1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın

  3. MUSUL OPERASYONU VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın

Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sayın

Yazarın Tüm Yazıları >

MUSUL OPERASYONU VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ

A+A-

ABD ve Obama’nın askeri planına göre “büyük operasyonun bir parçası” olarak görülen Musul operasyonu, özellikle DAİŞ’in petrolden sağladığı geliri azaltmak ve Irak’taki ilerleyişini durdurmak amacıyla Suriye topraklarını da içine alması öngörülen bir uluslararası askeri operasyon olarak gelişmektedir. Bu çerçevede Irak ordusu 1 Mart’ta Tikrit’i geri almak üzere operasyonlar başlatırken, 9 Mart’ta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmergeler DAİŞ’in Kerkük ve civarındaki mevzilerine dönük yoğun askeri saldırılara girişmişler ve bazı bölgeleri tekrardan ele geçirmişlerdir. 8–9 Mart’ta ABD ordusu 12’si Irak ve 1’i Suriye olmak üzere toplamda 13 hava saldırısı düzenlerken, 9 Mart’ta Arap Birliği Zirvesi’nin ardından Genel Sekreter El-Arabi, ortak bir Arap askeri gücünün kurulması gerektiğini önermiştir.
Musul, bölgede sahip olduğu tarihsel ve stratejik konumu ve yer altı zenginlikleri ile büyük öneme sahip bulunurken, özellikle operasyon öncesinde DAİŞ’in en önemli kalelerinden olma özelliğine sahip olmuştur. Bu minvalde uluslararası koalisyonun gerçekleştirdiği Musul operasyonunun başarıya ulaşması Merkezi Irak Hükümeti’nin otoritesi ve meşruluğunu daha da güçlendirecek; güçlü bir merkezi yönetim, Türkiye’nin de yararına olacaktır. Musul operasyonunun başarısı, bugün DAİŞ’e destek veren Arap aşiretlerini de yenilgiye uğratacağından bölgedeki yerel güçlerin operasyonu gerçekleştirmekte olan uluslararası koalisyonun yanında yer almasını da sağlayacaktır. Zira bölgedeki aktörlerin genel özelliği genelde güçlü olanın yanında yer almayı tercih etmek istemeleridir.
Asıl büyük operasyonun Mayıs ayında gerçekleşeceğinin ifade edildiği Musul operasyonunun neyi kapsadığına kısaca bakıldığında, Musul’daki DAİŞ mevzilerinin havadan vurulması, DAİŞ liderlerine yönelik nokta operasyonların yapılması ve 4–5 ay süreceği tahmin edilen diğer muhtelif hava operasyonlarının gerçekleşmesi beklenmektedir. Geçekleşecek hava operasyonları ile DAİŞ’e giden yardımların kesilmesi ve lider kadronun ortadan kaldırılarak örgütün zayıflatılması planlanmaktadır. Ekim ayı gibi bir de kara operasyonunun beklendiği Musul operasyonuna, Peşmerge kuvvetleri, eğitilmiş Kürt savaşçıları ve milis güçleri, Irak merkezi yönetimi ve ABD’nin başını çektiği bir koalisyonun katılması düşünülüyor. 
Söz konusu operasyonda Türkiye’nin ise işin dışında kalması pek mümkün gözükmüyor. Başbakan Davutoğlu’nun Musul konusunda yaptığı açıklamada Türkiye’nin doğrudan Irak ya da Suriye’de sıcak bir çatışmanın tarafı olmayacağını ve Musul’a bazı konularda destek verebileceklerini, ama bu desteğin doğrudan çatışmaya varacak şekilde gerçekleşmeyeceğini belirtmesi Türkiye’nin Musul’da neleri yapmayacağını çok açık ortaya koyarken, neleri yapabileceği konusunda ise bir üst çerçeve çiziyor. 
Bu noktada, asıl büyük operasyonun Mayıs ayında beklendiği Musul’a Türkiye desteği belli başlı noktalarda beklenebilir:
1. Acil durumlarda ve talep gelmesi halinde İncirlik, Batman ve Diyarbakır gibi üsler kullanıma açılabilir;
2. Talep olması halinde koalisyon uçaklarına havada yakıt ikmali sağlanabilir;
3. AWACS uçaklarla istihbarat desteğinde bulunulabilir;
4. Temel belli başlı kalemlerde lojistik destek sunulabilir.
Kısacası Türkiye, Musul operasyonunda aktif yer almaktan öte perde arkasında bulunmayı daha çok tercih edecek gibi görünüyor. Musul operasyonunda Türkiye’nin izleyeceği politika ise Türkiye’nin bölgedeki rolünün konsolide olmasında oldukça önemi haiz bulunuyor. Bu operasyonun seçimler öncesine rastlaması ise Türkiye’de iç politikayı alevlendiren ve gerilimli bir ortama doğru eviren bir gelişme olmakla birlikte, Türkiye’nin ihmal etmemesi gereken ve adım adım operasyonun her aşamasını dikkatle takip etmesi gereken bir durum olarak gelişiyor. Zira Musul’un Türkiye açısından tarihsel ve stratejik etkinliği oldukça fazla olduğundan, Türkiye’nin bu operasyonel sürecin dışında kalması Türkiye’nin pek yararına gözükmüyor. ABD’nin binlerde kilometre uzaktan gelerek “kapı komşumuz”da ne aradığını anlamaya çalışmak, Türkiye’nin işin dışında kalmasını isteme naifliğini de anlamakta yardımcı olacaktır. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT