1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. NEOCONLARI YENECEĞİZ
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

NEOCONLARI YENECEĞİZ

A+A-

Neocon  kavramı  bizim  lügatımızda   batıl  haçlı  saldırıları  anlamını  ifade  etmektedir. İnsanlığın  ilk  gününden  itibaren  batıl  var  olmuştur. Batıl, İslam’a, hakka  karşı  olmak, düşman  olmak,  kin  beslemek  ve  hakkı  zayıflatmak  adına  her  türlü  mücadeleye  denir. İnsanlığın  ilk  zamanlarında  peygamberlerin  kendi  kavimlerini  hakka,  İslam’a  çağırma  mücadelesinde  her  zaman  o  kavimler  içerisinde  azgın,  kibirli  kişiler  bulunup  İslam’a  karşı  kindar  bir  şekilde  mücadele  etmişlerdir. Son  peygamber  HZ. Muhammed (SAV)’in  tüm  insanlığa  getirdiği  kutlu  mesaja  karşı  azgın  bir  şekilde  mücadele  eden  cahiliye  devrinin  baronları  bulunmaktaydı.

Ebu  Cehiller, Ebu  Lehebler  bulunmaktaydı. Peygamberler  devrinden   sonra  İslam’ın  hızla  yükselmesinden  rahatsız  olan  fitneciler  ortaya  çıktı. Tıpkı  sahabe  efendilerimizi  birbirine  düşüren  münafık,  fitne  fücur  Yahudi  olan  ve  Şiiliğin  ilk  temelini  atan  İbni  Sebeler  vardı  o  dönemde. Nemrutlar,  Firavunlar,  Talutlar,  Ebu  Lehebler, Dadıyanlar, Dakyanuslar, İbni  Sebeler, Yezitler   her  zaman  dünyada  var olagelmiştir.

 Bizans, Roma  imparatorlukları, Batı, Rusya  imparatorluğu, Safevi  gelenek  işte  yazının  başından  itibaren  anlattığım  tüm  bu  zalim,  batıl,  deccal  vari  hareket  edenler  birer  neocon  olup  her  zamanki   gibi  İslam’a  ve  hakka  karşı  mücadele  etmiştir. Ama  neoconlar  o  devirlerde  hep  kaybetmişlerdir. O  azgın  kavimler  elinden  geleni  yapsa da  peygamberler  kazanıp, kavimleri   ya  hakka  yönelmişler  yada  helak  olup  kendilerinin   yerine  İslam’a  bağlı  kavimler  gelmiştir. Zalim,  kafir  hükümdarlar  cezasını  her  zaman  bulmuştur. Ebu  Lehebler,  Ebu  Cehiller  helak  olup  dünyada  ve  ahirette  cezasını  bulmuştur.

 Dört  halife, Emeviler, Abbasiler  dönemlerinde  İslam  geniş  coğrafyalara   yayılmıştır. Selçuklular  Malazgirt   zaferiyle zalim  Bizans’ı  Anadolu’dan  sürüp  Anadolu’nun  asli  ruhunu,  o   topraklarla  buluşturmuştur. Anadolu  İslam’la  Anadolu  olmuştur. O  ruh  ve  toprağın  karışımıdır  Anadolu.Bunu  gerçekleştiren  Alparslan.  İstanbul’u  fethederek  Bizans’ı   yıkan  Fatih  Sultan  Mehmet. Ortadoğu’ya  kardeşlik,  refah,  esenlik  getiren,  Kudüs’ü  fetheden  Selahaddin  Eyyubi. Şii  Farisi  İran  İmparatorluğunu  yenen,  kutsal  toprakları  Anadolu’nun  himayesine  alan  Yavuz  Sultan  Selim. Viyana  ve  Avrupa’yı   titreten  Kanuni  Sultan  Süleyman. Batılıları  şaşkına  çeviren  2.Abdülhamit. Her  zaman    Neoconları yenmişiz ve   onların  hüküm  sürmelerinin  önünü  kesmişiz.

Ta ki  milliyetçilik,  batılılaşma  hastalığı, devlet  kurumlarında  liyakatsizlik,  Masonların  devlete  sızması  yüzünden  Osmanlı  yıkılana  dek  bu  böyle  sürmüştür. Osmanlıyı  parçalayan,  Filistin’i  işgal  eden,  Mısır’ı  firavunlara  teslim  eden,  Suriye’yi  Esed  deccalinin  çiftliği  haline  getiren, Afganistan’da  bitmeyen  acı,  Türkistan’da  bitmeyen  soykırımlar  ve  baskılar,  Bosna’da  olan  vahşet,  Ortadoğu’nun  kan  gölüne dönmesi,  Patani,  Moro,  Açe  ve  sayamadığım  acı  ve  ızdırap   içerisinde  olan  tüm   İSLAM  ALEMİNİ  BU  HALE  GETİREN  NEOCONLARDIR.

 Bugün  Suriye’de  Esed  deccali  üzerinden  Rusya,  Çin, İran  deccalerinin  yaptığı  katliamlar. Amerika  ve  Batının  çirkef  politikalarıyla  dolaylı  olarak  destek   vermesi. Mısır’da   Siyonizm’in  uşağı  Sisi  üzerinden  İsrail, İngiltere,  Amerika, diktatör  Vehhabi  anlayışlı  krallar,  Batının  destek  vererek, ,göz  yumarak  yaptığı  katliamlar  ve  hukuksuz  idam  kararları. Türkistan’da  Çin’in  geçmişten  beri  yaptığı  soykırım  ve  baskılar. Tayland’ın  Patani  üzerine  yaptığı  katliamlar  ve  baskılar. Rusya  sonrada  kardeşi  Amerika’nın  katliamlar  yaptığı  Afganistan. Amerika’nın  SÖZDE  DEMOKRASİ  götüreceğim  adı  altında Irakta  Müslümanlara  yaptığı  soykırım. Ama  menfaat  hedeflerine  ulaşmışlardır. Geçmişte  Sırp  deccallerinin  Bosna’ya  yaptığı  katliamlar. Daha  sayamadığım  tüm  İslam  alemindeki  acı  ve  ızdırap.

 Anadolu yeter  artık  diye haykırıyor. Yeni  Selahaddin  Eyyübi  Recep  Tayyip  Erdoğan  bu  vahşi  oyunu  bozmaya  geliyor. Bu  vahşi  oyunu  bozmak  için  ne  yaptı:

 Yerli  savunma  sanayisini  gerçekleştirdi. Tank, helikopter, füze, savaş uçağı, eğitim uçağı,insansız  hava  aracı  ve  neler  neler. Bu  saydıklarımdan  fazlasını  gerçekleştirdi,

 Kürt  sorununu  çözüp ülkeyi  terör  kaosundan  kurtarması,

 Suriye, Libya, Mısır, Tunus, Filistin  ve  tüm  İslam  ülkelerin  problemleriyle ilgilenip  artık  bende  varım  burada  dediği  için,

 Mazlumlara  sahip  çıkıp  dünya  5’ten  büyüktür  dediği  için,

 3.Havalimanı, 3.Köprü, Kanalİstanbul, Nükleer  Santrallerini  ve  her  türlü  süper   projesi  olduğu  için,

 Derin  devlet, mafya  ve  Paralel yapıyı  bitirme  mücadelesini  verdiği için. Askeri  vesayeti  bitirdiği  için. Her  türlü  zalim  ve  diktatörlerle  mücadele  ettiği  için,

 İsrail  terör  örgütü, neoconlar, Amerika, Rusya,  Faşist  Farisi  Şii  İran  imparatorluğu  ve  tüm  zalim  ülkelerle  mücadele  ettiği  için,

 Müslüman  Kardeşler ve  Mursiye  sahip  çıktığı için. Açe, Arakan, Bangsamoro, Somali, Afrika, Şam, Kahire, Halep, Türkistan, Kabil, Bağdat, Kudüs  ve  tüm  İslam  ülkelerinin, beldelerinin  umudu  olması  ve  sahip  çıktığı  için,

   Üst  akılın, ONE  MİNİTE’den  dolayı  rahatsız  olması. ÖSO, İslami Cephe, Suriyeli  tüm  muhalifler. Müslüman Kardeşler, Nahda  ve  HAMAS’a  destek  olduğu  için, 

  En  önemlisi de  sağlam  bir  Müslüman  olduğu  için  tüm  bu  rahatsızlıklar. Selahaddin  Eyyubi  anlayışıyla  Ortadoğu’ya  barış  getirme  mücadelesini  verdiği  için. Diktatörlere  sonlarının  geldiğini  hatırlattığı  için. Suriye, Irak  ve  Filistin’i  Neoconlara  bırakmayacağım dediği  için,

Tüm  bunlardan  ve  daha  fazlasını  gerçekleştiren  Erdoğan’a  sahip  çıkarsak  ve  Yeni  Türkiye  hedeflerine  ulaşırsak  tüm  Neoconları   yeneriz  Allah’ın  izniyle.

İŞTE  İSRAİL  VE  İRAN  İTTİFAKININ  BİR  KANITI  DAHA……

Suriye  bilindiği  gibi  baba  deccal  Hafız  Esed  tarafından  bir  darbe   ile Suriye’yi   Esed  ailesinin  çiftliği  haline  getirdi. 40  yıl  boyunca  zulümle, baskıyla, sindirmeyle  ve  işkencelerle  yönetildi.  Esed  deccali  1982   Hama   katliamı,  1981  Halep  katliamı,  daha  bilmediğimiz   yüzlerce  katliamla  iktidarını  korudu. Baba  deccal   geberince  oğul  deccal   iktidara  geldi. Reform  yalanlarıyla  11  yıl  Suriye  halkı  bir  umutla   sabretti. Ama Suriye  halkı 15  Mart  2011’de   özgürlük,  izzet,  şeref,  erdem  ve  İslam  adına   isyan  başlattı. İlk  başta  şiddet  içermeyen  sivil  gösterilere  Esed  deccali  katliamla  bastıracağını  sandı. Artık  halk  bu  işin  geri  dönüşü  olmadığının  mesajını  verdi. Azgın   deccale  karşı  silahlanan  Suriye  halkı, Suriye  ordusunun  içindeki  onurlu  generaller, subaylar  ve  askerler  Esed  deccalinin  yanından  ayrılıp  direnişin  öncülüğünü  Suriye  halkı  ile  beraber  yaptı.Suriyeli  yiğitler Özgür  Suriye  Ordusu, İslami  Cephe, Ahraru  Şam, yüzlerce muhalif  örgüt  ve  en  son  muhaliflerin  birbirleriyle  birleşmesi  sonucunda   Fetih  Ordusunu  kurdu. Muhalifler  direnişin  ilk  2  yılında  Esed   deccalini   tam  manasıyla  mahvetti. Esed  artık   Suriye’nin  % 80’nini  kontrol  edemez  hale  geldi. Esed  deccali   tam defoluyor    dediğimizde,  geçmişten  beri  İran’ın  tek  Arap  müttefiki  olan  Esedi   Hizbuldeccal  çakallarıyla  ayakta  tuttu. İran   kendi  yayılma  alanlarını  kaybetmeyi  göze  alamayacağı  ve  bunun  en  önemli  ayağı  olan  Suriye’yi  kaybetmek  istemiyordu. İran  menfaatleri  adına  insanların  ölmesi   umurunda  değildir. Sadece  Hizbuldeccal  değil  değişik  ülkelerden  gelen  Şii  milisler,  İran  Devrim  Muhafızları  ve  Suriye’nin  kuzeyinde  Esed   deccali  ile  ittifak  yapan  PYD. Hal  böyle  olunca  Esed  rejimi  yıkılmadı. Ama  bu  savaşın  kazananı  halen  belli  olmuş  değil. İzzetli  Suriye  halkının  özgürlük  mücadelesini  Rusya, Çin  Esede  direk  destek  verirken;    çirkef  politikalarıyla  ABD, AB, Avrupa  ve  BM’de  Esede  dolaylı  destek  verdiler. Nasıl  bir şanlı Özgürlük  mücadelesi,  tüm  dünya   bu  mücadeleyi  bastırmaya  çalışıyor.( Türkiye, Katar, Suudi  Arabistan  ve  hakiki  anlamda  Suriye  halkının  yanında  olan  ülkeler  hariç.) Devrimi  tamamen  gömmek  adına  da  ne  soyu!  sopu!  Belli  olmayan  gayri  meşru  bir  terör  örgütünü  ortaya  çıkardılar. DEAŞ  denilen  terör  örgütü  hep  muhalifler  tam  devrime  ulaşacakları  zaman  arkadan  vurup  hep  İran  ve  Esedin  ekmeğine  yağ  sürdüler. Ey  İran, DEAŞ’ı   Sünni  örgüt  gibi  gösterip  Sünnileri  vahşi  olarak  lanse  etme. Çünkü  Reel  politik  baktığımızda  DEAŞ  en  çok  İran  ve  Esedin  işine  yaramıştır. En   basitinden  Türkiye’nin  hedefi  neydi  Esedi  düşürmekti. İran  senin  hedefin  neydi  Esedi  ayakta  tutmak. Ne  oldu  DEAŞ  Esede  hep  hayat  öpücüğü  vermiştir. Esedi  rahatlatmıştır. Muhalifler  onurlu  mücadelesinde  tam  Esed  deccalini  sıkıştırıp  indireceği  zaman  kalleşçe, kahpece  arkadan  DEAŞ  muhaliflere  saldırmıştır. Bunları  yemeyiz  Şii  Farisi  İran  İmparatorluğu. Son  olarak  Amerika’nın  uşağı  olan  PYD,  Türkmenleri, Arapları,  hatta  muhalif  Kürtleri  sürüp  kendisine  daha  doğrusu  İsrail,  ABD  ve  Neoconlar  adına  Kürdistan’ı  kurma  çalışması  içerisine  girdi. Şeytani  dans  içerisine  girmiş  olan  PYD, DEAŞ  ve  Esed  devrimi  duraklattılar. Son  olarak  onurlu  Suriye  halkının  devrim  mücadelesini  bastırma  adına  Rusya, Çin, İran, Hizbuldeccal, Şii  milisleri, PYD  ve DEAŞ  her  türlü  kalleşliği  yapsalar da  devrimi  bastıramadılar. Veeee  en  son  olarak  İsrail  Esedin  inmemesi  için,  Esede  silah  yardımı  yapmalıyız  demiş. Esed  bizim  adamımız  bize  lazım  diyorlar  azgın  Siyonistler. Hani  İsrail  Suriye’yi  bombaladı  haberleri  vardı ya, büyük  manipülasyonlarla  İsrail  Esedi  bombalamış  izlenimini  verdiler. Halbuki  hepimiz  biliyorduk  ki  İsrail  Şam’a  çok  yakınlaşan  muhalifleri  bombalıyordu. Bizim  buradaki  İrancılar  bu  olanları  görsün;  İsrail  ve  İran  ittifakını. Olay  MÜSLÜMANLAR  olunca  İsrail  ve  İran’ın  nasıl  işbirliği  yapıp  MÜSLÜMAN  öldürme  yarışına  girdiğini  gördük. Biliyorum ki  bizim  buradaki  İrancılar  bunu  görmeyecek  çünkü  KÖRLER. Suriye’yi  bölme  projesini  Amerika,  İsrail  ve  NATO  yapıyor. Bunu  nasıl  tespit  ettiğimi  bir  haberle  anlatayım. İslam  düşmanı  NATO  genel  sekreteri  Rasmussen  Suriye’ye  çözüm  için  Bosna   modelini  önermiş, bu  eşittir  Suriye’yi  bölmektir. Üst  akıl  bu  projeyi  sürmek  adına  PYD’ye  Kürdistan  koridorunu  verirken, Esed  deccali  Nusayri  ağırlıklı  Lazkiye,  Tartus,  Humus  ve  Şam’ın  bazı  bölgelerine  güçlü  bir  şekilde  çekiliyor. Suriye’nin  öbür  Sünni   ağırlıklı  nüfussa  DEAŞ  ve  muhaliflerin  elinde. Bu  projeyi  gerçekleştirmeye  çok  yakınlar.  Hatta  Suriye  iç  savaşı  başladığından  beri  bu  Suriye’yi  bölme  projesi  mevcuttu. Sadece  Müslümanların  daha  fazla  ölmesini  bekliyorlardı. Artık  Türkiye  bu  oyunu  bozmalı. Türkiye  sadece  Kuzey  Suriye’ye  girmemeli,  tüm  Suriye’ye  girip  bu  şer  oyunu  bozmalı. Allah’ın  izniyle  hiç  bir  şey  olmaz. Türkiye  cesur  davranıp  bunu  gerçekleştirse ABD, NATO,AB,BM Rusya  ve  İran  hiç  bir  şey  diyemez. Bunu  gerçekleştirebilir  Türkiye. En  son  olarak  başlığa  gelince,  konu  MÜSLÜMANLARIN  özgürlüğü, menfaati  olunca  İsrail  ve  İran  kana  susamış  bir  şekilde  MÜSLÜMANLARI   öldürme  yarışına  girip  kardeş  oluyorlar. İsrail  ve  İran’ın  tek  farkını  size  söyleyeyim mi? Biri  İbrani,  biri  Farisi biri inancı  ideolojisi  Siyonizm, biri  Şii  Farisi  ırkçılığı, mezhepçiliği  yapan  kendi  Siyonist  anlayışını  Ortadoğu’ya  dayatan  İran  SİYONİZM’dir. 

VESSELAM.                                 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT