1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. TÜRKİYE VE DÜNYA
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYE VE DÜNYA

A+A-
Türkiye ve  dünyada olan son  3  yıldaki  yani  2013, 2014  ve  2015 yılının başlarındaki   olayları maddeler  halinde   açıklamaya çalışacağım.
 
  1=) Bir  operasyon yapılıyor. Bu operasyonda içişleri bakanın oğlu tutuklanıyor ama  emniyetten sorumlu içişleri bakanın haberi  yok. Başbakanın da haberi  yok. Bu operasyonu  yapanlar bu  cesareti  Neocanlardan alıyor.
 
 2=) Yolsuzluk diyorlar sözde 4,5 milyon dolardan bahsediliyor. Ama bu operasyonun 3 yıl bekletilip seçime yakın bir zamanda patlatılması ve ülkeyi 120  milyar zarara uğratılması  Neocanların Türkiye’ye  yolsuzluk kılıfı altında yaptığı bir suikasttır.Türkiye oyun kurucusu olmasın. 
 
 3=) Yolsuzluk deniliyor  ama, memleketi sözde yolsuzluktan temizleyeyim  derken, ülkenin ekonomisine darbe  vuruluyor. Bunlar Neocanların   hizmetkarıdır.  
 
 4=) Halkbank’ın  İran’la  olan  ticareti  zaten  biliniyor. Ülke ekonomisine faydası olan bir bankanın başkanı diyelim  yolsuzluk yaptı, ama  böyle gürültü koparta koparta  banka sanki yolsuzluk yapmış gibi eğer içeri alıyorsanız bundan Türkiye’yi Orta Doğu coğrafyasın da  oyun kurucu olmasın ve Türkiye’nin ekonomisi dışa bağımlı olsun diye yapılan bir suikasttır.
 
 5=) Başbakanın yolsuzluk noktasında hassas olduğu biliniyor. Geçmişte yolsuzluğa  karışmış vekil-bakan-siyasetçilerin göz  yaşına bakmadı. Dengir Mir  Mehmet Fırat, Şaban Dişli, Kemal Abi gibi. 10 yıllık iktidar sürecinde onca hizmet, hastaneler, hızlı trenler, duble yollar, üniversiteler saysak bitmez. Böyle bir hükümetin adı niye yolsuzlukla yan yana geçirmeye çalışırlar nedeni şu:  Halk Tayyip Erdoğan önde bütün AKP’yi  yolsuzluğa batmış gösterip, çamur at izi kalsın hesabı, operasyon üzerinden halkın algı dünyasına yapılmış  bir darbedir.   
 
 6  =) 7 Şubat  Mit krizi, Gezi Parkı olayları, 17  Aralık operasyonu. Bu saydığım üç  operasyon  bize Türkiye’nin  kabuğunu kırıp   dünyaya açıldığını, İslam Alemine  liderlik etme çabası ve de Emperyalistlere  başkaldırıyor olmasından  bu operasyonlar başta Tayyip  Erdoğan olmak üzere suikast şeklinde Türkiye’ye  yapılıyor  ve Türkiye’ye  sen şu kabuğuna tekrar gir denilmek isteniyor.
 
 7=) Mitle alakalı şöyle bir durum var, eskiden Mitte devletin bilgileri, kodları İsrail tarafından biliniyordu. Bundan dolayıdır ki terör ülkemizde bitmiyordu. Hakan Fidan Mitin  başına  getirildi ve tabiri caizse  istihbarat yerli damarı tespit etti ve de millileşti, terörün bitmesi için süratli adımlar atılmaya başlandı; Oslo görüşmeleri, demokratikleşme paketi, çözüm süreci vb.Elhamdulillah  2 yıldır  hiçbir genç fidan solmuyor. Bundan  rahatsız olanların  hem 7 şubatı, hem de 17 Aralık operasyonunu yapıp Mit’i ve Türkiye’yi İsrail Terör Örgütüne bağlı hareket eden birer şirket  gibi hareket etmesini istiyor.Gençlerimizin kanına  sulanmış vampirler bu operasyonu yapıyorlar.Dikkat!
 
8=) Fethullah Gülen ve ekibinin  dershane meselesini  abartıp  olayları bu noktaya getirdiği  söyleniyor  yoksa Fethullah Gülen ve Ekibi için dershane meselesi bahane olup başka  hesaplar içinde olmalarından dolayımıdır ki  bu şekilde  davranış kalıpları sergileyip  Neocanlara Hizmet ediyorlar. 
 
 9=) Fethullah Gülen ve medyası sol, ulusalcı medyanın tavrına bürünüp, solcularla sıkı fıkı olması   bize tarih tekerrür  ediyor dedirtiyor.
 
10=)   Mesela 28 şubat sürecinde  Fethullah Gülen ve örgütü  Postmodern  Askeri Darbeyi desteklemesi dahi yukarıda solcularla sıkı fıkı  olmasından daha kötü çünkü 28 Şubat sonuçta bir darbeydi.Fethullah Gülen Müslüman’a beddua ederken İslam düşmanı birisi olan Çevik Bir’e iltifatlar edip onu destekleyebiliyor.Zaten bu operasyonlardan biri de  çoğu kişi görmedi ama  28  Şubatçıların tahliye edilmesiydi.Bu tahliye edilenlerden biri de  Çevik  Birdi.       
 
 11=) Fethullah  Gülen ve  medyası  yolsuzluk algı silahı ile ha bire hükümeti vuruyorlar  peki ya kendilerinin  üniversite  sınavlarında çaldığı  sorular, yargıyla  alakalı sınavlarda çaldığı sorular, polis sınavında çaldığı  sorular  ve  bu çaldığı  sorularla yerleştirilmiş  kişiler, peki bu mubah mı hoca demesi geliyor insanın aklına!
 
 12=) Türkiye’de Menzil  cemaati, İskenderpaşa  cemaati, Erenköy cemaati, İsmailağa   cemaati ve diğer nurcu  cemaatler  var olmasına rağmen  niye bu cemaat sürekli  gündeme  geliyor,  çünkü en fazla  iç ve dış güçler tarafından kullanılmasından dolayı değil midir  kardeşlerim.
 
13=) Paralel devletin olduğu apaçık ortada. Ama bu oluşum nokta atışla bürokrasini can damarında kadrolaşırken hükümet bunu nasıl gör(e)medi? Hükümetin asıl hatası bunlara çok göz  yummasıdır.
 
 
 
 14=) Mesela  geziciler 3. Havalimanı, Kanalİstanbul, 3.köprünün yapılmasını  istemiyorlardı. Bu  operasyonda  bu  hizmetleri  yapacak  işadamları  hedef  alınıyor. Ey okur Gezi kalkışması  ve  operasyonu gerçekleştirenler aynı odaklardır.Neocanlardır. 
 
   
 
 
15=) Şimdi Hatay’da durdurulan tır, ben diyorum ki  kardeşim bu tırın   içinde  silah olsa  dahi Müslüman  kardeşlerimize götürülüyor. Onlar kendilerini  Suriye’deki  küçük deccalin  askerlerinden korumak için. Diyelim ikinci seçenek; insani olarak temel ihtiyaç malzemeleri taşıyor olsa  Tırı  durduranların  amacı  şu  :Müslüman kardeşleri biraz daha sıkıntı çeksinler bu bir.İkincisi  Türkiye Coğrafyasında  oyun kurucu olmasın.Üçüncüsü Türkiye’nin El Kaide denilen terör örgütüne  yardım ediliyor algısı  oluşturulup Cenevre 2 Konferans’ın  da  sıkıntı yaşasın diye.(Bu üçüncüsü olmadı.)
 
16=) Ve bu tırı durduranlar bir devlet sırrını tüm dünyaya ifşa etti. Emperyalist güçler bu olaydan sonra Ak Partinin  El  Kaideye  yardım ettiği iftirasını atıyorlar,   bu iftiranın amacı Türkiye’nin gelişmesini engellemektir çünkü Türkiye eğer El Kaideye yardım ediyorsa  Türkiye’ye de ambargo uygulayalım derler.Yada Türkiye çok güçsüzleştiği bir durumda Türkiye’ye girebilme  bahanesini eline alırlar.(Bu son dediğim biraz  Komplo Teorisi  oldu.)Türkiye ÖSO ve İslami Cepheye yardım ediyor. 
 
  
 
  
17=) Suriye’de gerçek İslami kimlikli  muhalifler Özgür  Suriye  Ordusu, Ahraru  Şam  Örgütü, Şam    Cephesi, Ensariüddin  Liva,  Nureddin  Zengi  Tugayları,  Tevhit  Tugayları ,    ve İslami Cephedir.  Daha  ismini  sayamadığım  binlerce  Mücahit  örgüt.
 
18=)Irak  Şam İslam Devleti  ve  El Kaide  Esed ve Emperyalistler tarafından kurulmuş   örgütlerdir.
 
19=) 2013  mayıs ayında  Hizbullah Suriye’nin Kusayr Bölgesinden  girip mücahitleri ve mazlum insanları  öldürdü. İran’da keskin nişancılarını yollayıp yine mücahit ve mazlum insanları öldürüyorlar. Hizbullah  Ve  İran,   Esed  rejimine  verdiği  sözlü ve fiili  desteği hem şii ırkçılığından hem   menfaatleri için  yapıyorlar.
 
 
20=) Mursi iktidardayken halk gösterileri oluyordu mayıs ayında ve sonunda darbe oldu. Bizimde Gezi olayları malum. Türkiye dayandı ama  kardeş Mısır dayanamadı.Çünkü AKP ve Türkiye’nin 12 yıllık bir birikimi  var.Mursi ise iktidarda bir yıldır  görevdeydi.
 
21=) Müslüman ülkelerde öne sürülen  İslam’a karşı İslam projesi  gerçek İslam’ı yozlaştırıp  Protestan  bir  İslam ortaya çıkartıp Müslümanları dünyada olan şeylere karşı uyutup  itikadını devirme  projesidir.Türkiye’de bunu yapan Fethullah Gülen ve Örgütüdür.
 
 
 
 22=)O  55  bin  vahşet fotoğraf   şunu aklıma getirdi.  İnsanlık Dönemi bitti.Artık  ESFELE  SAFİLİN DÖNEMİ BAŞLADI.ALLAH TÜM MAZLUM İNSANLARA  YARDIM ETSİN. 
23=)  Her  şeye  rağmen  Türkiye  halkı  2014  yerel  seçimleri  ve  Cumhurbaşkanlığı  seçimlerinde   Türkiye’nin  Muhtarına  sahip  çıktı.
24=)  Türkiye’nin  Suriye’ye  girip  Süleyman  Şah  Karakolundaki  askerlerimizi  ve  ecdat  türbelerini,  emanetlerini  sağ  salim  getirmesi  müthiş  bir  operasyondur. Ama  asıl  meselenin  karakol  olmadığı  arka  tarafında  aslında  Türkiye’nin,  İran’ın  kuduz  köpek  gibi  her  tarafa  yayılma   çalışmalarına  bir  gözdağı  ve  mesajdır. Çünkü  eğer  Türkiye  Suriye’ye  tamamen  girmiş  olsaydı  neyse  derdim  İran’ın  hazımsızlığını. Ama  Türkiye  öyle  bir  şey  yapmadığı  halde  bu  tip  açıklamalar  yapıyorsa  sonuç  şudur:  Türkiye  İran  ve  Esedi  gerçekten  rahatsız  etmiş. Gördüler ki  ansızın  bir  gece  Türkiye  Suriye’ye  kimseden  izin  almayıp  girebiliyor  ve  40  km  içine  kadar  ilerliyorsa  Türkiye’ye  kimse  bir  şey  yapamıyorsa  Suriye  bitmiştir. Korkuları  Türkiye’nin  son  sabrında  Suriye’yi  tamamen  Esed, Hizbuldeccal,  İran  Devrim  Muhafızları,  Şii  milisler, IŞİD,  PYD ve  her  türlü  çakalı  tamamen   rahatlıkla  yok  etmesidir. Unutmayın  ki   Türkiye  Ortadoğu’nun  en  güçlü  ordusudur. Kimse  bu  ülkeyi  hakir  görmesin. Suriye  Türkiye  için  şimdilik yeni  çıkmış  bir mesele  değil,  eskiden  beri  Müslüman  kardeşlerimizi  katlettikleri  için  ve  PKK  terör  örgütünü  ülkelerinde  beslediği  için  Türkiye  çok  sabretti. Son  zamanlarda  helikopterin  düşürülmesi, Reyhanlının  bombalanması  ve  en  önemlisi de kardeşlerimizi  katletmesi. Şimdiye  kadar  500  bin  kardeşimizi  öldürdüler. Türkiye  sabrediyor  ama  o  sabır  aşılırsa  ne  Amerika  ne  Rusya  artık  hiçbir şey   yapamaz  hatta  Esede  sahip çıkmayıp geri  çekilirler.  O  zaman  dünya  kaç  bucakmış  görürler   esfeli  safilinler.
25=)  İslam  Alemi  ile  alakalı  söyleyeceğim  Arap  Baharının  durduğu. Şimdi  Suriye’deki  olaya  dar  kalıplarla,  dar  düşüncelerle,  dar   algılarla   bakmak   vicdanımızı   ve  insanlığımızı  köreltir. Suriye  Osmanlı  Devletinden  ayrıldıktan  sonra   halk  huzur ve özgürlük bulmamıştır. Hafız   Esed  deccali  darbe  yaptıktan  sonra   azınlık  olan  Nusayriler  bütün  ülkeyi  zorbalıkla  yönetmeye  başladı. Halka  ha  bire  baskı, işkence  ve   cezaevlerinde   sindirme  politikası. Deccal  baba  Esed,  Suriye  ülkesini    açık  hava  hapishanesine  çevirdi. 1982’de  baskı,  zulüm, işkencelerden bıkan  Hama  halkı  yönetime   karşı     İslam  Devleti  arzusuyla  ayaklandı. Baba  deccal  Hafız  Esed    bir   gecede  Hama’da   40  bin   kişiyi  öldürdü. Bu   katliamdan  övünen  deccal,  Suriye  halkına   gözdağı    vermek  için  Hama  şehrinin  giriş  ve  çıkışlarını  hep  kapalı  tutmuştur. 1982’den   2000’e  kadarda   baskı  devam  etti.Baba  deccal  geberip, oğul  deccal  geldiğinde,  oğlu  Suriye  halkını   rahatlatacağını,  reformlar   yapacağını  söyledi. 2000’den  2011’e  kadar   halka  verdiği  sözleri  tutmadı. Türkiye’de  o  zaman  zarfı  içinde  Esed’e  ziyaretler   yapıp   halkına   verdiği   reform  sözlerini  tutmasını  hep  öğütledi. Bunu  da   belirtmek  lazım  ki   Türkiye   deccal   Esed’e     ziyaretler   yaptığında  Esed  halkını  katletmiyordu.  Tunus’ta  başlayan   ve  tüm  Arap  coğrafyasına    yayılan  Arap  Baharı,  Tunus, Libya’dan  sonra,  son  sınırına  gelen  Suriye  halkı   gün  bugündür  diyerek  isyan  etti. İsyanın  ilk  günlerinde   Türkiye   Esed’in  yanına  giderek,  halkına  dediklerini   yap, demokrasiye  geç  diyerek  elinden  geleni  yaptı.  Ahmet  Davutoğlu     saatlerce  Esed’e   öğüt  verdi. Uzun  lafın  kısası,  Türkiye  savaşı  başlatan  olmadı, Türkiye  savaşı  engellemeye  çalıştı. Türkiye’yi  suçlayanlar  iftira  atıyor. Savaşı  başlatan  yarım  asırdır   halkına   baskı ve  zulüm  yapan   baas  rejimidir. Suriye’deki olayların  ilk  safhasında  halk  sokaklarda    normal, şiddetsiz   gösteriler   sürdürüyordu. Esed  deccali  halkını  katlettiği  anda,  Suriye  halkı  silahlı  mücadele   dönemini  başlattı. Irak  geçmiş  tarihine   bakarsak  bir  türlü  bir  istikrarın  söz  konusu  olduğunu  söyleyemeyiz. Körfez  Savaşı,  6  yıl  süren  İran  Irak  savaşı.  Saddam'ın   diktatörlüğünde  istikrar  bulamayan  ülke. Amerika'nın  sözde   insan  hakları  ve   demokrasi  için  gittiği  Irak'ta  1,5  milyon  insanı  öldürmesi.  Bu  vahşeti  terörist  Amerika  yaptı.  Bu  vahşet  insanların  vicdanında  silinmemesi  lazım.  Bu  vahşete  ses  çıkaramayan,  dünyanın   en  azgın    terör  örgütü  olan  Amerika'yı  eleştiremeyenler   vicdanın  kara  deliğine  gömüleceklerdir.  İran'ın  Ortadoğu'da  çıkarmak  istediği  mezhep  savaşını  Irak  işgalinde  gördük.  Sünni  mücahitlerin  yerlerini  sözde  düşmanı  Amerika'ya  nasıl  ifşa  ettiğini  çok  iyi  biliyoruz.  İran  Amerika  işgaline yardım  ederek  bizim  İran'ın  Amerika'ya  düşman  olmadığını  çok  iyi  anladık.  İran'ın  2006  yılında  işgale   fiili  olarak katıldığını  ve   Irak'ta  bir  Şii  diktatörlüğünü  kurmak  istediğini  ve  kurduğunu  da  çok  iyi  biliyoruz.  Amerika  ve   İran'ın  adamı  olan   diktatör  Maliki'yi  yönetimin  başına  getirerek  Amerika  ve  İran'ın  Irak  üzerinde ki  politikaları  başarıya   ulaşmış  oldu.  Maliki'nin  mezhepçi  bir  politika  yürüterek   Sünnilere  yaptığı  baskı  ve  zulümlerin  sonucunda  Irak'ın  bölünme  tehlikesiyle  karşı  karşıya  bıraktı.  Amerika, İran  ve  Malikinin  bu  vahşi  tavırlarının  sonucu  olarak  IŞİD  denilen  vahşi  bir  örgüt  ortaya  çıktı.  Kimse  bana  IŞİD'in  kendiliğinden  ortaya  çıktığını  söylemesin.   Mısır  tarihi  firavunlarla  doludur.  Bu  firavunlar   halkı   rahat   bırakmayarak   hep  baskı  altında  tutmuştur.  Abdul  Nasır,  Enver  Sedat,  Hüsnü  Mübarek  ve  Sisi  Mısır'ın  son  firavunlarından.  Arap  Baharı   40  yıl   diktatör  olan   Hüsnü  Mübarek'i  alaşağı  etti.  1  yıl  sonra  ilk  defa   demokratik  şekilde   yapılan  seçimlerde  Mursi  Cumhurbaşkanı  oldu.  Mursi'nin  Cumhurbaşkanı  olması  ve   uyguladığı   politikalar   dünya  sisteminde   Türkiye  ve  Katar  hariç  herkesi  rahatsız  etmiştir.  İsrail  kendi  güvenliği,  Mursinin Camp  David  anlaşmasını   yenilemek  istememesi  ve  Hamas'tan  dolayı     rahatsız  oldu.  Amerika'da  bu   nedenlerden  dolayı  ve  İslamcı  bir  yönetim  istememesinden  dolayı   rahatsız  oldu.  Batı  bu  saydığımız  nedenlerden  dolayı  rahatsız  oldu.  Suudi  Arabistan  ve  Körfez  ülkeleri   bu   halk  devrimlerinin  ve  Müslüman  Kardeşlerin  yönetiminin  kendi  ülkelerine  uğrama  korkularından  dolayı  rahatsız  oldu. Saltanatlarının  yıkılmasından  korktular.  Çünkü  böyle  bu  durumda  Amerika,  Batı  ve  İsrail'in  nefes  borusu  kesilmiş  olur.  Suudi  Arabistan  ve  Körfez  ülkeleri  darbeye  20  milyar dolar  destek  oldular.   LİBYA:  40  yıl  demir  yumrukla  yönetilen  Libya  Kaddafinin  köpek  gibi  öldürülmesinden  sonra    (İnsan  yaşadığı gibi  ölür.)   bir  türlü  istikrarı  bulamıyor.  Amerika,  BAE  ve  Mısır   maşası  olan  Hafter'in  darbe  girişimleriyle  ve  Kaddafinin  artıklarının  yönetimi  bırakmayıp  yeni  bir  diktatörlük  özlemleri.  Meclisin  Trablus'tan  Tobruk'a  taşınması.  Libya'da  bu  karmaşık  düzen  devam  edecek  gibi.  Türkiye'nin  Libya  tavrı da  net:  Halkın  seçtiği  yönetimi  tanımak  ve  oluşacak  despotik  rejimlere  karşı  olmak.
        
26=) Türkistan’ı  hiç  konuşmuyoruz.  Halbuki  dünyanın  en  büyük  zulmü  orada  Çinliler  tarafından  Türkistanlı  kardeşlerimize  yapılıyor. Komünist  Çin  yönetimi  zaten  Türkistanlı  kardeşlerimize  karşı  büyük  soykırımlara  imza  attı.  60  milyondan  fazla  insanı  öldürdüler. Onun  yanında  insanların   dinlerini  yaşamaması  için  her  türlü  baskıyı  yapıyorlar. Çinlilerin  insanlık  dışı  yaptığı  işkenceler  insanı  insanlıktan  soğutuyor. Bazı  kardeşlerim  bana  niye  Türkistan  öbür  Müslüman  ülkeler   kadar  bahsedilmiyor  diye  soruyor  cevabı  çok  basit: Çin  deccal  devleti  oraya  tam  bir  medya  ambargosu  koyduğu  için  ne  olup  bittiği  tam  olarak  bilinemiyor. Öbür  İslam  ülkelerinde  rahatlıkla  haber  alabiliyoruz  ama  Türkistan  için  geçerli  değil  bu  durum  maalesef. Aslında  Türkiye  buraya  da   ağırlık  verip  zaten  Çin’e  verdiği  tepkiyi  biraz  daha  ön  gündemde  tutması  önemlidir. Körfez  ülkelerine  gelirsek  emin  olun  gram  değişen  bir  şey  yok  halen  kuklalar. Ama  mesela  Kuzey  Afrika’da ki  Fas’ta  iktidar  olan  Ak  Parti  önemli  icraatlarda   bulunuyor. Arap  Baharı  Fas’ta  tuttu. Bana  göre  Arap  Baharının  en  rahat  geçiş  dönemini  yaşayan  ve  başarılı  olan  ülke  Fas’tır.  Tunus’ta  başarılı  oluyordu  ama  Körfez  sermayenin  Nahdaya  karşı  Laik  olan  Nidayı  desteklemesi  sonucu  diktatör  artıkları  hem  Cumhurbaşkanlığını  ve  hem de  Başbakanlığı  aldılar. Fas’ın  başarılı  olmasının  en  büyük  sebebi  Kralın  tamamen  yok  etme  fikirlerinin  erkenden  harekete  geçirmemeleri. Yavaştan  alıyorlar  ama  Fas  Kralının  düşmesi  Türkiye’de  yaşanan  dönüşüm  gibi  kansız  ve  rahat  olacaktır.
               
VESSELAM.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT