1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Önder Kutlu

  3. Necmettin Erbakan Üniversitesi
Prof. Dr. Önder Kutlu

Prof. Dr. Önder Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Necmettin Erbakan Üniversitesi

A+A-

Konyamız ikinci devlet üniversitesine kavuşalı dört sene oldu. Selçuk Üniversitesi kurulduğu 1975 yılından beri sürekli gelişip büyümüş bugünlere gelmişti. Konya, şehir olarak gerekli potansiyeli taşımasına rağmen Selçuk Üniversitesi’nin daha fazla büyüme imkânı kalmamıştı. Yükseköğretime yeni bir boyut getirme ve bir açılım noktası sağlama amacıyla düşünülen ikinci üniversite nihayet 2010 yılında kurulabildi. Kurucu rektör olarak da Prof. Dr. Muzaffer Şeker hocamız atandı.

Konya düşünce hayatına aktif katkı sağlayan, yerel, bölgesel ve ulusal aktörlerle diyalogu son derece iyi bir akademisyen olan Muzaffer hocamızın liderliğinde, Konya Üniversitesi olarak hayata başlayan üniversite, hükümetin Erbakan hocasına vefa niyetiyle ismini değiştirmesiyle, Necmettin Erbakan Üniversitesi adıyla çalışmalarını sürdürüyor. Aradan geçen dört yıllık süre üniversitenin ve tabii ki rektörünün performansını değerlendirmek için yeterlidir diye düşünüyorum. Zira Muzaffer hocamız birinci dönemini Aralık ayında tamamlayacak. Bundan dolayı, birkaç ay içinde yapılması gereken rektörlük seçimi nedeniyle Üniversitede tatlı bir telaş var.

‘Tatlı’ diyorum çünkü Necmettin Erbakan Üniversitesi son dört yılda çok önemli mesafeler kat etti. Selçuk Üniversitesi’nden devraldığı fakülte ve bölümleri bir kenara bırakırsak yeni açılan fakülte ve bölümlerin giriş puanları, buralarda yürütülen akademik faaliyetler ve sosyal, kültürel etkinlikler göz dolduruyor. Her geçen gün mutlaka birkaç tane ulusal veya uluslar arası faaliyete ev sahipliği yapıyor. Ben ‘nazar değmesin’ diyorum.

Peki, ‘Necmettin Erbakan Üniversitesi bunu nasıl başardı’ diye sormadan da edemiyorum. Zira klasik bürokratik mantıkla üniversite yönetilmiş olsa, akademik personel ve idari kadrolarda görev yapan meslektaşlarımız herhalde kendilerini çok fazla yormak zorunda kalmazlardı. Zira bir devlet üniversitesinde, maalesef diyorum, daha fazla gayret sarf etmek için motive edici hiçbir faktör yok. Mevzuat çalışanla çalışmayanı,  gayret sarf edenle etmeyeni ayırmıyor. Çabalamak için herhalde başka şeylere ihtiyaç var.

Beni belki en çok etkileyen üniversitenin kullandığı ‘Geleceğe Güvenle Bakan Üniversite’ sloganı oldu. İngilizcesi çok hoş: ‘Looking to the future with confidence’. Tebrik ediyorum. Çok başarılı. Belki Türkçesi ‘sıradan’ gibi gelebilir, ama İngilizcesi çok güzel. Etkileyici. Bunu, yıllarda Selçuk Üniversitesi’nde dış ilişkiler koordinatörlüğü yapan, Erasmus programını yürüten ve yüzlerce, binlerce üniversitenin web sitesini tarayan biri olarak söylüyorum.

İnsanları övmek âdetim değil. Hele medya aracılığıyla yaparken çok dikkatli olmak gerekir diye düşünürüm. Çünkü bu bir nevi kefillik. İnsan şu devirde herkese kefil olamıyor. Ama şunu da biliyorum ki ‘marifet iltifata tabidir’. ‘İyiye iyi’, ‘yanlışa yanlış’, ‘kötüye de kötü’ demek lazım. Benim gözlemlerim Muzaffer Şeker hocamızın başarıyı getiren belli özelliklerinin bulunduğu şeklinde. Yani başarı tesadüf değil.

Bunlardan beş tanesini şu şekilde sıralayabilirim: Güçlü akademik boyut, iyi iletişim, yerel ve ulusal aktörlerle yakın bağ, çalışma aşkı ve liderlik.

Bunları sırayla ele alırsak…

Birincisi hocamız akademik yönden çok başarılı. Türkiye’de ve İngiltere’de çok iyi eğitimler almış. Çalışmaları çığır açıcı. Bir üniversitede başarılı bir yönetici olmak için mutlaka akademik olarak başarılı olmak gerekir. Akademik dünyanın gereklerini tam olarak bilmeden öğrenci, öğretim üyesi ve idari personele doğru şekilde yaklaşmak mümkün olmaz. Bu bir ön şart, yani iyi akademisyen olmak gerekiyor ama sadece iyi akademisyen olarak rektörlükte başarılı olunamaz. Başka faktörlere de ihtiyaç var.

İkincisi, Muzaffer Şeker hoca iyi iletişim kuran bir insan. İletişim iki yönlü bir şey. Karşısındaki ile ilişki kuracaksınız, ama karşınızdakini anlayarak. Yoksa tek taraflı olarak ve karşınızdakini dinlemeden ‘ben bilirim’ derseniz başarısız olursunuz. Öğrencisinden öğretim üyesine, idari personelinden müteahhide kadar herkesle iletişiminiz olacak. Kendinizi muhataplarınızın yerine koyabilmeniz gerekir. Uygun hitap şekilleriyle ve yaklaşımla muhataplarınıza yaklaşacaksınız. Ama muhatabınıza hiçbir zaman ‘karşınızdaki’ gibi davranmayacaksınız. Önerilere, yapıcı eleştirilere de açık olmanız gerekir. Gelişim, değişim ve ilerleme bu olduğu zaman daha anlamlı oluyor. Ama bu da tek başına yetmez.

Üçüncüsü, Dış paydaşlar dediğimiz medya, sivil toplum, yerel yönetimler, iş dünyası, meslek kuruluşları, merkezi bürokrasi, YÖK, Sayıştay, Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık gibi kurum ve kuruluşların hepsi ile iyi ilişkiler kurabilmeniz lazım. Başarısız üniversiteler ve rektörleri bunu da iyi yapamıyor. Kadro için, bütçe için merkezi hükümeti harekete geçiremiyor. Yetersiz kalıyor. Belki zaman zaman kendi kişisel ilişkilerinizi bazen ekibinizde bulunan insanların kişisel ilişkilerini kullanmanızı da gerektirir. Yeni dönemde yönetim anlayışına uygun bir şey bu. ‘Yeni Türkiye’nin Cumhurbaşkanı durmayacak, aktif olacak da rektörü mü olmayacak?

Dördüncüsü, çalışma şevki ve aşkı. Yaptıklarınızdan bir karşılık beklemeden çalışacaksınız. Muzaffer hocamız ve ekibi bunun da hakkını veriyor. Gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyorlar. Yoksa birilerine şirin görünmek, başarılı imajı vermek için çalışsalar inanın işin bereketi olmayacak. Cenab-ı Hak memnun olmadığı gibi, insanlar da takdir etmeyecek.

Beşinci olarak, ‘liderlik’ geliyor. Binleri bulan personel belki otuz binleri bulan öğrencisiyle koskoca bir üniversite tek başına yönetilmez. Rektör yardımcıları, dekanlar, genel sekreter ve tüm akademik ve idari kadrolarda bulunanların motive edilmesi ve çalışmaların mutlaka koordine edilmesi gerekiyor. ‘Ekip’ olmadan başarılı olunamaz. Rektör ancak bir ‘orkestra şefi’ olabilir. Yoksa her şeye karışmaya kalksa yalnız başına yapabileceği şeyler sınırlı. Zira üniversitelerimiz çok muhafazakâr. Genelde değişime karşı direnç var. Başarıyı mutlaka ‘aramanız’ gerekiyor. Kendiliğinden gelmiyor. Ararken ne kadar güçlü ‘gözleriniz’, ‘elleriniz’, ‘ayaklarınız’ varsa, bulma şansınız da o kadar fazla.

Muzaffer Şeker hocamız yeni dönem için tekrar aday olduğunu ilan etti. Başka da aday yok an itibariyle. Bu zaten beklenen bir durumdu. Seçimler muhtemelen Kasım ayında yapılacak. Yolu açık olsun diyorum. Yeni dönemin Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Konya için hayırlı olmasını diliyorum. Kendilerinden güzel hizmetlerinin devamını bekliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT