1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. "Osmanlı, İspanya Yahudilerini mağdur oldukları için kabul etti"
"Osmanlı, İspanya Yahudilerini mağdur oldukları için kabul etti"

"Osmanlı, İspanya Yahudilerini mağdur oldukları için kabul etti"

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Hikmet Eroğlu:- "Osmanlı'nın, İspanya Yahudilerine kucak açmasını sadece hoşgörüyle değerlendirmek yeterli değil. Osmanlı Devleti onları Yahudi oldukları veya belirli niteliklere sahip o

A+A-

İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Hikmet Eroğlu, "Osmanlı'nın, İspanya Yahudilerine kucak açmasını sadece hoşgörüyle değerlendirmek yeterli değil. Osmanlı Devleti onları Yahudi oldukları veya belirli niteliklere sahip oldukları için değil, insan oldukları için mağdur oldukları için kabul etti. Bu kabul ediş tamamen kültür ve medeniyet anlayışıyla ilgili." dedi.

Eroğlu, İspanya'dan 15. yüzyılda sürgün edilen Yahudilerin Osmanlı topraklarına kabul edilişinin 527. yılında AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

"Osmanlı Devleti'ne Yahudi göçlerinin 1492'de ve İspanya'dan olduğu" şeklinde doğru ancak eksik bir kanaat bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Eroğlu, 1492'nin sadece sembolik bir tarih olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Eroğlu, 1492'nin Kastilya Kraliçesi İsabella ile Aragon Kralı Ferdinand'ın ülkelerindeki Yahudilerin kovulmasıyla ilgili yayımladıkları fermanın tarihi olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

"Onlar bu sürgün kararını İspanya'daki son Müslüman kalenin de ele geçirilmesinden sonra almışlardır. Güç tamamen ellerine geçince ülkelerinde Hristiyan haricinde başka kimseye hayat hakkı tanımamışlardır. Haddizatında daha önce de Yahudiler zulme uğruyorlar ve din değiştirmeye zorlanıyorlardı. Yahudi aleyhtarlığı had safhadaydı. Meydana gelen tüm olumsuzlukların nedeni olarak Yahudiler işaret ediliyor, onların kuyuları zehirledikleri, veba hastalığını yaydıkları söylentileri yayılıyordu.

Avrupa'daki Yahudilere yapılan baskılar sadece İspanya ve Portekiz ile sınırlı değildi. 2. Murat zamanında Fransa'dan, 1430’da Macaristan’dan, Polonya’dan, 1470’te Bavyera’dan kovulan Yahudiler Osmanlı Devleti'ne sığınmışlardı. Osmanlı Devleti ayakta bulunduğu sürece darda kalanlara her zaman kucağını açmıştı. Cumhuriyet döneminde de Nazi zulmünde kaçan birçok Yahudi Türkiye’ye sığındı."

- "Osmanlı'nın hoşgörüsü, Batı'nın toleransıyla karıştırılmamalı"

Osmanlı'nın, İspanya Yahudilerine kucak açmasını sadece hoşgörüyle değerlendirmenin yeterli olmadığını vurgulayan Eroğlu, şöyle devam etti:

"Osmanlı Devleti onları Yahudi oldukları veya belirli niteliklere sahip oldukları için değil insan oldukları için, mağdur oldukları için kabul etti. Bu kabul ediş tamamen kültür ve medeniyet anlayışıyla ilgili.

Yahudilerin Osmanlı topraklarına göçünü hoşgörü gibi tek sebeple izah etmek mümkün değildir. 'Hoşgörü', sebepten ziyade ön şarttır. Bu arada hoşgörü kavramını da iyi anlamak gerekir. 'Yaratılanı hoş gördük Yaradan'dan ötürü' felsefesine sahip olmak son derece önemlidir. Bu anlayış Batı'dan ithal edilen 'tolerans' anlayışıyla karıştırılmamalıdır. Tolerans kavramı katlanma, tahammül etme, razı olmayı içerir ve Batı bu anlayış düzeyine yeni ulaşmıştır. Farklı olanı asimile edinceye kadar katlanmanın adıdır tolerans. Halbuki hoşgörü doğal bir haldir, bir katlanma, dayanma, tahammül etme yani zorlanma yoktur. Osmanlı Devleti farklı inanç ve kültüre mensup insanların bir arada uyum içinde yaşadığı bir toplum düzeni kurmuştu. Dolayısıyla her inançtan insan özgürce yaşayıp çalışıp kazanabileceği bir ülke halindeydi. Başka inançlara mensup olanların dışlandığı bir ülkeye hangi nedenle olursa olsun göçmen kabul etmek kolay değildir. Elbette her ülke, göçmen olarak gelen kimselerin ülkenin ekonomisine, ticaretine katkı sağlamasını bekler. Bu doğal bir durumdur. Osmanlı Devleti de ülkeye gelen gayrimüslimleri kabul etmekle nüfusunu artırmış, daha çok vergi geliri elde etmiştir. Ancak hoşgörünün olmadığı bir ülkede bunları sağlamak mümkün değildir."

- "Çoğunluğu Osmanlı topraklarını tercih etti"

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özdemir, Müslüman hakimiyeti altındaki Yahudilerin 12. yüzyıla kadar altın çağlarını yaşadığını, devletin idari mekanizmalarında, ticari alanda ve ilim-kültür hayatında önemli başarılar elde ettiğini aktardı.

Kilise, devlet ve halk baskılarının zirveye ulaştığı noktada Andalucia, Kastilya, Aragon, Mayorka bölgelerinde Yahudilere karşı birbiri ardına saldırıların yaşandığını hatırlatan Prof. Dr. Özdemir, "Bilhassa 1391 yılında baş gösteren Yahudi mahallelerine yönelik saldırılarda çok sayıda Yahudi canlarını kurtarabilmek maksadıyla vaftiz olarak Hristiyanlığa girdi. Misyonerlik ve engizisyon faaliyetlerinin arzulanan sonucu getirmediğinin tespit edilmesi üzerine de 1492'de ülkedeki Yahudi cemaatinin toptan sürülmesi kararı alındı." diye konuştu.

Özdemir, 31 Mart 1492'de Yahudilerin sürülmesine dair Kraliçe İsabella ve Kral Ferdinand'ın imzaladığı Kraliyet Fermanı ile Yahudilerin yaşamak için yeni bir toprağa, yeni bir yurda ihtiyaçları olduğunu, bunun için büyük çoğunluğun Osmanlı topraklarını tercih ettiğini anlattı.

İstanbul, Selanik, İzmir, Amasya, Şam, Kahire ve Kudüs'ün Yahudilerin yerleştirildikleri belli başlı topraklar olduğunu belirten Özdemir, "Avrupa’nın başka yerlerinden Osmanlı topraklarına daha önce göçmüş olan Yahudilerin, Avrupa’da baskıya maruz kalan bütün Yahudileri Osmanlı topraklarına göçmeye davet ettiklerini, bu daveti yaparken Osmanlı’nın Müslümanlar kadar gayrimüslimlere de büyük bir hoşgörüyle davrandıklarını dile getirdiklerini biliyoruz." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Mehmet Özdemir, yaygın bir şekilde Osmanlı topraklarına gerçekleşen Yahudi göçünün 2. Beyazıd’ın bir fermanı üzerine gerçekleştiği ifade edilse de bu zamana kadar bu iddianın yazılı bir belgesine tesadüf edilemediğine dikkati çekerek şunları kaydetti:

"Yüz binlerce Yahudi’nin İspanya ve Portekiz’den Osmanlı topraklarına göçmüş olması böyle bir fermanın varlığı için kuvvetli bir karine olarak gözükmektedir. Endülüs devletinin yıkılmasının ardından tekrar can, mal ve inanç hürriyetleri ellerinden alınan ve sürgüne zorlanan Yahudiler, Osmanlı topraklarına davet edilerek, ikinci kez Hristiyan zulmünden kurtarılmış oldu. 2. Beyazıd'ın Yahudileri Osmanlı topraklarına davet ederken, tıpkı babası Fatih gibi bir taraftan onlara temel hak ve hürriyetlerini tanırken diğer taraftan Osmanlı Devleti'nin gelişmesinde Yahudi tecrübe ve birikiminden de yararlanmak istemiş olmalıdır. Batılı kaynaklarda 2. Beyazıd’ın Kral Ferdinand için 'Ferdinand yanlış bir şekilde alim diye nitelenmiştir. O Yahudileri sürmekle ülkesini fakirleştirmiş, Osmanlıyı zenginleştirmiştir.' dediği aktarılır."

HABERE YORUM KAT