1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Terörle mücadelede "bölgesel koordinasyon ve iş birliği" vurgusu
Terörle mücadelede "bölgesel koordinasyon ve iş birliği" vurgusu

Terörle mücadelede "bölgesel koordinasyon ve iş birliği" vurgusu

A+A-

Türkiye'nin, son dönemde terör örgütü DAEŞ'le mücadeleye hız vermesi sebebiyle terör saldırılarının hedefi haline geldiğini vurgulayan uzmanlar, terörle mücadelede bölgesel koordinasyon ve iş birliğinin önemine işaret etti.

DAEŞ'le bağlantılı olduğu iddia edilen teröristlerin salı günü İstanbul Atatürk Havalimanı'na yaptıkları saldırının yankıları sürerken uzmanlar, Türkiye'nin DAEŞ'le mücadelede önemli mesafe kaydettiğine ve örgütün Irak ile Suriye'de alan kaybetmeye başladığına dikkati çekti.

Atatürk Havalimanı'na düzenlenen saldırının son dönemdeki terör saldırılarından kısmen farklı olduğunu dile getiren uzmanlar, Türkiye'de ilk kez bir havalimanına bu denli büyük bir terör saldırısının gerçekleştirildiğini ve eylemin DAEŞ'in profiline uyduğunu belirtti.

ABD'nin son Şam Büyükelçisi ve Ortadoğu Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Robert Ford, İstanbul'daki terör saldırısının ülke ekonomisine ve turizmine zarar vermeye yönelik bir amaç taşıyabileceğini kaydetti.

DAEŞ'in Suriye ve Irak'taki tehdit unsurlarının yanı sıra Türkiye içinde de seviyesi tam olarak bilinmeyen bir yapılanmaya sahip olduğunu ifade eden Ford, "Bu unsurları yok etmek zaman alacaktır." dedi.

- "Türkiye'de ilk kez şahit olduk"

Daha önce Türkiye'de bir havalimanına bu boyutta bir terör saldırısının düzenlenmediğini kaydeden Ford, "Önce silahla saldırıp hemen ardından intihar bombasını patlatmak, El Kaide'nin Irak'ta yaptığı bir şeydi ancak DAEŞ'in Türkiye'de ilk kez yaptığına şahit olduk." ifadelerini kullandı.

Ford, "Türkiye'nin hedef gözetmeksizin herhangi bir yere saldırma motivasyonuna sahip bir DAEŞ ile mücadelede uluslararası desteğe ihtiyacı olacak." şeklinde konuştu.

SETA DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat da DAEŞ'in son aylarda Suriye ve özellikle Irak’ta alan kaybettiği bir dönemde Türkiye'deki saldırılarını artırdığına işaret etti.

Kılıç, "ABD yönetiminin pek anlamak istemediği bir durum var: DAEŞ, konvansiyonel terör örgütlerinden farklı bir örgüt. Taktiksel olarak son derece esnekler. Dolayısıyla Irak’ta bir şehir kaybeden DAEŞ, başka bir yerde bir isyan hareketi başlatabiliyor, bir bomba patlatabiliyor veya terör örgütlerinin yapabildiği her tür eylemi yapabiliyor." şeklinde konuştu.

- "Suriye ve Irak’ta sıkışan DAEŞ, Türkiye’yi daha fazla hedef alıyor"

"Suriye ve Irak’ta sıkışan DAEŞ, Türkiye’yi daha fazla hedef alıyor." diyen Kanat, DAEŞ’in özellikle İstanbul’daki saldırılarda yabancıların da olduğu yerleri seçmesinin tesadüf olmadığını vurguladı.

DAEŞ'in sıradan insanları da öldürmeye meyilli bir örgüt olduğunu hatırlatan Kanat, Brüksel ve Paris’in ardından örgütün Türkiye’de de bunu yapabileceğini gösterdiğini belirtti.

Bu saldırının DAEŞ’in Türkiye içindeki yapılanması tarafından değil de (saldırganların Rakka’dan geldiği bilgisi doğru ise) doğrudan Rakka’dan organize edilen bir saldırı olduğunu ifade eden Kanat, "Dolayısıyla bu saldırı, hem seçilen hedef hem saldırganlar hem de süreç olarak önceki saldırılardan biraz farklı bir yerde duruyor." şeklinde konuştu.

- "Bölge ülkeleri teröre karşı ortak hareket etmeli"

"Bu saldırı, bölgesel güvenlik açısından bölge ülkelerinin teröre karşı ortak hareket etmesi ve terör örgütlerine karşı daha fazla iş birliği yapması gerektiğini gösteriyor." ifadelerini kullanan Kanat, Türkiye'nin DAEŞ’le mücadelede elinden geleni yaptığını kaydetti.

DAEŞ gibi çok uluslu bir terör örgütüyle ancak uluslararası bir koordinasyon ve iş birliği içinde mücadele edilebileceğini vurgulayan Kanat, etkin bir istihbarat ve polisiye iş birliğinin gerekli olduğunu belirtti.

Smith College'ta Uluslararası İlişkiler profesörü olan Steven Heydemann da Türkiye'nin son aylarda DAEŞ'e karşı etkinliğini artırdığını dile getirerek, "DAEŞ'le mücadelesini yoğunlaştıran Türkiye, bunun karşılığında terör örgütünün hedefi haline geliyor." dedi.

- Suriye'de hem PYD hem de DAEŞ'le mücadele

Türkiye'nin Suriye'de bir yandan terör örgütü PYD ile uğraşırken aynı zamanda DAEŞ'le mücadele etmeye çalıştığını kaydeden Heydemann, son dönemde Türkiye'nin DAEŞ'le mücadeleye hız verdiğini ifade etti.

DAEŞ'in bu durum karşısında saldırılarını artırdığını kaydeden Heydemann, Türkiye'nin zor bir sürecin içinden geçtiğine dikkati çekti.

Atlantik Konseyi Kıdemli Ortadoğu Uzmanı Aaron Stein de DAEŞ'in son bir yıldır Türkiye'de birçok saldırı gerçekleştirdiğini hatırlatarak, "Bu seferki daha uluslararası bir boyut taşıyor çünkü İstanbul Havalimanı uluslararası bir lokasyon." dedi.

DAEŞ'in bundan sonra da Türkiye’de benzer saldırıları yapma kapasitesine sahip olduğunu düşündüğünü ifade eden Stein, "Türk polisi ve güvenlik görevlileri bu saldırıları olabildiğince engellemeye çalışıyorlar ancak hiçbir güvenlik gücü mükemmel değildir." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin son aylarda DAEŞ’e karşı hem ülke içinde hem de Suriye sınırında ciddi adımlar attığına işaret eden Stein, "Bu saldırı dolayısıyla Türkiye’nin DAEŞ’le mücadelesinde bir strateji değişikliğine gideceğini sanmıyorum, mücadele devam edecektir." ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT