1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Marathi değil, Gürmenli!
Marathi değil, Gürmenli!

Marathi değil, Gürmenli!

'Yunanlar, Ege adalarını işgal ediyor' haberlerinin altında devlet ve hükümeti yıpratmaya yönelik trajikomik iddialar çıksa da Türkiye, Ege'de mülkiyeti tartışmalı ada ve adacıkları Kardak da olduğu gibi diplomatik ve askeri önlemlerle koruyor.

A+A-

Son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da  gündeme getirildiği Marathi ise, iddiaların komikliğini de ortaya koyuyor. Biri Ege'de diğeri Akdeniz'de iki Marathi var ve Kılıçdaroğlu ve Sözcü gazeteleri 'Marathileri' karıştırmış. İtalyanlardan 1932'de aldığımız ve 'Yunanların el koydu' söylenen Marathi adası, Ege'de değil Antalya Kaş açıklarında ve bugün üstünde Türk bayrağı dalgalanıyor. Aslında ismi de 1932'den beri Marathi değil, Gürmanlı.

İlk olarak bazı gazetelerde, eski asker ve akademisyenlerin görüşü olarak gündeme gelen iddiaya göre, Türkiye ve İtalya arasında 4 Ocak 1932'de imzalanan anlaşmayla iki ülke arasında Meis civarındaki sınırı çizildi. Rodos'un da yer aldığı 12 adaları elinde bulunduran İtalya ile yapılan anlaşmayla, Marathi adası Türkiye sınırları içinde kaldı. Anlaşma, Türkiye'nin 1932'de üye olduğu Milletler Cemiyeti tarafından da 24 Mayıs 1933'te tescil edildi.

O MARATHİ BU MARATHİ DEĞİL

CHP lideri Kılıçdaroğlu ve bazı medya organlarında 'Ege'de işgal edilen 18.ada' olarak söylenen Marathi'nin Türkiye'ye ait olduğunun belgesi olarak da 25 Ocak 1933 tarihli Resmi Gazete gösteriliyor. Evet, Marathi Türkiye ile İtalya arasında yapılan ve BM'nin tescil ettiği anlaşmaya göre Türkiye'ye ait. Şu andaki adı da 'Gürmenli'. Ama Kılıçdaroğlu'nun iddia ettiği gibi Ege'de değil, Akdeniz'de ve Kaş açıklarında. Ve bugün hala üstünde Türk bayrağı dalgalanıyor. Kılıçdaroğlu ve medya, devleti ve hükümeti eleştirmek isterken Ege'deki Marathi ile Akdeniz'deki Marathi adalarını karıştırmış...

ADALAR İSİM İSİM BELİRLENDİ

Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege sınırı, 1923'teki Lozan anlaşması ile belirlendi. Anlaşmanın 6. maddesi ikinci fıkrasına göre, iki ülkenin ana karalarından 3 mil ötede bulunan tüm adalar, 'aksi belirtilmedikçe' onlara ait olacaktı. 12. maddeye göre ise Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan adaları da 3 mil dışında kalmasına rağmen Türkiye'ye devredilecekti. Aynı şekilde, Yunan 3 milinin dışında kalmasına rağmen Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya adaları ismen sayılarak; Taşoz, Bozbaba ve İpsara Adaları ise Altı Büyük Devlet Kararı’na atıf yapılarak ve askeri amaçlarla kullanmaması kaydıyla Yunanistan'a devredildi. 12. maddeyle Türkiye’nin egemenliğini devrettiği adalar belirlenirken diğer yandan da egemenliğine bırakılan adalar üzerindeki 'askeri faaliyet yapılamayacağı' gibi hakları da teyit edildi.

LOZAN'DA UNUTULAN ADACIKLAR

Lozan'da sınırlar çizilirken 3 mil ve adalar esas alındı ama o tarihlerde bir değeri olmayan ve üzerinde yerleşim olmayan, küçük adacıklar anlaşma metninde dikkate alınmadı. Bugün kıta sahanlığı, kara suları, hava sahasının belirlenmesi, deniz altı zenginliklerinin çıkarılması gibi konularda ada ve adacıkların her biri ayrı bir önem kazanınca, Ege'deki Kardak gibi kayacıklar da iki ülke arasında 'mülkiyet' tartışmasına neden oldu. 1996'da Kardak kayalıkları konusunda iki ülke arasındaki anlaşmazlığın ardından, Türkiye Kardak'ın egemenliğinin kendine ait adacıklar ait olduğunu açıkladı.  Ege'de aidiyeti uluslararası anlaşmalarla devredilmemiş çok sayıda (Eskiden Osmanlıya ait olan) adacık ve kayalık bulunuyor.

YUNANİSTAN VE MISIR ARASINDAKİ TÜRK ADALARI...

Son dönemde, bazı akademisyen ve emekli askerlerin görüşü olarak bazı gazetelerde gündeme gelen, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun sahiplendiği '18 adacık' da bu çok sayıda adacık ve kayalık arasında yer alıyor. Aynı şekilde Yunanistan-Mısır arasındaki Akdeniz sularında kalan, Girit'in güneyindeki Gavdos, Gaidhouronisi ve Koufonisi de bu 18 adacık arasında sayılıyor.

İşgal mümkün değil

Kamuoyunun gözünden kaçsa da Türk Dışişleri ve Yunan meslektaşları, diğer konuların yanı sıra Ege'deki gri alanlar sorunun çözümü ve sınırın belirlenmesi için teknik heyetler bazında görüşmeler yapıyor. Bu görüşmelerde tartışmalı ada ve adacıkların yanı sıra karasuları ve hava sahasına ilişkin sorunların çözümüne de çalışılıyor. Diplomasi kaynakları, iki ülke arasındaki gri alanlardaki adacık ve kayalıkların bayrak dikilerek gasp edilemeyeceğinin Kardak krizi sırasında görüldüğünü, Ege sınırı sorunlarının uluslararası hukuka uygun çözülmeye çalışıldığına dikkat çekiyor.

STAR

HABERE YORUM KAT