Doç. Dr. Ömer Akdağ

Doç. Dr. Ömer Akdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

MEHMET AKİF

A+A-

Bir dostumuz elektronik yollardan Akif’in bir şiirini bana göndermiş. Güzel duygularla gönderdiği anlaşılan bu davranış insanî açıdan iyi olmakla birlikte gönderilen şiirin muhtevası problemlidir. Bunu bu dostumuz başta olmak üzere diğer dostlarımızla paylaşmak, vicdanî bir borç olarak görmekteyim.

Vatan şairi ve İslam şairi olarak kabul edilen Akif’in bazı şiirleri tehlikeli ve ehli-i sünnet itikadına uygun değildir. Hatırlatmakta fayda mülahaza ediyoruz.

Bana gönderilen şiirlerinden örneklerle izah edelim;

Mesela diyor ki,

“Nur istiyoruz…. Sen bize yangın veriyorsun !

‘Yandık’ diyoruz.. Boğmaya kan gönderiyorsun!”

Bu ifadeler, Cenab-ı Hakk’a tevcih edilecek sözler olamaz. Bu sözler çok tehlikelidir.

Bir kul olarak hepimizin Cenab-ı Hakk’tan taleplerimiz, isteklerimiz ve niyazımız olabilir ve olmalıdır. Fakat, haşa, Cenab-ı Hakk, biz kullarının bu taleplerine cevap vermek mecburiyetinde değildir. Biz ehl-i sünnet itikadına sahip Müslümanlar olarak böyle inanırız. “Nur istiyoruz, Sen bize yangın veriyorsun” ifadesi “ bize nur vermek zorundasın” anlamına gelir ki, İslam itikadı böyle bir sözü haddi aşmak olarak değerlendirir.

Haddini bilmek İslam’da temel kriterdir.

“Yandık’ diyoruz.. Boğmaya kan gönderiyorsun” ifadesi daha vahimdir. Hepimizin bildiği ilmihal bilgisi olan, imanın şartları vardır. Altı iman şartından biri “hayrihi ve şerrihi minallahi teala” ilkesidir. Hayır ve şer Allah’tandır.

Siz bakmayın fetöcuların kelime-i tevhidi makasladıklarına…..

Şer olarak görülen durumlarda insanlar kendisini kontrol etmelidir. Bu ifadeler Allah’a karşı isyan mevkiine düşmektir. Bir Müslüman için asla düşünülemez.

Şu mısralar daha dehşetli ve tuhaftır;

“Mazlumu nedir ezmede, ezdirmede mana?

Zalimleri adlin, hani öldürmedi halâ?”

Müslümanların katledilmesini itiraz etmek başka şeydir. İslam dünyasının mazlumiyetine çözüm bulmaya çalışmak ayrı bir bahistir. Akif’in yaşadığı dönemde de, günümüzde de İslam dünyası zulüm altında inliyor. Bosna ve Halep örnekleri gözlerimizin önünde.

Bütün zulümlere tepki göstermek gerekir. Ama bu tepki haşa, Allah’a isyan etmek değildir ve olamaz. “Zalimleri adlin, hani öldürmedi halâ?” ifadesi haşa, Allah’ı adaletsizlikte itham etmektir.

Şairin İslam dünyasına ve mazlumlara yapılan haksızlığı tenkit etmek istiyorsa, bunun başka yolları vardır.

“Madem ki, ey adl-i ilahi yakacaktın…

Yaksaydın a mel’unları ….

Tuttun bizi yaktın…”

Cenab-ı hakk’a haşa, akıl vermek gibi bir pozisyona girmektir bunun manası….

Zalimlerle ceza verilmesini talep edebiliriz kul olarak.

Talep etmeliyiz de.

Ama böyle değil.

Akif’in başka sıkıntılı pozisyonları da vardır. Sultan Adülhamid’e karşı kullandığı ağza alınmayacak hakaretamiz ifadeleri vardır.

Sonuç olarak Akif’teki bu kafa karışıklığının sebebi ne olabilir?

Anladığımız kadarıyla Akif’in beslendiği kaynaklardan biri Şeyh Muhammed Abduh’dur. Abduh, mason ve reformisttir. Akif, şiirlerinde mebzul şekilde Abduh’dan söz eder.

Bir diğeri Abduh’un hocası Cemaleddin Afganî’dir. Aslında İranlı olan Cemaleddin Abduh’un hocasıdır ve aynı zihniyete sahiptir.

İslamî hassasiyeti olan insanların bu ve benzeri şiirleri paylaşmaması temennimizdir.

Akif’in şiirleri güçlüdür. Kendisi hafızdır ve vatan şairidir. İslam şairi olarak da kabul edilmektedir.

Mesela yukarıda örneklerini verdiğimiz Allah’a karşı isyan kokan şiirlerini Behçet Kemal Çağlar veya Nazım Hikmet ya da Tevfik Fikret söylese yadırgamayız.

Ama “İslam şairi” vasfını taşıyan Akif’ten olmasını yadırgıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum