1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Sanal ortamdaki büyük tehlike: "Mavi Balina" (3)
Sanal ortamdaki büyük tehlike: "Mavi Balina" (3)

Sanal ortamdaki büyük tehlike: "Mavi Balina" (3)

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işık Karakaya: - "Mavi Balina oyunundaki gibi tehdit içeren ve çocuğu zorlayan bir durumda çocukta ruhsal değişiklikler olabilir. İçe kapanma, sosyal ilişkilerinin giderek kısıtlanması, keyifsizlik, huzursuzluk, hırçınlık, okul

A+A-

İSTANBUL (AA) - ÇİĞDEM ALYANAK - Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işık Karakaya, "Mavi Balina" oyunundaki gibi tehdit içeren ve çocuğu zorlayan bir durumda çocukta ruhsal değişikliklerin olabildiğini, içe kapanma, sosyal ilişkilerinin giderek kısıtlanması, keyifsizlik, huzursuzluk, hırçınlık, okul başarısında düşme gibi belirtilerin dikkati çekebildiğini bildirdi.

Çocuklar için dijital ortamda önemli bir tehdit unsuru olan "Mavi Balina" oyunu, Türkiye'de ve dünyanın farklı ülkelerinde son yıllarda en çok gündeme oturan internet olgusu. Çocukların hayatını tehdit ettiğinin düşünülmesi nedeniyle, son zamanlarda gerekli tedbirlerin alınması hususunda görüşler sıkça dile getiriliyor. Bugünün en tehlikeli dijital platform oyunu "Mavi Balina"nın çocuklar ve ergenler üzerindeki etkilerini, uzman psikiyatristler AA muhabirine değerlendirdi.

- "Tehdit ve meydan okuma unsuru üzerine kurulu"

Prof. Dr. Karakaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, internet oyunlarının rekabet içermeleri, zaman ve mekandan bağımsız olarak oynanabilmeleri, renkli, hızlı döngülü, ödül vadeden yanı gibi nedenlerle çocuklar için cezbedici olduğunu söyledi.

Çocukların, bu oyunlar aracılığı ile sosyal ilişki kurma, gündelik yaşamda yapamadıkları ya da söyleyemediklerini söyleyebilme, güç gösterebilme şansına erişebildiğini belirten Karakaya, "Mavi Balina" gibi oyunların ise diğer oyunlardan farklı olarak tehdit ve meydan okuma unsuru üzerine kurulu olduğunun söylendiğini hatırlattı.

"Mavi Balina" adlı oyunda yönetici konumunda olan kişilerin, kişisel bilgilerini ele geçirdikleri kurbanlarına şantaj da yaptığı ve bu şekilde oyunda kalmaya zorladıklarının ifade edildiğini aktaran Karakaya, "İntihar normal koşullarda küçük çocuklarda nadirdir. Ergenlik döneminde sıklığı artmaktadır. Ancak bu oyunlardaki intihara sürüklenme durumu, ruhsal bozukluğun bir sonucu değil, intihar davranışının psikolojik şantaj ve 'öl nasıl olsa yeniden doğacaksın' gibi mesajlarla kolaylaştığı söylenmektedir." dedi.

Sadece "Mavi Balina" oyunu için değil, genel olarak internet/oyun bağımlılığı olan çocukların bazı ortak özelliklerinden söz edilebileceğini ifade eden Karakaya, şöyle devam etti:

"Bu çocukların arkadaş ilişkilerinde sorunları, özgüven sorunlarının olduğu, dikkat ve öğrenme güçlüğü gibi bozukluklar taşıdıkları, akademik başarı gösteremedikleri, sosyal aktiviteleri ve anne-baba ilişkilerinin sorunlu ve sınırlı olduğu bildirilmektedir. Sıklıkla bu tür bağımlılıklar ergenlerde görülmekle birlikte günümüzde ne yazık ki daha küçük yaşlara kadar inmiştir. Oyun bağımlılığının erkek çocuklarda daha fazla görüldüğü bilinmektedir.

Mavi Balina oyunundaki gibi tehdit içeren ve çocuğu zorlayan bir durumda çocukta ruhsal değişiklikler olabilir. İçe kapanma, sosyal ilişkilerinin giderek kısıtlanması, keyifsizlik, huzursuzluk, hırçınlık, okul başarısında düşme gibi belirtiler dikkat çekebilir."

- "Çocuğun uygunsuz internet kullanımında ailenin de rolü olabilir"

Karakaya, çocukların uygunsuz internet kullanımı ve bağımlılığında ailenin de rolünün olabileceğini dile getirerek, "Çatışmalı anne-baba ilişkisi, çocuklarına yeterli ilgi ve sevgi göstermeme, teknolojik araçları uygunsuz olarak kullanmaları, çocuklarının bağımlılığını kolaylaştırıcı nedenleri olabilir. Benzer şekilde bilgisayar, telefon gibi araçları çocukları için bir bakıcı olarak kullanmalarının da bir neden olduğu söylenebilir." diye konuştu.

Ebeveynlerin, çocuklarını bilgisayar ve oyunların olumsuz etkilerinden korumak için öncelikle kendilerinin teknolojik araçları uygun kullanmalarının önemli olduğuna dikkati çeken Karakaya, "Çocuklarıyla daha kaliteli zaman geçirmek için aktiviteler bulmaları, spor ve sanat gibi sosyal aktivitelere yöneltmeleri uygun olacaktır. Diğer ebeveynlerle konuşmalı, endişelerini varsa paylaşmalı ve çocuklarına yardımcı olabilmek için en iyi yöntemi birlikte bulmaya çalışmalıdır." dedi.

- "Yeni akımlar hakkında bilgi sahibi olun"

Prof. Dr. Karakaya, ayrıca çocukların bilgisayarı odalarında değil, ailenin olduğu ortamda kullanması, bilgisayar kullanımlarının denetlenmesi, hatta anne-baba eşliğinde kullanılması, belirli bir zaman sınırının mutlaka getirilmesi, ödül olarak kullanılmaması önerisinde bulundu.

Çocuğun davranışlarını yakından gözlemlemek gerektiğini vurgulayan Karakaya, "Ruh halinde değişiklik, iletişimde azalma, çalışma isteksizliği ve notlarda düşüş gibi beklenmedik değişimler konusunda dikkatli olunmalıdır. Eğer bu tür değişimler fark edilirse, internet üzerindeki faaliyetlerini yakından izlemek, okul ile iş birliği yapmak ve gerekli durumlarda bir profesyonele başvurmak uygun olacaktır." ifadelerini kullandı.

- "Mavi Balina bir oyun değil, sanal zorbalık",

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan da "Mavi Balina"nın bir oyun değil, bir "meydan okuma", "sanal zorbalık" ya da "sanal saldırı" olarak tanımlanabileceğini söyledi.

Neredeyse ergenlerde karşılaşılan her türlü kendine zarar verme girişiminin, bu tarz farklı isimlerle adlandırılan meydan okuma uygulamaları ile ilişkilendirildiğini anlatan Noyan, basında çıkan haberlerde bu uygulamaların, son zamanlardaki intihar vakalarıyla ilişkili olup olmadığının kanıtlarıyla açıkça belirtilmediğini ifade etti.

Basının bu konuları yoğun bir şekilde işlemesi nedeniyle bu uygulamaların giderek popüler hale geldiğine dikkati çeken Noyan, "Yapılması gereken, kendine zarar verme girişimlerinin altında yatan ana nedenlerin ayrıntılı incelenmesidir. Çocukluk çağı depresyonu, kaygı bozukluğu ya da geçmiş travmatik yaşantılara bağlı ortaya çıkan ruhsal hastalıkların varlığı, bu dönemde çok önemlidir." dedi.

BTK'nın "Mavi Balina" ile ilgili yaptığı açıklamada, internet korsanları tarafından sıklıkla sosyal medya üzerinden virüs içerikli bir link aracılığı ile iletişim kurulduğunun belirtildiğini hatırlatan Noyan, "Eğer kontrollü ve denetimli bir internet kullanılıyorsa bu tarz uygulamalarla karşılaşma riski düşük olacaktır. Gönderilen link ile giriş yapıldıktan sonra kişisel bilgilerin yasal olmayan yollarla aktarılması gerçekleşiyor. Sonrasında da tehdit, şantaj ya da zorlama ile devam eden siber zorbalık olarak adlandırılan davranışlara maruz bırakılma başlıyor." diye konuştu.

Noyan, kötü niyetli uygulama yöneticisinin, sisteme dahil etmek istediği ergenlerle ilişki kurmak adına öncelikle heyecan uyandıran, farklı ve göreceli olarak daha basit isteklerle geldiğini, böylece güven sağlayarak ergenleri sisteme dahil edebildiğini anlatarak, güven sağlandıktan sonra ilerleyen aşamalarda istenen davranışların, giderek zorlaştığını ve tehlikeli olduğunu aktardı.

- "Önlemenin ilk yolu, başta 'hayır' diyebilmek"

Ergenlerden ilk istenen, kendine zarar verme gibi uygunsuz bir davranış ilk aşamada gelse kullanıcının korkup kaçacağını belirten Noyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu durumu önlemenin ilk yolu, ilk başta 'hayır' diyerek, bu tarz uygulamalara girmemek ve uzak durmaktır. Çocuk ve ergenlere 'hayır' diyebilmeyi öğretmemiz gerekli öncelikle. Kendine güvenen bir tarzda, net bir tavır alarak 'hayır' diyebilmek çok önemlidir. İstemediğin bir davranışı yapmak zorunda değilsin, bu senin seçimin. Başkalarının düşünce ya da seçimlerine saygı duymak, kendine saygı duyulmasının temelidir. Karşıt fikirde olunan hiçbir kimse eleştirilmemeli, yadırganmamalı. 'Başkalarının seçimlerine saygı duy, sana da saygı duysunlar.' 'Hayır' diyebilen arkadaşlarla zaman geçirmek, başkalarına 'hayır' diyebilme cesaretini ve güvenini verir."

- "Ergenler bu süreçte en riskli gruptur"

Ergenlerin bu süreçte en riskli grup olduğunu ifade eden Doç. Dr. Noyan, "Ergenlik sürecinin en önemli özelliği, ebeveynlerinin kendilerini anlamadıklarını düşünmeleridir. Bu dönemde dış dünyadaki heyecan ve yenilikler her zaman için cazip gelmektedir. Sıkıntı, kaygı, öfke gibi olumsuz duygularını ebeveynleri ile paylaşmaktansa olumsuz duyguları ile sanal ortamda zaman geçirerek baş etmeye çalışmaktadırlar. Ergenlik dönemindeki birey, sanal ortamda bir yetişkin olma hevesi içine girer. Kendisini ispat etmeye çalışan ergenler, bu süreçte karşılarına çıkacak heyecanı, riski ve tehlikesi yüksek durumlara karşı daha yatkın olurlar. Özellikle özgüven problemi yaşayan, arkadaş ilişkilerinde sorunları olan, içe kapanık, çekingen bireyler risk altındadır." değerlendirmesinde bulundu.

Çocukları, bu oyun ve platformlardan uzak tutmak için aileler tarafından öncelikle sağlıklı iletişimin sağlanması, ergenlere saygı duyulduğunun aile içinde hissettirilmesi, duygu ifadesine izin verilerek ergenin paylaşımlarda bulunmasının sağlanması gerektiğini kaydetti.

İnternet ve telefon kullanımı konusunda ailelerin ergenlere model olması, çocukların sakinleştirilmesi için kullanılmaması, şiddet içeren film ya da oyunları oynamasına izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Noyan, girilen internet sitelerinin takip edilmesi, bilgisayarın tüm aile bireylerinin görebileceği bir ortamda bulunmasının önemini vurguladı.

- "Çocuğunuzla iyi bir iletişim içinde olun"

Doç. Dr. Noyan, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:

"Çocuklarınızla iyi bir iletişim içerisinde olun. Hangi sitelerde gezindiklerini, hangi oyunları oynadıklarını, sosyal medya platformlarında neler paylaştıklarını takip edin.

İnternetteki yeni gelişmeleri takip edin. Çocukların kullanmış olduğu bilgisayar ve elektronik aletlerin güvenlik ayarlarının kontrol edilmesi, ebeveyn koruma sistemlerinin açık olduğundan emin olun.

Okul ismi, telefon numarası ya da adres gibi şahsi bilgilerin paylaşılmamasını, uygunsuz mesaj ya da bildirilerin ebeveynlere aktarılmasını sağlayın.

Sosyal medyada paylaşılacak olan resim ya da videoların seçimine dikkat edin.

Çocuklarla konuşabilmek çok önemlidir. Çocukların yapmış oldukları aktivitelere ilgi göstermek, duygularını paylaşmaları için teşvik etmek.

Çocuklara, karşı karşıya olduğu risklerle ilgili doğru bilgileri verin. Bu sorunlarla nasıl baş edebileceklerini aktarın. Akran zorbalığı ile ilgili farkındalık geliştirmelerini sağlayın. Sanal ortamda kendilerine sıkıntı yaratan durumları paylaşmalarını sağlayın.

Ağlayan, üzülen çocukları aşağılamadan, eleştirmeden yanlarında olduğunuzu hissettirin. Bu normal dışı davranışların altındaki ana sebepleri ortaya koymak çok önemlidir. Bazen bir mide bulantısı bile anksiyete ya da kaygının bedensel belirtisi olabilir."

HABERE YORUM KAT