1. YAZARLAR

  2. Hakan Bahçeci

  3. Şampiyon Kim Olur?
Hakan Bahçeci

Hakan Bahçeci

Yazarın Tüm Yazıları >

Şampiyon Kim Olur?

A+A-

Başlığa bakarak bunun bir futbol yazısı olacağını sananlardan şimdiden özür dilerim. Yine de yazının sonuna doğru bu sezon ile ilgili düşüncemi söyleyeceğimi de belirteyim de beklenti boşa çıkmasın. Sorumuz, sürece uygun olarak seçimle ilgilidir elbet.

“Şampiyon Kim Olur” derken,  seçimin sonucunda en çok oyu kim alır demiyoruz, çünkü sıralamayı sokaktaki çocuk gibi biliyor artık. Bununla birlikte tüm kesimlerce AKP’nin sandıktan birinci parti olarak çıkarken ne kadar oy alacağı merak ediliyor. Tabi ki stratejik öneme sahip kimi şehirlerde durum çok daha kritik, yine de seçim gene seçim havasına dönüştü çoktan.

Seçimin şampiyonunu da söyleyiverdik ilk baştan, peki soruyu neden sorduk? Hemen her seçimde olduğu gibi Türkiye olağan dışı meselelerle girdi seçim sürecine hatta en çetrefilli en sıra dışı bir konu vardı kucağımızda. Referansının din olduğunu söyleyen bir toplulukla “ki ben cemaat demeyi tercih etmiyorum, zaten kendileri de başka bir isim kullanıyor” muhafazakâr bir hükümetin karşı karşıya geldiği, çetin bir kavganın tam ortasındayız.

Bu kavgadan bir şampiyon çıkmayacaktır bundan da çok eminim. Peki, kim bu şampiyon “kimdir, necidir, nerededir”den ziyade bildiğim şudur, bu süreçte Müslümanlar değil şampiyon olmak ligden bile ihraç edilebilir. Tam da burada onların ligine zaten asla dâhil olmayacağımızı da hatırlatmak gerekir. Bu kavganın her iki taraftaki ihlâslı, iyi niyetli insanların daha uzağında bir yerde planlandığını, organize edildiğini kuvvetle tahmin ediyoruz. Bu yüzden meseleye takım tutar gibi taraf tutmak olarak bakmamak gerekiyor.

Müslümanlar “bak gördün mü?” diye başlayan cümleler kurmaya başladığı an aslında birileri şampiyonluğu bu sezon da garantilemişlerdi. Onların istediği yegâne şeylerden biri olmuştu zaten, din algısı, İslam algısı değişti, zarar gördü. Batı, “şunlara bak biri casus öteki hırsız” dedirtmeyi başardı. Cemaat dini olan İslam’ın cemaat olma, birlikte olma prensibi büyük bir darbe almış oldu. Gönlü sıcak insanların kalbi soğudu, kime ne kadar güveneceğini şaşırdı. Tabandaki mensuplar garip bir akıl tutulmasıyla yalanı, zannı, haramı savunur hale geldi, daha beteri ne ola ki…

Gittiğiniz, oturduğunuz, konuştuğunuz her yerde bu mesele konuşuluyor, yoğun bir ispat ve aklama, karalama çabası içinde buluyorsunuz kendinizi. Zannın, kusurları açığa çıkarmanın, mahremiyete saldırmanın yerildiği bir dinin mensupları olarak en zirvesini yapıyor değil miyiz? Bir dini liderin(!) düştüğü halin örneğini hangi tarihin hangi sayfasına yazacağız?

Bu konu burada bitecek değildir elbet, yazı son bulmadığına göre şampiyonlukla ilgili tahminimi bir sonraki yazıda yapalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT