1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Önder Kutlu

  3. SEÇİMLERİN ANLAMI
Prof. Dr. Önder Kutlu

Prof. Dr. Önder Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

SEÇİMLERİN ANLAMI

A+A-

1 Kasım seçimlerini hayırlısıyla ve kazasız, belasız bir şekilde tamamladık. Bugün, çok yoğun siyasi tartışma ve kavgaları arkamızda bırakmanın ve aşırı derecede siyasallaştırılmış bir ortamdan kurtulmanın verdiği rahatlıkla konuşabiliyoruz.

Bu kadar siyaset, bu kadar kavga ve bu kadar yoğun çatışma şartlarının ortadan kalkması memleketin hayrına. İşinde, gücünde vatandaşa bu kadar yükleme yapmak pek uygun bir şey değildi.

Gezi olaylarıyla başlayan dönemden beri başımız hiç rahat olmadı. 17 ve 25 Aralık ihanet çemberi insanımızı çok gerdi. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle ‘ibadet’, ‘ticaret’ ve ‘ihanete’ bulaşmış kadrolar gözü dönmüş vaziyette sağa-sola saldırdılar.

Pazar akşamı seçim sonuçlarını izlerken ‘acaba bunlar ne âlemde’ diyerek beş dakikalığına uğradığım ‘paralel’ kanaldaki ‘tezgâhçılardan’ birinin ‘Ankara bombalı saldırısında mağdur durumda olan PKK ve HDP aleyhine yürütülen hükümet propagandası nedeniyle suçlu ilan edilen örgüt ve parti’ laflarını duyunca nevrim döndü. Konuşmacı ‘Allah – Peygamber, hak - hukuk’ kelimelerden sonra bu lafları edince ‘demek ki bu, en üstteki kademedeki ihanet çemberi içinde yer alıyor’ demeden kendimi alamadım.

Bugün memleket açısından birlik ve beraberlik günü. Son beş ayda hepimizi etkileyen ekonomideki duraklama seyri, toplumdaki bozulan dengeler ve karamsarlık havası yerini olumlu yöne çevirmiş vaziyette.

Peki, hükümet bundan sonra ne yapacak?

Kanaatimce bütün bu tartışmaları arkamızda bırakmamız gerekiyor. Terörle mücadele sonuna kadar devam edecek, hainler çözümün teslimiyette olduğunu anlayıncaya kadar kendilerine misliyle karşılık verilecek.

Ülke içindeki meseleler kontrol edilebilecek boyutlarda: Ekonomimiz güçlü temeller üzerinde; terör sorunu çözülebilir.

Asıl sorun dış politikada. Suriye’de oldu, bittiye getirilmeye çalışılan oluşumlar, İran’ın sorumsuz ve dostça olmayan tavırları canımızı sıkıyor. Sözde müttefiklerimizin PYD yaklaşımları ve Rusya, Çin gibi ülkelerin bölgeye olan ilgileri son derece tehlikeli.

Tam da bu vasatta Türkiye’de ‘milli’ bir hükümetin bulunması hem ülke içini hem de bölgedeki kardeşlerimizi rahatlatacak. Diplomasi uzmanı bir başbakanımız var. Müzakere ve sorun çözme noktasında son derece maharetli.

Hele bir de koalisyon türü ülkenin elini zayıflatacak bir engel de olmayınca milli menfaatlerimizin en son noktasına kadar savunulacağını tahmin edebiliriz. Dış politikada güçlü adımlar atılacağını ifade etmek için yeterince sebebimiz bulunuyor.

7 Haziran’dan sonra dostlarımızdaki hüzün ve karamsarlık dikkatlerimizden kaçmadı. Türkiye’nin istikrarının sadece kendilerini değil, tüm mazlum coğrafyaları etkileyeceğinin farkındalar. Farklı coğrafyaları seçim sonuçlarını acaba nasıl okumuşlar diye bakında, tablo net bir şekilde ortaya çıkıyor zaten.

Seçmen bu seçimde çok net bir tavır ortaya koydu. Bir önceki seçim kafa karışıklığı içinde yapılmıştı. Seçmen o karışıklık içinde meselenin ciddiyetini çok iyi kavrayamamıştı. Parti teşkilatları da aynı şekilde.

Program revize edildi, teşkilatlar güçlendirildi, adaylar yenilendi ve bu sonuç ortaya çıktı. Bu kadrolar 2023 Vizyonunu görecek. Asıl mesele, 2053 ve 2017 kimler eliyle planlanacak, sorusunda.

Başbakan koltuğu dolduruyor. Cumhurbaşkanı ile uyum içinde memleket için daha uzun dönemli çalışmalar yapabilirler.

1 Kasım’ın kaybedeni kim, sorusu gereksiz bir soru. Önemli olan kazanan. O da millet. Kaybedenle uğraşmaya gerek bile yok.

Hükümetin atması gereken en öncelikli adım seçim sistemini masaya yatırmak, baraj konusunu karara bağlamak. Dar bölge çoğunluk sistemi getirilir, ülke barajı ya kalkar ya da % 7’ye düşürülürse istikrar adına önemli bir adım atılmış olur.

Bir daha ‘yol kazası’ yaşamamak için bu gerekli.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT