1. HABERLER

  2. KONYA

  3. “Mevlevilik semadan ibaret değildir”
“Mevlevilik semadan ibaret değildir”

“Mevlevilik semadan ibaret değildir”

25 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği topluluğu semazenbaşı ve postnişin olarak görev yapan Küçük, semanın uzun yıllar insanlara yanlış aktarıldığını söyledi.

A+A-

25 yılıdır Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nda semazenbaşı ve postnişin olarak görev yapan Ahmet Sami Küçük Sema’nın uzun yıllar insanlara yanlış bir şekilde aktarıldığını belirterek “Bugün Mevlevilik adı altında gördüğünüz dükkânın sadece vitrinidir. Sema Mevlevilik tarikatında yüzde 2’ye bile tekabül etmez.” dedi.

sema--(1).jpg

Mevlevilikte tekkeler açıkken semanın bir insan yetiştirme aracı olarak kullanıldığını ifade eden Ahmet Sami Küçük, “Semazen olmak zor bir iştir. Dönmek ve sema etmek ayrı şeylerdir. Sema, binlerce yıllık bir kültüre ve dini Mübin-i İslam’a dayanan, köklerini  Peygamber efendimizden alarak bugünlere gelen bir süreci içine alan muazzam bir sistemdir.  Dönmek ise insanların nefsani arzuları neticesinde para, kazanmak, şan şöhret sahibi olmak ile alakalı dünyevi meşguliyette bulunmak noktasında Mevlana’nın da tiksindirici olarak ifade ettiği bir meşguliyetten başka bir şey değildir.  Tarik-i Mevlevi’ye Sünni bir tarikattır, öyle herkesin zannettiği gibi Mevlana’nın hoşgörüsü falan filan da değildir. Adamı sopayla döverler. Mevlana’da 50 kuruşluk hoşgörü yoktur. Mevlana’daki  hoşgörü İslam’ın müsaade ettiği helal alan kadardır. Helal saha neye müsaade ettiyse, Hz. Pir’in sahası o kadardır. İslam neyi hoş gördüyse, neye müsaade ettiyse o kadar hoşgörü vardır. Onun haricinde bir gramlık hoşgörü yoktur. Aksine Mevlana döneminin en büyük fıkıh âlimidir. Yani günümüzdeki Anayasa Mahkemesi Başkanıdır.” dedi.

ahmet-sami-kucuk-(2).jpg

“SEMA İNSAN YETİŞTİRMEDE BİR ARAÇTIR”

Sema’nın insan yetiştirmek ve insan-ı kâmili ortaya çıkarmak için kullanılan bir araç olduğunu söyleyen Küçük,  “Günümüzde ise sema araç olmaktan çıkmış bir amaç haline gelmiştir. Tekkeler kapanınca ortalıkta dedegan ve dervişte kalmayınca 1950’li yıllardan itibaren bu işin sadece görsel unsuru ön planda tutan semalar başlamış. UNESCO’nun 2007’yi “Mevlana Yılı” ilan etmesiyle iş iyice çığırından çıktı.  Otelde, düğünde, market açılışında, kavun-karpuz festivalinde, sünnet düğününde her yerde sözde semazenler görmeye başladık. Sema Mevlevilik tarikatının manevi ibadet tarzıdır ve bu tarikata aittir. Hiçbir yerde hiçbir şekilde yapılması doğru değildir. Kültür Bakanlığı bu iş daha da yozlaşmasın noktasında numune olarak bizim de içinde bulunduğumuz topluluğu kurdu. Bu topluluğun da tek işi budur. Bize de aman bu işin usul ve esaslarını liyakatli bir şekilde muhafaza edin denildi. Çünkü ortalık yerde tarikat bitmiş. Bugün Mevlevilik adı altında gördüğünüz dükkânın sadece vitrinidir. Sema Mevlevilik tarikatında yüzde 2’ye bile tekabül etmez.” diye konuştu. 

sema--(2).jpg

“MEVLANA BİR HÜMANİST DEĞİLDİR”

Mevlana’nın uzunca bir süre insanlara yanlış bir şekilde aktarıldığını aktaran Küçük, “Mevlana’yı günümüzde yeni yeni sağlıklı bir biçimde aktarmaya başladık. Yurt dışından gelenlere, o dönemki devletin de yanlış tanıtma politikasıyla Mevlana olağanüstü bir hümanist, sanki bir Martin Luther King, İslam’a karşı başkaldırmış, yeni bir ekol ve din ortaya çıkarmış biri gibi lanse edilmek istendi. Hâlbuki Mevlana başına da gelecekleri bilerek belki de keramet göstererek “Ben yaşadıkça Kur’an-ın bendesiyim. Ben Hz. Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum. Biri benden bundun başkasını naklederse ondan da şikâyetçiyim, o sözden de şikayetçiyim.” diyor. Bu aslında açık bir tehdittir.  Mevlana,  Kur’an ve sünnet aşığı bir insandır. Peygamber Efendimiz ben size iki şey bırakıyorum buyuruyorlar. Bunlar, Kur’an ve sünnet. Bunlara tabi olursanız şaşırmazsınız. Mevlana’da ben bu ikisinden ibaretim, bende başka bir şey yok, eğer var olduğunu söyleyen varsa yanlış söylüyor. Ben de ondan şikâyetçiyim diyor.” ifadelerini kullandı.

ahmet-sami-kucuk-(1).jpg

“FARZ BİR İBADET VARKEN SEMA İLE UĞRAŞMAK HARAMDIR”

Sema töreni hakkında semazenlerin yaptıkları hakkında da bilgi veren Küçük, “Sema’ya semazenler aç gelirler. Mevlana buyuruyor ki davulun içi boş, sesi ondan çıkar. Yağlı lokma boğazdan geçti mi insanda iki şey hâsıl olur. Birincisi uyku, ikincisi de şehvet. İkisi de şeytanidir. Şeytani olanla da dervişin ne işi olabilir? Rahmani olan şeyler açlıktadır. Açken yaptığınız manevi ibadetlerin hazzına bakın, bir de tok karna bir namaz kılın. Mevlana, “Oğul meydana boş gel. İçin de boş olsun dışında” diyor.  Bunun dışında üzerinizde farz bir ibadet varken sema ile uğraşmak haramdır. Semazenler akşam ve yatsı namazını kıldıktan sonra semaya çıkar. Usul de böyledir. Semazen arkadaşlara semadan önce sosyal medyadan, gazetelerden, TV’den uzak durmalarını isteriz. Sokakta çarşıda pazarda mümkün olmadıkça dolaşmamalarını tavsiye ederiz. Gözlerinizi koruyabildiğiniz kadar haramdan koruyun ve Meydan-ı Şerif’e buyurun deriz. Meydana çıktıktan sonra semazenin hiçbir yerle bağı yoktur. Yemez, içmez dünyevi hiçbir kelam konuşmaz, Salatu Selam, evrad ve ezkarla meşgul olur. Diğer tüm elbiselerle de niyaz ederek, görüşerek, hepsini öperek hazırlanır. Sonrasında semazenler “Ya Allah” diyerek kıdeme göre meydana çıkar. Ayin-i Şerif usul ve esasları neyse iştirak ederler. Eğer maharetli bir semazense orta taraflarda, daha acemi bir semazense kenar taraflarda semayı tamamlar.” ifadelerini kullandı.

sema--(4).jpg
İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ

HABERE YORUM KAT