1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. 'PKK'nın bağlantılı örgütleri yok farklı isimleri var'
'PKK'nın bağlantılı örgütleri yok farklı isimleri var'

'PKK'nın bağlantılı örgütleri yok farklı isimleri var'

Terör uzmanları Andrew Self ve Jared Ferris yazdıkları makalede, PKK'nın bağlantılı örgütlerinin olmadığını, sadece bölgelere tekabül eden isimlerinin olduğunu belirtti, PKK saflarında ölen teröristlerin yüzde 20'sinin Suriyeli olduğu kaydedildi.

A+A-

NATO'ya bağlı Teröre Karşı Savunma Mükemmeliyet Merkezinin yıllık dergisi Defence Against Terrorism Review'de (Terörizme Karşı Savunma İncelemeleri) yazan terör uzmanları Andrew Self ve Jared Ferris, "Ölü adamlar yalan söylemez: PKK'nın bölgesel oyununun açığa çıkarılmasında, çatışmada ölenlerin bilgilerinin değerlendirilmesi" başlığıyla yayınladıkları makalede terör örgütleri PKK, YRK ve YPG arasındaki personel, ekonomi ve yetki geçişkenliklerini ele aldı.

Derginin son sayısında yayımlanan makalede, PKK ve bağlantılı örgütler bünyesinde çatışmalara girerek ölen 2 bin 500 teröristin ölüm ilanlarında yer alan doğum ve katılım bilgilerinden yola çıkılarak, örgütler arasındaki ilişki gözler önüne serildi. Makalede, örgüt kademeleri arasında zaman içinde nasıl ilişki kurulduğu incelendi, bu örgütlerin stratejik düzeyde ve sahadaki ihtiyacı karşılamak için üyelerini gerekli gördüğü farklı alanlarda ve yerlerde kullandığına dikkat çekildi.

Bu bulgunun, PKK ve bağlantılı örgütleri arasındaki yakın ve birbirini destekleyen ilişkiyi kanıtladığı, aynı zamanda PKK'nın bunlardan tamamen farklı bir örgüt olduğu tezini çürüttüğü ifade ediliyor. Makalede, HPG, YPG ve YRK'nin birbirleriyle bağlantılı ve ortak bir bölgesel amaç için çalışan örgütler olarak görülmesi gerektiği vurgulanıyor.    

Suriye krizi ve DEAŞ ile mücadele kapsamında ABD'nin PYD-YPG ile gerek açıktan gerekse gizli işbirliğini artırdığının altı çizilen makalede, bunun ABD'nin bölgede Türkiye gibi müttefiklerini rahatsız ettiği kaydediliyor. 

Makalede, elde edilen bulguların PKK'nın 1998'de Suriye'den çıkarıldıktan sonra PJAK ve PYD'yi kurduğunu kanıtladığının altı çiziliyor. Çatışmalarda ölenlerle ilgili önemli değişikliklerin gözlendiği dönemin, PJAK'ın kuruluşuna ve PJAK-İran çatışmasının başladığı zamana denk geldiğine dikkat çekilen makalede, bu değişikliklerin PKK ile bağlantılı örgütlerinin birlik içinde olduğunu ispat ettiği, birbirleriyle bağlantılı örgütlerin yalnızca bazı konularda taktiksel inisiyatif alma özgürlüğüne sahip olduğu vurgulanıyor.

Çatışmalarda ölen teröristler hakkında bilgi ve diğer veriler toplandığında, PKK ve PKK ile bağlantılı örgütlerin arasındaki ayrımın çok yüzeysel olduğunun görüldüğü belirtilen makalede, ihtiyaca göre, bir teröristin bağlı olduğu birliğinin ve konuşlandığı bölgenin defalarca değiştirildiği ifade ediliyor.

PKK ve bağlantılı örgütlerle arasındaki ilişkinin, kardeş örgüt bağının çok ötesine geçtiği, PKK'nın tüm bu örgütleri kontrol edip emirler verdiği işaret edilen makalede, şu ifadelere yer veriliyor:

"PKK'nın Kandil'deki elebaşları, 'üç kağıtçılık' oyunu oynar gibi teröristleri ihtiyaca göre örgütler arasında ve bölgeler arasında değiştiriyor, böylece örgütün gerçek yüzünü saklayıp 'uluslararası terörist' damgası yemekten kaçınmaya çalışıyor. Bu yüzden aslında PKK'nın bağlantılı örgütleri yok, sadece bölgelere tekabül eden isimleri var. "

"2004'te PKK'da İranlı sayısı yüzde 10 arttı"

Makalede, 2004'te kurulan PJAK'ın, PKK'nın Öcalan usulü Kürt milliyetçiliğini Türkiye'de başarma amacıyla aynı şekilde İran'a karşı silahlı mücadele başlattığı belirtilerek, PKK ile örgütsel, ideolojik ve retorik benzerliklerin, hem Türkiye hem de İran'daki hükümet yetkililerini, hızla iki grubun bir olduğu ve ortak terörist doğasına ilişkin söylemlere yönelttiği ifade ediliyor. 

Dönemin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın "PJAK ve PKK iki isimli tek bir örgüt" sözleri hatırlatılan makalede, Türkiye'nin bu konudaki iddialarının sebeplerine de değiniliyor. Makalede, her iki grubun da KCK şemsiyesi altında olduğu ve benzer ideolojileri kabullendiği anımsatılıyor.

PJAK ve PKK bünyesinde ölen teröristlere ilişkin verinin, PKK'nın PJAK'ın oluşumundaki rolü ve geçen on yıl boyunca gruplar arasında süregelen stratejik ve örgütsel seviyedeki işbirliğini anlattığı vurgulanan makalede, bu verilerden İran uyruklu HPG'li mevcudiyetinin de gözlemlenebileceğine dikkat çekiliyor.

Makalede 2004 yılında PKK bünyesinde İran uyrukluların sayısının yüzde 10 arttığı ifade edilen makalede, PJAK'ın kurulması ve İran ile silahlı mücadelesinin ardından HPG'nin İran'daki faaliyetlerini artırdığının altı çiziliyor.

PJAK veya HPG savaşçısı arasında taktiksel düzeyde ayrıma rağmen, stratejik ve örgütsel seviyede küçük bir farkın mevcut olduğu kaydedilen makalede, Suriye'de doğan bir teröristin, hayatına İran'da devam edip Irak'ta bir PJAK bayrağı altında savaşıp ölmesinin mümkün olduğuna, verilen yaşanmış örneklerle vurgu yapılıyor.

Suriye'deki PKK yapılanması

Suriye'deki yaklaşık 15 yıllık varlığı boyunca, PKK'nın bölgeye hakim Kürt siyasi parti olarak yapılandığı, 2003'te PYD'nin ortaya çıkışını sağlayan şebeke ve ilişki ağını kurduğu vurgulanan makalede, örgütün 1980'li ve 1990'lı yıllar boyunca rejim tarafından siyasi partiye dönüşebilmesine göz yumulan tek örgüt olduğu vurgulanıyor.

PKK'nın 1987'den itibaren Şam, Kamışlı, Dırbasiya, Derik, Resulayn, Afrin, Halep, Kobani (Ayn el-Arap) ve Haseke'de siyasi ofisler açtığı bilgisine yer verilen makalede, PKK'nın Cezira ve Haseke bölgelerinde aktif geleneksel Suriyeli Kürt siyasi partilerden kalan boşlukları, Afrin, Kobani ve Cerablus'ta doldurduğu belirtiliyor.

Örgütün siyasi ve sosyal avantaj elde edebilmek için Kobani ve Dırbasiya'da yoksul Kürtleri silahlandırma yoluna gittiği işaret edilen makalede, ölen PKK'lıların yarısından fazlasının Afrin ve Kobani, öte yandan  yüzde 15'inden azının Haseke ve Kamışlı doğumlu olduğuna dikkat çekiliyor.

Suriye'de en güçlü ve popüler Kürt grup Barzani'nin KDP'sinin yerini, 1980'lerde PKK'nın aldığı ifade edilen makalede, örgütün Suriye'de faaliyetlerini açıkça yürütmesine izin verilen "tek Kürt partisi" olması ve ülkeye getirdiği Marksist-Leninist söylemin, bölgede uyruğu nedeniyle hayal kırıklığı yaşayan genç Suriyeli Kürtlere çekici gelmesi nedeniyle yükselişe geçtiği belirtiliyor.

Örgüte 1980'lerde katılan ve ortadan kaybolan 7 ila 10 bin Suriyeli Kürt'ün muhtemelen öldüğüne dikkat çekilen makalede, şu ifadeler yer alıyor:

"Suriye rejimi ve PKK arasındaki işbirliği, örgüt için hayati derecede önemliydi. Ancak Suriye hükümetinin Araplaştırma politikalarıyla zulme uğramış ve haklarını kaybetmiş Suriyeli Kürtlerin statüsüyle de çelişiyordu. PKK bir yandan Suriye rejiminden destek alırken, aynı rejim bir yandan da Kürtlerin Suriye vatandaşlığını reddediyor ve Arap köylülere tahsis edilmek üzere mallarına el koyuyordu. PKK dışında, tüm Kürt gruplar yasaklıydı ve liderleri rejim tarafından zulme uğramıştı."

PKK'nın Suriye devletini hedef almadığına işaret edilen makalede, "Tıpkı Irak'ta KDP gibi, PKK da Şam'daki hamisini üzmemek için Türkiye'deki Kürt hareketine yoğunlaştı." ifadesi yer alıyor.

2003'ten 2011'e PYD ve Suriye'deki Kürtler

Makalede, Esed rejiminin terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ı 1998'de sınır dışı etmesinin ve PKK'nın Suriye'deki irtibatlarına yönelik sert önlemler alması üzerine 1990'larda örgütün Suriyeli Kürtlerden aldığı desteğin azaldığı, öte yandan yine de potansiyel destekçilerini kaybetmediği hatırlatılıyor.

Örgütün Esed rejiminin baskısından kurtulmanın yolu olarak faaliyetlerini başka bir isim altında sürdürme yolunu seçtiği, bunun için 2003'te PYD'yi kurduğu belirtilen makalede, PKK- PYD ilişkisi şöyle ifade ediliyor:

"PKK, Suriye'deyken örgüte eleman toplama, eğitim, para ve kaçakçılık ağı kurdu ve hemen hemen hepsini PYD'ye transfer etti. Buna rağmen, PYD, PKK ile örgütsel bağı olduğunu hep inkar etti ve inkar etmeye devam ediyor. PYD açıkça Öcalan tarafından kurulan ve HPG üst yöneticileri tarafından idare edilen şemsiye örgüt KCK'nın bir üyesidir. Ancak PYD, sadece Öcalan'ın ideolojik bakış açısına katıldığını savunuyor."

PKK'nın Suriye uzantısı PYD'nin elebaşı Salih Müslim'in, 2010'da Suriye'den sınır dışı edilmesinin ardından PKK'nın Kandil yapılanmasıyla kurduğu bağlara dikkat çekilen makalede, 2001-2010 arasında ölen Suriyeli PKK'lıların oranının ortalama yüzde 16 olduğu, yüzde 20 ile 2015'te en yüksek orana ulaştığı belirtiliyor.

ABD ne yaptığının farkına varmalıdır

Makalede, PYD ve PJAK gibi yapıların Kandil'in ötesinde tek merkezden idare edildiği ve stratejik olarak bu oluşumların PKK'dan ayırt edilemeyeceği belirtiliyor.

Suriye'de 2011 yılı mart ayında protestolar düzenlenince sürgündeki Salih Müslim'in nisan ayında Kandil'den inerek Suriye'ye girdiği, askeri ve siyasi faaliyetlere giriştiği ifade edilen makalede, "PYD'nin silahlı kanadı YPG'nin oluşturulması için PKK'dan bin-iki bin arasında militanın Suriye'ye girdiği birçok farklı kaynaktan teyit edildi." bilgisi yer alıyor.

Makalede, PKK'nın Suriye'deki cephesinde duyduğu ihtiyaç üzerine, PJAK'ın kurulmasındaki gibi, YPG birimlerine destek olması için ana kadrosundaki Suriyelileri YPG birimlerine gönderdiği kaydediliyor.

YPG'nin rejim güçleriyle savaşın genel akışı haricinde, çatışmaya girmekten kaçınmasıyla PKK'ya benzediği vurgulanan makalede, rejimin 2012 temmuzunda çekilmesiyle PYD/YPG birimlerinin oluşan boşluğu doldurduğu, Afrin, Kobani ve Cezira bölgelerinde kendi idari yapılanmasını ilan ettiği belirtiliyor.

Makalede, rejimin kuvvetlerini çekmesiyle YPG'nin Suriye arenasında ilan ettiği bölgelerde savaş sürecinde Nusra Cephesi, DEAŞ, ÖSO gibi örgütlerle savaştığını, bölgedeki "kredibilitesini" artırdığı, PYD ve YPG'nin beraberce güven altyapısı oluşturduğu kaydediliyor ve "PKK, 2014 eylülünde Kandil'den 400 militan daha YPG'ye destek olabilmesi için Kobani'ye gönderdi."​ ifadelerine yer veriliyor.

Suriye iç savaşı boyunca Kobani kuşatmaları ve DEAŞ'a karşı ABD destekli harekatın PKK'ya fırsatlar kazandırdığı dile getirilen makalede, Suriye'de YPG, Irak'ta da HPG ile aynı çatı altında değerlendirilen PKK'nın, DEAŞ'a karşı başarısının, kendisine bölgesel kontrol ve uluslararası arenada meşruiyet kazandırdığının altı çiziliyor. 

Makalede, ABD'nin PJAK'ı PKK'nın bir kolu olarak nitelemesi, PYD'yi ise ayrı bir birim olarak görmesine ve PYD'den askeri desteğini esirgemiyor olmasına vurgu yapılarak, "ABD'nin Suriye arenasındaki farkındalık derecesi kuşku uyandırıyor. PKK'nın Suriye'de varlığı bu kadar netken, PYD ile askeri irtibatı devam edecek ise ABD ne yaptığının farkına varmalıdır ve PKK ile bağlantılı bir grubu desteklediğini idrak edebilmelidir." değerlendirmesinde bulunuluyor.

HABERE YORUM KAT