1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Trump döneminde Çin-ABD arasında yüksek tansiyon sinyali
Trump döneminde Çin-ABD arasında yüksek tansiyon sinyali

Trump döneminde Çin-ABD arasında yüksek tansiyon sinyali

ABD başkanlığına seçilen Trump, Washington yönetiminin Çin politikasının değişebileceğinin sinyallerini veriyor.

A+A-

ABD başkanlığına seçilen Donald Trump’ın, geçen hafta Tayvan lideri ile yaptığı beklenmedik telefon görüşmesi ve Pekin yönetiminin tepkileri sonrasında Twitter üzerinden Çin'e karşı yaptığı suçlayıcı açıklamalar, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında tansiyonu yüksek bir dönemin sinyallerini veriyor.

Trump, iki gün önce Tayvan lideri Tsai Ing-wen ile telefonda görüştü. Yaklaşık 10 dakika süren bu görüşmede ekonomi ve savunma konuları ele alındı.

Seçilmesi dünya gündeminde şaşkınlık yaratan Trump'ın, henüz başkanlık koltuğuna oturmadan ABD ile Pekin yönetimi arasında 1979’den bu yana süregelen diplomasi geleneğine ters düşen Twitter paylaşımları, iki ülkede de kaygılara neden oldu.

Donald Trump, Twitter’da, "Tayvan lideri, bugün benim başkanlığı kazanmamı tebrik için aradı. Teşekkür ederim." sözlerini paylaşmıştı.

Pekin yönetimi, bu görüşmeyle ilgili Tayvan tarafını suçladı. Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, bunu, Tayvan tarafının "hileli oyunu" olarak nitelendirerek bu tür girişimlerin uluslararası toplumun fikrini değiştiremeyeceğini söyledi.

Buna karşın Trump çok geçmeden, "ABD, Tayvan'a milyarlarca dolarlık askeri mühimmat satmasına rağmen Tayvan başkanının tebrik telefonunu kabul etmememin gerekmesi ne kadar ilginç.” mesajını paylaştı.

Tayvan ile ABD arasındaki toplam ticaret hacmi geçen yıl 86,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. ABD, 14’üncü büyük ihracat pazarı Tayvan’a, 1970’lerden bu yana Washington yönetiminin adayı koruma yardımı çerçevesinde 12 milyar dolar tutarında askeri ekipman sattı. Beyaz Saray, Çin’in tüm itirazlarına rağmen sadece geçen yıl adaya 1,83 milyar dolarlık silah satışını onaylamıştı.

Trump’ın Tayvan lideri için “Tayvan başkanı” ifadesini kullanması ve milyarlarca dolarlık silah ticareti vurgusu, Çin-Tayvan dengesini dikkatli şekilde yürüten Washington yönetiminin diplomasi geleneğiyle örtüşmüyor.

Cumhuriyetçi liderin kullandığı ifadelerin Tayvan’ı tanıma anlamına geldiği genel kabul görse de Çin tarafından Bakan Vang, telefon görüşmesine ilişkin, "ABD'nin uzun senelerdir kabul ettiği tek Çin politikasını değiştireceğini düşünmüyorum.” dedi.

ABD’de, 1979’dan bu yana başkanlığa seçilen veya başkanlık makamına geçen hiç kimse, Pekin yönetiminin Çin'e bağlı bir ada olduğunu savunduğu Tayvan lideri ile doğrudan konuşmamıştı.

Tecrübeli iş adamı Trump, Çin-ABD ticari ilişkilerini kar-zarar bakış açısıyla ele alıyor

Trump, seçim kampanyalarında sürekli Çin’in ABD’deki iş fırsatlarını çalmakla suçladı. ABD’nin Çin’e karşı ekonomik anlamda daha iyi pazarlık edebilmesinin yollarını arayan 70 yaşındaki iş adamı Trump, serbest piyasa mantığıyla rakibiyle yüzleşmeden önce ellerindeki kozları iyi kullanmanın peşinde.

Başkanlık makamını 20 Ocak’ta ABD Başkanı Barack Obama’dan devralacak olan Trump, Twitter üzerinden Tayvan ile alakalı Pekin'i kızdıran açıklamalar yapsa da şimdilik ABD hükümetini temsil etmiyor. ABD ile Çin arasında olası bir krizi tetikleme riski bulunsa da bu kriz oluştuğunda Trump, muhatap alınacak konumda değil.

Trump'ın, başkanlık görevini devraldıktan sonra seçim vaatlerini ne ölçüde takip edeceğini zaman gösterecek. Yeni başkanın, ABD’nin en büyük ticari ortağı Çin’e karşı ekonomik hamleler yapmak için yaklaşık yarım trilyon dolarlık risk almayı göze alması mümkün görünmüyor. Çin geçen yıl ABD’ye 482 milyar dolarlık ürün ihracatı yaptı. ABD ise Çin’e 116 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi ve 366 milyar dolar cari açık verdi. Bu yılın ilk üç çeyreğinde Çin ABD’ye 337 milyar dolarlık ürün ihracat ederken ABD, Çin’e 80 milyar dolarlık ihracat yaptı. Çin, ABD’nin en büyük ticari partneri ve iki ülkenin ekonomileri birbirine bağımlı halde bulunuyor.

Diğer yandan Trump, henüz başkanlık koltuğuna oturmadığı için, Çin tarafı da Cumhuriyetçi lideri doğrudan hedef almadan “ABD tarafını” ilgili konuda tek Çin politikasına bağlı kalmaya çağırıyor. Bakanlık, gazetecilerin “ABD tarafı derken, başkanlığa seçilen Donald Trump’ı mı yoksa mevcut ABD hükümetini mi kastediyorsunuz?” sorularını “Bizim ne dediğimiz çok açık” ifadesiyle yanıtsız bıraktı. Pekin yönetimi Trump'a karşı bekle-gör siyaseti izliyor.

Trump, ABD ekonomisini tek Çin politikasına tercih edebilir mi?

Washington yönetiminin takip ettiği tek Çin politikasını Tayvan ve Pekin yönetimi de ilk kez 1992’de vardıkları konsensüsle kabul ettiklerini açıklamıştı. Ancak iki taraf da "tek Çin"i farklı yorumluyor. Trump söz konusu farklı yorumu maniple edebileceğini paylaştığı Twitter mesajında “Tayvan başkanı” ifadesiyle ortaya koydu.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Tayvan lideri Ma Ying-jeou geçen yıl Singapur’da 66 yıl sonra ilk kez bir araya gelmişti. "İki Yaka” veya "İki Boğaz” olarak tarif edilen ilişkiler açısından olumlu gelişmeler yaşanmıştı. Geçen yıl Singapur’da İki Yaka liderlerinin bir araya geldiği toplantı öncesinde de Tayvan lideri Ma Ying-jeou ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, gazetecilere el sıkışarak poz vermişti. Toplantı öncesi yaptığı açıklamada, Şi, "Kimse bizi ayıramaz. Biz bir aileyiz” demişti. Tayvan lideri Ma ise "Her iki taraf, birbirinin değerlerine saygı duymalı” diye konuşmuştu.

Trump’ın, yaptığı paylaşım üzerine, Çin basınında Tayvan’ın tehdit edildiği yazılar çıktı. Tayvan’a tereddüt etmeden savaş açmakla ilgili bu yazılar, akıllara 1995-96 yıllarında yaşanan krizi getirdi. Washington, 1995’te dönemin Tayvan lideri Lee Teng hui’e vize vermiş, Pekin yönetimi de vizeyi Tayvan’ın bağımsızlığı için atılan bir adım olarak değerlendirmişti.

Pekin yönetimi, Tayvan sularına 1995 yılının sonlarında ve adadaki 1996 seçimlerinin arifesinde birçok füze fırlattı. Tayvan’ın limanlarına vuracak kadar adaya yakın düşen bu füzeler, Tayvan için uyarı anlamı taşıyordu. Pekin yönetimi o dönemde söz konusu olaylar için "füze denemesi” yaptığını iddia etti.

Washington yönetimi, 1996’da komünist yönetimin bu hareketine karşılık olarak Tayvan’ı savunmak için USS Nimitz ve USS Independence adlı iki uçak gemisini Tayvan boğazına konuşlandırdı.

Trump Çin-Tayvan arasındaki söz konusu olaylar nedeniyle hassas dengeyi ABD lehine güçlendirmeye çalışıyor. Ekonomi açısından Çin’i köşeye sıkıştırmak isteyen Trump, Tayvan kozunu kullanacağının sinyalini veriyor. 300 milyar dolardan fazla cari açığa ilişkin Çin’in olası hamlelerinin önünü kesmek için Trump, Tayvan kartını şimdiden gösterdi.

"Çin, Güney Çin Denizi’nde büyük askeri kompleksler yaparken bize mi sordu?”

Dünya ve Çin, Trump'ın Tayvan lideriyle arasında geçen telefon konuşmasını Twitter’da paylaşmasını siyasi deneyimsizlik veya başkanlığı devralmadan önceki kişisel görüşleri şeklinde yorumlarken, Trump, paylaşımlarını aynı şekilde sürdürdü.

Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Çin, kendi para birimine devalüasyon yaparken, bizim ürünlerimize Çin pazarına girerken yüksek vergi uygularken veya Güney Çin Denizi’nde büyük askeri kompleksler yaparken bize mi sordu? Hiç sanmıyorum.” ifadelerini paylaştı. ABD’nin Çin’e karşı izlediği politikayı kar zarar mantığıyla ele alan Trump, Çin’i ilgilendiren konularda Pekin yönetiminden izin almayacağını paylaştığı Twitter mesajıyla gösterdi.

Trump, ABD başkanlığına seçilmesinden önce yürüttüğü kampanyada, Çin’i para birimini maniple etmek ve ülkesinin işlerini çalmakla suçlamıştı.

Tayvan'ın yanı sıra ticaret, siber güvenlik, Kuzey Kore, Güney Kore'de ABD'nin konuşlandırmayı planladığı THAAD füze sistemi, iki ülke şirketlerinin küresel pazardaki dev rekabeti gibi konular göz önünde bulundurulduğunda, Trump döneminde Çin ve ABD arasında tansiyonu yüksek bir dönemin sinyalleri veriliyor.

HABERE YORUM KAT