1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. ORTADOĞU BUMERANG CEHENNEMİ 3
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

ORTADOĞU BUMERANG CEHENNEMİ 3

A+A-
Suudi  Arabistan:  Suudi  Arabistan’ı  anlamak  için  geçmişe  gitmek  lazım. Adı  üstünde  Suudi  Arabistan  devleti. İngilizler  Arabistan  yarımadasında  kullanabileceği  en  rahat  aile  olan  Suudileri  iktidara  getirdiler. Osmanlıyı   Lawrence  gibi  profesyonel  ajanlarla  zayıflatan  İngilizler,  Osmanlı  yıkıldıktan  sonra  yani  Ortadoğu  coğrafyasından  çekildikten  sonra  kendi  piyonlarını  çok  iyi bir  şekilde  devletin  her  tarafını  aile  malı  gibi  verdiler bu diktatörlere . Şeytan  olan  İngilizler  ve  Emperyalistler  Ortadoğu  ve  Afrika  coğrafyasını  cetvellerle  çizmiş  ve  sıkıntılı  olan  yerleri  muammada  bırakıp  ileri  bir  zamanda  tekrar  kaosun  çıkmasının  zeminini de  hazırlamıştır. Çoğunluğu  bir  mezhebe   bağlı  iken  yönetimdeki  azınlık  başka  bir  mezhepte  bulunuyor.  Suriye’nin  çoğunluğu  Sünni  iken  azınlık  olan  Nusayriler  ülkeyi  yönetiyor. Bahreyn’in  çoğunluğu  Şii  iken  orayı  bir  Sünni  monarşi  yönetiyor.Halklara  aşılanan  milliyetçi  fikirlerde  cabası.  Tam  burada  Suudi  Arabistan  halkının  çoğunluğu  Sünni  iken  yönetimdeki  anlayış  Vehhabi. Günümüze  doğru  gelirsek  Suudi  kraliyetinin  geçmişten  beri  çekindiği  İhvanul  Müslimin  yani  Müslüman  Kardeşler  hareketinin  hem  inanç  yönünden  hem de  kendi  halkının  kendilerine  karşı  isyan  etme korkusundan  dolayı  hem  kendi  ülkelerinde  hem de  öbür  Arap  ülkelerinde  bu  hareketi  hep  boğmuştur. Vehhabi  ve  kapitalist  anlayışları  bunları  her  türlü  sinsi  plan  yapmaya  ve  bu  planları  uygulatmalarına  yol  açar. Yakın  bir  zamana  gelirsek  Mısır  devriminin  devamında  Müslüman  Kardeşlerin  geçmişten  beri  verdiği  mücadele  devrim  sürecinde  de  hiç  azalmadan  devam  ettiği  için  daha  da  güçlenerek  iktidar  oldular. Cumhurbaşkanlığını da  kazandılar. Suudi  Arabistan  için  tehlike  çanları  ritim  ritim  hızla  artarak  çalıyordu. Devrim  ateşinin  yavaş  yavaş  yaklaştığı  ülke  olan  Suudi  Arabistan,  halkının  bu  devrimleri  gördükçe  onlarında  sokağa  çıkabileceğini  çok  iyi  biliyordu. İlk  başta  düzenli  olarak  Mısır’a  verdiği  ekonomik  yardımları  tamamen  kesti. Ve  3  Temmuz  2013  tarihindeki  darbeye  finansör  oldu. Bu  darbeden  sonra  Suudi  Arabistan  Müslüman  Kardeşlere  her  alanda  ve  bütün  Arap ülkelerinde   savaş   açtı. Sisi’ye  her  sene  düzenli  olarak  20  milyar  dolar  vermesi. Müslüman Kardeşleri  terör  örgütü  ilan   etmesi. Evet  Müslüman  Kardeşler  bildiğiniz  yok  olma  aşamasına  geldi. Şimdi  işin  asıl  önemli  boyutuna  geliyoruz. Kral  Abdullah  geberdikten  sonra   yeni  kral  olan  Selman  bir  şeyi  gördü. Aslında  Suudiler  bunu  çoktandır  gördüler  ama  ne  çare. Gördükleri  acı  tablo  şu: Suudiler  Müslüman  Kardeşlere  karşı  verdiği  mücadelede güçlerini, ekonomilerini, enerjilerini ve  her  türlü  birikimlerini   çok  boşa  harcadıklarını  gördüler. Onlar  Müslüman  Kardeşlerle  uğraşırken  gördüler ki  İran  mükemmel  strateji  planları  yaparak  her   yerde   yayılmaya  başlamış.  İran’ın  tam  işine  geldi  bunların  basiretsizliği. İran  işini  rahat  yaparak  her  tarafa  yayıldı. En  sonda  Yemen’de  İran’la  organik  bağı  olan  Husilerin  yaptığı  darbe. Mesela Suriye  iç  savaşı  2011  martta  başladı. İran’ın  savaşa  fiilen  girmesi  2013  mayıs  ayı. Tam  iki  senede  eğer  devrim  yapmak  isteselerdi devrim  yapardı Suudi Arabistan. Ama  onların  asıl  meselesi İslamcılardı.    Yeni  kral  bunları  çok  iyi  gördüğü  için  gelir  gelmez  Müslüman  Kardeşler  düşmanı  Sisici  olan  önemli  kişileri bürokraside  tasfiye  etti. Önemli  değişiklikler  yaptı  yeni  kral. Hatta  Kral  Abdullah’ın  cenazesine  hava  şartlarından  dolayı  katılmadığını  söylese de  Sisi  asıl  katılmamasının  sebebi  yeni  krala  karşı  duyduğu  rahatsızlık. Hatta Sisi  Yemen’e  asker  gönderme  bahanesi  ile  Suudi  Arabistan’a  20  bin  asker  gönderip  darbe  girişiminde  bulunmuş. Suudi  istihbaratı  bunu  deşifre  ettiği  için  başarısız  oldu. Yeni  kraldan  ben  kendi  adıma  çok  umutluyum. Şuurlu  ve   asıl  düşmanının  kimler  olduğunu  biliyor. Mesela  Mursi’nin  Cumhurbaşkanlığında  kalmasını  isteyenlerden  birisiymiş  o  dönem. Müslüman  Kardeşleri  düşman  olarak  görmeyip  işbirliği  yapılabilir  olarak  gören  birisi. Asıl  düşmanın  ve  asıl  tehlikenin  Müslüman  Kardeşler  olmadığını,  asıl  büyük  tehlikenin  İran  olduğunu  sonunda  gördü  Suudi  kraliyeti. Hatta    Suudi  Arabistan  dışişleri  bakanı  açıklamasında  eğer  uluslar arası  dünya  Yemen’de  bir  barışçıl  çözüm  bulmazsa  bizler  bölge  ülkeleriyle  müdahale  ederiz  dedi. Arabistan’da  artık  mücadelesini  vermeye  başlayacak. Bu satırları  tam  yazarken Suudi Arabistan Yemen’de İran kuklası  olan Husilere  karşı  askeri  operasyon  başlattı. Suudi  Arabistan  ve  10  Körfez ülkesi  bu  operasyona  katılıyor. Ben  burada  Suudi  Arabistan’ı  sonuna  kadar  haklı  görüyorum. Suudi  Arabistan Mısır’da darbeye  destek  verince  karşı durmuştum. Ama  burada Suudi  Arabistan’ı  destekliyorum. Hatta  operasyon  tam  hız  devam  etmeli. Suudi  Arabistan  Yemen’de ki  yönetim  boşluğundan  dolayı  Yemen’i  ilhak  etsin. Suudi  Arabistan burada  onur  mücadelesini  veriyor. Operasyonun  böyle  sınırlı  kalmamasını  umuyorum. Türkiye’de  operasyona  destek  verdi. Çünkü  Türkiye  çoktandır  İran  yayılmacılığının  farkında.
 
Türkiye  ve  Suudi  Arabistan’ın  Mısır’da ki  darbeden  dolayı  donmuş  olan  ilişkileri  yeni  kralla  beraber  canlandı. İşbirliği  anlaşmaları  imzalandı. Suudi  Arabistan’ın  Türkiye’ye  ihtiyacı  var,  Türkiye’nin  Suudi  Arabistan’a  ihtiyacı  var. Çünkü  Amerika  bu  iki  ülkenin  gözüne  baka  baka  dalga  geçiyor. 3 yıldır  iki  ülkeye de  Esedi  indireceğiz  deyip,  gizlice  görüşüp  ve  en  sonunda da  Esedle  görüşmek  zorundayız  diyerek  bildiğiniz  dalga  geçtiler. İran’la da  tam  gaz  görüşüp  taviz  verdiler  nükleer  müzakerelerden  dolayı.Taviz  dediğim  İran’ın  yayılmasına  göz  yumdular.  Bunun  için  ben  diyorum ki  sizin  bu  coğrafyanızda ki  mücadeleyi  Amerika  ve  Batı  vermez  sizler  kendi  mücadelenizi  kendiniz  vereceksiniz. Lanet  uluslar arası  dünya  Saddamın  olmayan  kimyasal  silahları  için Irak’ı  işgal  etti. 1,5  milyon  Müslüman’ı   öldürdü. Saddamı  astı. Bunlar, Esed  bildiğiniz  kimyasal  silahlarla  insan  öldürdüğünü  gördüğü  bir  zamanda  Esedle  görüşmek  zorundayız  diyebiliyorlar. Batsın  bu  dünya. Suudi  Arabistan  ve  Türkiye  gerçek  manada  iş birliği  yaparsa  emin  olun  bu   coğrafyaya  bu  iki  ülke  hakim  olur. Geçenlerde  arşivleri  karıştırırken  internette,  Amerika  Irak’ı  işgal  etmeden  önce  Suudi  Arabistan  uluslar arası  dünyaya  bir  teklif  götürüyor. Teklifi  şu, Saddam  rejimini  devirelim,  Irak’ı  Suudi  Arabistan  ve  Türkiye  beraber  yönetsin diye. Kendi  kendime  düşündüm  olsaydı  neler  olurdu  neler…  En  iyisi  de  insanlar  ölmezdi. Ama  bu  Irak  için  olmasa  bile  öbür  ülkelerde  bu  uygulanabilir  aslında. Mesela  Suriye’de  uluslar arası  dünyaya  baskı  yapılsa,  Türkiye  ve   Suudi  Arabistan  Esed  rejimini  indirip  Suriye’yi  beraber  yönetebilir. Suriyeli  Müslümanlarda  bunu  iyi  karşılar.Bu  Yemen  ve  Libya  içinde geçerli. Son  olarak ta  bundan  önceki  yazılarımdan  biri  olan  Türkiye  ve  İran  enerjilerini  birbirine  harcamasın  yazımda  Türkiye  ve  İran  işbirliğini  sorgulamıştım.  Ama  kesinlikle  İran  devletiyle  gram  işbirliği  yapılamayacağı  açık. İran  faşist  anlayışıyla  bu  coğrafyayı  yok  etme  noktasına  götürüyor. 
Ama  Türkiye  ve  Suudi  Arabistan  işbirliğine  kalbimle  inanıyorum.Müslüman liderlerimizin  mücadelesiyle,  Kutlu  yolculuğun  başladığı  Mekke  ve  Medine  şehriyle  İstanbul  şehrinin  işbirliğiyle  bu  coğrafyayı  şekillendireceklerdir Müslümanlar Allahın  izniyle.   İnşAllah  bu  kesinlikle  olacaktır.
YEMEN: Yemen’de  diktatör  olan  Ali  Abdullah  Salih’in  Arap  Baharı  sürecinden  dolayı  yıkılması,  Yemen  halkının  artık  yönetimde  söz  sahibi  olmak  istediğini  gösterdi. Meşru  bir  şekilde  Yemen  halkını  temsil  eden  Abdurrabbu  Mansur  El  Hadi  cumhurbaşkanı  oldu. Bundan  rahatsızlık  duyan  eski  diktatör  kalıntıları  ve   İran  destekli  Husiler  beraber  işbirliği  yaparak  El  Hadi’ye  darbe  yaptılar. Bu  darbeye  uluslar arası  dünyanın  pek  tepki  vermediğini  gören  ve  aynı  uluslar arası dünyanın İran  yayılmacılığına  göz  yumduğunu  gören  Suudi  Arabistan  artık  bu  işi  kendisinin  çözmesi  gerektiğini  anladı. Yemen’e  askeri  operasyon  başlattı  bunun  için. Son  olarak  Yemen’e  askeri  müdahalenin  bununla  sınırlı  kalmamasını  umuyorum. Hatta  Suudi  Arabistan  Yemen’i  ilhak  etsin. Çünkü  otorite  boşluğu  olan  bir  yerde  her  zaman  böyle   gelişmeler  olur.
Tunus: Arap  Baharının  sancısız  geçtiği  bir  ülke  olan  Tunus,  ilk  seçimlerinde  Gannuşinin  lideri  olduğu  Nahda  hareketi  iktidar  oldu. Cumhurbaşkanlığını  kazandı.Bu  sonuçlardan   Rahatsız  olan  dış  güçler  bundan  dolayı  Tunus’u  kaos  sarmalına  çekmeye  çalıştı. Faili  Meçhul  suikastlar   gerçekleşti. Ama  bilge  lider  Gannuşi,  hükümeti  gelin  hep  beraber  yönetelim  hamlesi  ile  bütün  oyunları  bozdu. Tunus  kaos  sarmalından  kurtuldu. Tunus’ta  yapılan  ikinci  seçimleri  ise  Körfez  ülkelerinin  desteklediği  Laik  ve  solcu  parti  Nida  kazandı. Son  olarak  IŞİD’in  Tunus’ta da  ortaya  çıkması  ve  müze  saldırısının  olması  aklıma  şunu  getirdi: Birileri  hala  Tunus’u  kaosa  çekmeye  çalışıyor. Sonuç  olarak  ne  oldu,  müze  saldırısı  Tunus’un istikrarına   hiç  bir  şey  yapamadı. Tunus’un  istikrarlı  yürüyüşü  devam  ediyor. 
NOT: Tunus  coğrafya  olarak  Ortadoğu’da  yer  almıyor. Ama  yinede  bu  yazının içerisine  koydum.                                                                                            
Katar:  Ortadoğu’da  en  prensipli  ülke  Katardır. Suriye  olaylarına  ve  Mısır’da ki  darbeye  baştan  beri  sert  tepki  veriyor. Müslüman  Kardeşlere  ve  HAMAS’a   en   fazla  destek  veren  ülke  yine  Katardır. Ortadoğu’da  en  fazla  sevdiğim  lider  Katar  Emiri  Tamim  Bin  Hamad  Es  Sani’dir. Katar  Ortadoğu’da  Türkiye  ile  en  fazla  işbirliği  yapan  ülkedir. Türkiye  ve  Katar  kardeş  ülkelerdir. Son  olarak  Türkiye  ve  Katar  geçenlerde  iş birliği  anlaşması  imzaladılar. Bunun  önemi  Mısır  askerlerinin  Birleşik  Arap  Emirliklerinde  bulunmasıdır. Çünkü  ileriki  zamanlarda  Mısır  askerleri  Katara   müdahale   edebilir.  Katar  Türkiye  ile   yaptığı  anlaşma  ile  Türkiye’nin  artık  Katarda  bir  askeri  üssü  olacak. Türkiye  Katarı  dış  müdahalelerden  koruyacak. Türkiye  ve  Katarın  haklı  mücadelesine  selam  olsun.
Vesselam.            
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum