarak, uçaklara ve helikopterlere dahi hamleler yaparak bilfiil gösterdiniz. Hani ne diyor İstiklal Marşımızda; 'Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.' Siz, göğsünüzü siper ettiniz, namluların ucuna geldiniz, bizzat vücudunuzu koydunuz, tankların altına yattınız.

ASKERİ LİSELERİN KAPATILMASI KONUSU

Hükümet, askeri liselerin kapatılmasına yönelik bir açıklama yaptı. Bazı eski askerler bunun yanlış olduğunu söylediler. Şimdi ben de onlara buradan sesleniyorum, diyorum ki; işte oradan yetiştirilmiş olan o tek tip FETÖ'cüler işte bu olayı yaptılar. Şimdi biz de diyoruz ki; harp okullarımız duracak. Tüm liselerimizden, bu ülkenin liselerinden yetişenler hepsi gelsin rahatlıkla buraya girsin. Tek tip niye olsun, hepsinden girsin ve Harp Akademilerinde, harp okullarında hangi eğitim veriliyorsa onlar orada verilsin. Bundan sonra benzer teşebbüste bulunan herkes milletinden, milletimden aynı cevabı alacaktır.

15 TEMMUZ'UN ARKASINDAKİ GÜÇLERİ ÇOK İYİ ANALİZ ETMELİYİZ

Aziz milletim, devlet ve millet olarak, 15 Temmuz darbe girişimini çok iyi analiz etmeliyiz. Sadece bu ihaneti gerçekleştirenleri değil, onların arkalarındaki güçleri, onları harekete geçiren saikleri de çok iyi değerlendirmeliyiz.

TÜM SORUNLU, SIKINTILI OLAYLARI YENİDEN MASAYA YATIRALIM

Yakaladığımız bu birlik ve beraberlik ruhunu en iyi şekilde değerlendirelim. 15 Temmuz'u daha güçlü,daha müreffeh Türkiye'nin inşası için bir milat haline dönüştürmeliyiz. Yakın tarihin vicdanları kanatan, kafalarda soru işaretleri oluşturan tüm sorunlu, sıkıntılı olaylarını yeniden masaya yatırarak, eksikleri, yanlışları ortaya koymalıyız. FETÖ ihanet çetesinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki etkinliğinin önünü açan davaları yeni baştan incelemeliyiz.

SAFLAR GAYET NET

Geldiğimiz noktada saflar gayet net. Bir tarafta tüm kurumlarıyla, tüm siyasi partileriyle, tüm kesimleriyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır. Diğer tarafta ise kimi etnik istismar, kimi dini istismar, kimi ideolojik sapkınlık içinde olan terör örgütleri vardır. Onların arkasındaki karanlık güçler vardır. Devletinden, milletinden, haktan ve hakikatten yana olan herkes bugün burada, Yenikapı'dadır. Buradan 80 vilayete selam olsun. Buradan 79 milyona selam olsun.

ŞİMDİ AKIBETLERİNİ BEKLİYORLAR

Terör örgütleri mensuplarının kimi adliyede akıbetini bekliyor kimi cezaevinde cezasını çekiyor kimi de mezarda nihai hesabını veriyor. Onların arkalarındaki güçleri de çok iyi biliyoruz. Vakti, saati geldiğinde hesaplarını önlerine koyacağız.

15 Temmuz bir yönüyle ordumuz içine sızmış FETÖ ihanet şebekesi mensuplarının başlattığı bir darbe girişimidir ama hadise sadece bundan ibaret değildir. Aynı zamanda PKK ve DAEŞ'in silahlı eylemleriyle elde edilmek istenen neticenin, asker elbisesi giymiş teröristler eliyle yeni bir safhaya çıkartılma girişimidir. Yani bu girişim aynı zamanda bir terör eylemidir. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra 15 Temmuz, ülkesine ve milletine ihanet eden bir silahlı güç eliyle ülkemizi işgal girişimidir. Şayet darbe başarılı olsaydı bin yıldır bizim olan bu coğrafyanın kimlere altın tepsi içinde sunulacağını hepimiz gayet iyi biliyoruz.

KİMSE ENDİŞE ETMESİN

Bu örgütün (FETÖ'nün) gayrimeşru şekilde elde ettiği güçle, dizayn etmek istediği siyaseti, medyayı, iş dünyasını yeniden kendi tabii seyrine oturtmalıyız. Yurt içinde milletimizin dini hassasiyetini, merhametini, iyilik ve yardımlaşma duygularını istismar ederek elde ettikleri tüm imkanları milletimizin emrine vermeliyiz. Hiç kimse, kapatılan yurtlardan, okullardan, evlerden dolayı endişeye kapılmasın. Gerek devletimizin ilgili kurumları, gerekse aynı alanda hizmet veren sivil toplum kuruluşlarımız çok daha iyisiyle, çok daha fazlasıyla bu boşluğu dolduracaklardır. Yurt dışında ülkemizin adını ve itibarını kullanarak elde ettikleri imkanları da asli sahibine, yani devletimize ve milletimize kazandırmalıyız. Hükümetimiz, Olağanüstü Hal ilanı sonrasında sahip olduğu yetkiyle tüm bu alanlarda çok önemli adımlar attı, atmaya devam ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum