1. YAZARLAR

  2. Yaşar Bakar

  3. MÜKELLEFİYETİN SONA ERMESİ VE SONRAKİ DÖNEME DEVREDEN KDV
Yaşar Bakar

Yaşar Bakar

KDV İade Danışmanı
Yazarın Tüm Yazıları >

MÜKELLEFİYETİN SONA ERMESİ VE SONRAKİ DÖNEME DEVREDEN KDV

A+A-

Tıpkı insanda olduğu gibi mükelleflerin de bir ömrü vardır. Mükellefler de insanlar misali doğar/kurulur, büyür/gelişir, olgunlaşır/kurumsallaşır ve nihayetinde ölür/terk meydana gelmektedir. Nasıl insan ölünce mirası önemli ise mükellefler için de terk eden mükellefin “Sonraki Döneme Devreden KDV”si o derece önem arz etmektedir. Bu haftaki yazımda siz değerli okurlara Mükellefiyeti sona eren mükellefin terk ettiği dönem itibariyle indirim yoluyla telafi edilememiş olan Sonraki Döneme Devreden KDV'sinin iade edilip edilemeyeceği ve Gelir/Kurumlar Vergisi bakımından gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı konularında idarenin de görüşlerinden faydalanmak suretiyle sizlere aktarmaya çalışacağım.   

Türkiye'de vergi mevzuatında önemli bir yer tutan ve hali hazırda yürürlükte olan dolaylı vergi türlerinden birisi, belki de en önemlisi olan Katma Değer Vergisi'dir. Söz edilen vergi uygulamasında yer alan indirim müessesesi, konudan konuya farklılık arz etmektedir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun (KDV) 29'uncu maddesinde Vergi İndirimi” ve buna ilişkin düzenlemeler hüküm altına alınmıştır. Genel olarak teslim ya da hizmet ifası sonucu Hesaplanan KDV, KDV beyannamesinde pozitif değer olarak yer alır. Mal veya hizmet satın alınması sonucu yüklenilen İndirilecek KDV ise beyanname üzerinde mal teslimi ya da hizmet ifası sonucu Hesaplanan KDV'den indirilir. 

Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29/2'nci maddesi gereği bir vergilendirme döneminde İndirilecek Katma Değer Vergisi toplamı mükelleflerin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla Hesaplanan Katma Değer Vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez” hükmüne yer verilmiştir. Mükellefiyetin sona ermesi veya terk hali durumunda da her hangi bir iade hakkı doğuracak işlemi olmayan mükellefler için, indiremediği katma değer vergisini iade olarak alması söz konusu olmamaktadır. Bu nedenledir ki yüklenilen vergilerin iadesine imkân tanıyan işlemler, Katma Değer Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde idare tarafından karışıklığa neden oluşturmayacak şekilde düzenlenmiştir. Terk Eden Mükellefin Sonraki Döneme Devreden KDV Tutarının İadesi Talep Edilebilir mi? KDV mükellefiyetine sahip işletmelerin işi bırakmaları durumunda kayıtlarında ve son dönem KDV beyanlarında yer alan devreden KDV'nin iadesine ilişkin olarak 3065 Sayılı KDV Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır.

KDV Kanunu'nun 32'nci maddesinde İstisna Edilmiş İşlemlerde İndirim”başlığıyla, tam istisna niteliğindeki işlemlerde indirim ile ilgili şu açıklamalar yapılmıştır; “Bu Kanun'un 11, 13, 14, 15. maddeleri ile 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak KDV'den indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen KDV, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur. hükmüne yer verilmiştir.

Terk Eden mükellefin faaliyetin sona ermesi durumunda izleyen aya devreden ve indirim imkânı kalmayan katma değer vergisinin iade edilemeyeceğine ilişkin olarak vermiş olduğu bir kararda şu ifadelere yer verilmiştir: “Kanunda açıkça anılan durumlar dışında iade değil, indirim yöntemi benimsenerek, sistem buna göre oluşturulduğundan, 29 ve 32. maddelerin kapsamadığı durumlarda verginin iade edilmesine olanak bulunmadığı gibi faaliyetin bırakılması da yasa yapıcı tarafından iade yönteminin kabulü için yeterli bir neden olarak kabul edilmemiştir.”

Bu çerçevede; faaliyetini terk eden mükelleflerin yüklenip indiremedikleri KDV'nin, faaliyeti terkin (işi bırakmanın) KDV Kanunu'nda düzenlenen iade hakkı doğuran bir işlem olmaması nedeniyle iade edilemeyeceği görüşündedirler. Ancak söz konusu Devreden KDV tutarı, o döneme ilişkin iade talep edilebilir bir işleme dayanan ve yüklenip indirim yoluyla giderilemeyen bir KDV ise, bu KDV'nin iadesi talep edilebilecektir. Gelir/Kurumlar Vergisi açısından gider olarak dikkate alınabilir mi? Söz konusu Kanun hükümleri gereğince, mükelleflerin mükellefiyetlerinin sonlanması neticesinde indirim konusu yapamadığı Devreden KDV” tutarını, iade alamayacağı ancak Gelir veya Kurumlar Vergisi açısından gider olarak dikkate alınabileceği anlaşılmaktadır. Konu ile ilgili idarenin vermiş olduğu görüşler de bu doğrultuda olup, muktezada“Mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesapladıkları KDV, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak düşülemeyeceği gibi bu işlemlere ilişkin olarak alış vesikalarında gösterilen ve indirilebilecek KDV de gider olarak kabul edilmeyecektir. Bu hüküm, mükellefin üstünde yük olarak kalmayacak verginin, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabulünün önlenmesi amacıyla konulmuştur. İndirilemeyecek KDV'nin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınacağı tabiidir açıklamaları yapılmıştır. Mükellefiyetin sonlanması sonucu indirim imkânı kalmayan indirilecek KDV, Gelir/Kurumlar Vergisi açısından gider olarak dikkate alınabilecektir.

Sonuç olarak: Tasfiye hâlindeki kurumların ve işi bırakan mükelleflerin son KDV beyannamesinde yer alan Sonraki Döneme Devreden KDV tutarının bir daha indirim imkânı bulunmadığından, aslında bu vergi artık “İndirilemeyecek KDV”hâline dönüşmektedir. İşi bırakan mükelleflerin yüklenip indiremedikleri KDV'nin, işi bırakma fiilinin Katma Değer Vergisi Kanununda düzenlenen iade hakkı doğuran işlemler arasında sayılmaması nedeniyle iade edilmesi de mümkün bulunmamaktadır. Böylece; mükellefiyetin sonlanması nedeniyle İndirilemeyecek KDV haline dönüşen tutar, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 58'inci maddesinin karşıt kavram kanıtından hareketle ve Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği gereğince tasfiye kârının belirlenmesinde ve işi bırakan mükellefin gelir vergisi matrahını tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

Selam ve dua ile!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT