1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Mustafa Akış: Erdoğan sesi kısılana kadar FETÖ’yü anlattı
Mustafa Akış: Erdoğan sesi kısılana kadar FETÖ’yü anlattı

Mustafa Akış: Erdoğan sesi kısılana kadar FETÖ’yü anlattı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, “Recep Tayyip Erdoğan’ın sesi kısılana kadar anlatmaya çalıştığı şey FETÖ’nün ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğuydu. O gün onu anlamayanlar 15 Temmuz’da gerçeklerle yüz yüze kaldılar” dedi.

A+A-

17-25 Aralık ve belki o günlerde sürecin içine sokulmayan sadece adiye mahzenlerinde kalan Selam Tevhid örgütünü birlikte değerlendirdiğinde bunların 15 Temmuz’dan farklı bir hareket olmadığının görüldüğünü ifade eden Mustafa Akış, “FETÖ örgütünü üç dosya üzerinden değerlendirmemiz mümkündür. FETÖ 17 Aralık ile siyasete, 25 Aralık ile hizmetlere, 15 Temmuz ile milletin bizatihi kendisine darbe yapmak istedi. 25 Aralık dosyasının ana esasını iş adamlarına yönelik bir yargı operasyonu olması oluşturuyordu. Bu iş adamlarının da ortak özelliklerine baktığımızda 15 yıllık iktidarın en önemli faaliyetleri olan üçüncü köprü, ikinci havaalanı gibi Türkiye için çok kritik hizmetleri üstelenmiş olduklarını, Türk ekonomisinde çok önemli yerleri olan iş adamları olduklarını görüyoruz. 25 Aralık bu yönüyle de iktidarın hizmetlerine karşı bir yargı operasyonuydu. Bu örgüt çeşitli formlarda devleti ele geçirmek için milletin seçtiği iktidarı alaşağı etmek için sızdığı kuruluşları bir araç olarak kullanmak istemişti. 17-25 Aralık ve Selam Tevhid, yargı ve emniyet kurumlarına sızan örgüt mensuplarının, bu kurumları bir araç olarak kullanarak bir darbe kalkılmasına giriştiler. O günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız bunu çokça anlatmaya çalıştı. Bu yapılanmanın ne kadar tehlikeli olduğunu defalarca ifade etti. Bunu anlayanlar da oldu, maalesef 17-25 Aralık’ın ne kadar tehlikeli olduğunu idrak edemeyenler de oldu. Sadece kamuoyuna sunulan kılıfla bunu görmek isteyenler oldu. 15 Temmuz’da yaşananlar gösterdi ki mesele ciddiymiş ve bu örgüt dünyanın en tehlikeli ve alçak örgütlerinden bir tanesiymiş. 15 Temmuz sadece bu haliyle devleti alaşağı edip bir istila hareketinden öte bu örgütün nasıl insanlıktan çıkmış bir yapılanma olduğunu da göstermiş oldu.” diye konuştu.

“FETÖ İLK DEFA 7 ŞUBAT 2012’DE ORTAYA ÇIKTI”

15 Temmuz’da 248 şehidimizin ve binlerce yaralımızın olduğu bir kalkışma hareketi olduğu için bunun tarihsel durumuna da bakmak gerektiğini söyleyen Akış, “7 Şubat 2012 bu örgütün ilk defa ortaya çıktığı tarihtir. 7 Şubat 2012 MİT krizi darbe planının ilk belirtisiydi. Bu plan Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı tutumuyla başarılı olmadan sonlandırıldı. Örgüt bu tarih itibariyle kendini açık etti ve seçilmiş iktidara karşı ilk hamleyi ortaya koydu. Fakat Cumhurbaşkanımız buna karşı koydu. MİT müsteşarının savcı tarafından ifadesi alınmak üzere çağırılması ve tutuklanmak istenmesi iktidara karşı yapılmış ilk hareketti. Örgüt bu hamlede başarılı olamayınca ikinci hareketi de yargı ve emniyet üzerinden yapmaya çalıştı. Sızdığı bu kurumları araçsallaştırarak siyasete yolsuzluk algısı üzerinden darbe girişiminde bulunmak istediler. Ancak bu girişimler hamd olsun, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere halkımızın 15 yıllık iktidara güveniyle bu girişim son buldu. Ondan sonra da 2014 yerel seçimleri yaşandı ve Cumhurbaşkanımızın o dönem başında olduğu parti çok büyük bir başarı ile geçti.” dedi.

“ERDOĞAN SESİ KISILANA KADAR FETÖ’YÜ ANLATTI”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmak için 2014 yerel seçimlerinden çok çaba sarfettiğini belirten Akış, “Cumhurbaşkanımızın bir Van mitingi vardı. Akabinde de Konya’ya gelecekti. Bir önceki Başbakanımız onun yerine miting taptı. Sayın Cumhurbaşkanımız Konya’daki mitinge gelemedi. Gelememesinin sebebi de 2014 yerel seçimlerinin yoğun temposunda ses tellerinin zarar görerek sesinin gitmesiydi. Cumhurbaşkanımızın sesini kaybedecek kadar kendisini paralayarak anlatmaya çalıştığı şey bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğuydu. 2014 seçimlerinde meydan meydan gezerek bu örgütün Türkiye için ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya çalıştı. 15 Temmuz sadece bir darbe kalkışması değil aynı zamanda bir istila hareketidir. Türkiye’yi istila etmek isteyen bir zihniyete karşı bir ön açma hareketidir. Bunu da yaşadıklarımızla görmüş olduk. Çok kısa bir süre önce yaşadığımız Rus Büyükelçisinin öldürülmesi hareketi de yine bu örgütün nasıl gizli bir yapı içinde hareket ettiğini, ne kadar kriptolaştığını gösteren bir süreç oldu.” şeklinde konuştu.

“ÖRGÜTÜN PLANLARI HİÇ TUTMADI”

FETÖ’nün her kalkışmasında bir takım aksiliklerin yaşandığını ve hareket tarihlerini öne çekmek zorunda kaldıklarını aktaran Akış, “Örgütün planı 2014 yerel seçimlerinden birkaç hafta önce 17 Aralık’taki dört bakanımıza ilişkin dosyayı, 25 Aralık’ta iş adamlarına yönelik dosyayı ve uydurma bir örgüt olan Selam Tevhid örgütü dosyalarını aynı zamanlarda açacaklardı. Fakat örgüt her zaman yaşadığı gibi bir takım aksaklıklar yaşadı ve bu planlarını öne almak zorunda kaldı. Örgüt aynı zamanda gündem yerel seçim olduğundan bazı belediyelere yönelik de bir takım kumpas dosyaları da hazırlamıştı. Yani 3 tane ana kumpas dosyası, 17-18 tane de belediyelere ait bir kumpas dosyaları hazırlayarak AK Parti’nin üzerine gelerek işi bitirmek istiyorlardı. Fakat örgüt 15 Temmuz’da da yaşadığı gibi planlarını öne almak zorunda kaldı. İlk dosyayı 17 Aralık’ta yapabildi. 17 Aralık dosyasından sonra iktidarın aldığı önlemler neticesinde bir sonraki dosyayı 25 Aralık’ta yapmak zorunda kaldı. Selam Tevhid dosyasını ise o günkü idari tasavvurlarda bulunularak hiç açılmadan adliyelerin mahzenlerinde kalmış oldu. Böylelikle siyaset kurumuna, seçilmiş iktidara yapılmak istenen çok önemli bir darbe süreci de bu şekilde atlatılmış oldu.” diye konuştu.

“DARBE GİRİŞİMLERİ ZAMANLA FORM DEĞİŞTİRİYOR”

Darbelerin zaman zaman form değiştirerek milletin egemenliğini alaşağı etmek için sahneye sürüldüğünü söyleyen Akış  “Darbeler, vesayetler form değiştirerek, aktör değiştirerek zaman zaman seçilmiş iktidarın karşısına çıkıyor. 28 Şubat daha önceki 12 Eylül’den, 12 Mart’tan çok farklı gelişmişti. 28 Şubat’tan sonra parti kapatmalar yaşandı, gezi olayları yaşandı, e- muhtıra yaşandı. 17-25 Aralık’ta tamamen yargı üzerinden bir darbe girişimiydi. Bu gün tartıştığımız sistemin özünde de bu var. Bu sistem bünyesine aldığı bireyleri, seçilmişlere karşı vesayetçi konumuna getiriyor. Bizim sistem ile ilgili en önemli itiraz noktalarımızdan biri de buydu. Dolayısıyla da biz artık siyaset süreci daha sağlıklı bir şekilde ilerlesin, millet egemenliği sekteye uğramayacak şekilde devam etsin diye bugün bu sistem değişikliğini tartışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ

HABERE YORUM KAT

2 Yorum