1. YAZARLAR

  2. Ahmet Atıf Doğan

  3. Türkiye yeni bir hikaye oluşturmak zorunda
Ahmet Atıf Doğan

Ahmet Atıf Doğan

Analist
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye yeni bir hikaye oluşturmak zorunda

A+A-

Neyse bugün de ekonomi yazalım. Son günlerde malumunuz Türk Lirası aşırı değer kaybı yaşıyor. Aslında bu köşede konuyu kaleme almıştık ve o yazımızda; Benim kanaatim Türk Lirası dolar karşısında 3,5 bandına kadar düşebilir. Bu noktaya kadar müdahale edilmeyeceğini düşünüyorum.

Yani 15 Temmuz öncesini taban aldığımızda Türk Lirasının yüzde 25 bandında bir değer kaybına uğrayacağını öngörebiliriz.

Bunun enflasyonu da baskılayacağını düşünmek gerekir. Ben reel ekonomiyi temel aldığımızda enflasyona da yüzde 15 – 20 bandına bir baskı olacağını düşünüyorum” demişiz.

Tabi hükümet konuyla ilgili geçtiğimiz Cuma günü EKK’yı (Ekonomik Koordinasyon Kurulu) topladı. Buradan yapılan açıklama da ise bilindik ifadeler vardı ve Türk Lirasının değer kaybının küresel olduğu, doların bütün paralar karşısında değerlendiği ifade ediliyordu ve gerekirse Merkez Bankasının dolara önümüzdeki günlerde müdahale edeceği belirtiliyordu. Dün de bu yazıyı kaleme aldığımız saatlerde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında EKK’nın toplanacağı ifade edildi.

Bu toplantının etkili olacağını, Türk Lirasının bir miktar kayıpları geri alacağını düşünüyorum ama şu an için doların 3.30 sevisinden aşağı pek düşeceğini sanmam.

Peki, dolar 3 TL’nin altına inebilir mi? Böyle bir olasılık var mı?

Bugün için ifade edersek, kuru düşürmenin sadece bir yolu var. O da sabit kur sistemine geçilmesi. Onun dışında artık Türk Lirasının 3.20 sevilerinin üzerine çıkamayacağını, çok fazla dolar karşısında değerlenemeyeceğini düşünüyorum.

Türkiye ekonomisi kötü mü ki, Türk Lirası değer kaybediyor?

Bu soruya verilecek yanıt elbette, hayır… Ama Türkiye’nin ekonomisinde bazı hassas dengeler var ve Türkiye’ye çok ciddi küresel baskı oluyor, Türkiye’nin bu baskıdan kurtulması gerekiyor.

Türkiye bu baskıdan sadece iki seçenekle çıkabilir, bunlardan bir tanesi, altın baz alınarak oluşturulacak uluslararası ticarettir, ikincisi ise sabit kura geçilmesidir.

Çok açık yazıyorum, faizi artır, baskıdan çık, mantığı çok cahilce ve eski kafalı bir yaklaşımdır.

Faizi artırdınız ve dolar düşmedi, ne olacak, yeniden faiz mi artıracaksınız?

Kurun üzerindeki baskıyı bu defa tamamen halkın, yatırımcının üzerine yıkmış olursunuz, yatırımı ve alışverişi bitirirsiniz. Ve ardından çok ciddi bir devalüasyon gelir. Aynen 1990’lı yıllarda olduğu gibi olur ekonomi çöker.

Türkiye artık yeni şeyler söylemek zorundadır. 

Mesela Türkiye en fazla ithalatı Rusya’dan yapıyor. Rusya ile anlaşma yapıp, altın kuruna geçebilirlerse Türkiye dolar baskısından kurtulur.

Yoksa zaten uluslararası düzen Amerika’nın doları elinde bir sopa gibi kullanması, ülkeleri, rejimleri, sistemleri, devletleri dizayn etmesi üzerine kurgulamıştır.

Türkiye bir taraftan Amerika’ya, Avrupa’ya başkaldırırken, bir taraftan da bu düzen içerisinde, “benim arzu ettiğim, gibi bir ekonomik düzen olsun”, diyemez. Bunu bilmemiz gerekiyor.

Ya daha önceki hükümetlerde olduğu gibi, gidip evet ben Yunanlarla zaman zaman atışan, basit bir Balkan ya da Ortadoğu ülkesiyim, size bağlıyım, diyeceksiniz, ya da yeni bir dünyayı gerçek anlamda kurarak yolunuza devam edeceksiniz.

Bu işler böyle oluyor, kimse kusura bakmayacak. Şimdi onlar sana neyi gösteriyor, bunu bileceksin, Kırılgan Beşli diye sana ad bile vermiş adamlar, onlar isteyince kırılacaksın, ekonomini İMF, Dünya Bankası belirleyecek, Avrupa isteyecek, bölüneceksin, Avrupa isteyecek sokaklarında teröristler cirit atacak, sen sadece seyredeceksin.

Hatta müstemleke aydınları, önce “orduya ne gerek var”, diyecekler, Ordumuzu yok edeceksin, sonra, “devlete ne gere var”, diyecekler, Devletimizi yok edeceksin.

Ya da Yeni Dünya kuracaksın.

Olay bu kadar basittir.

Neyse biz kısa vadeli bu işlerden nasıl kurtulur onu anlatalım.

Türk Lirasının değer kaybının oluşturacağı enflasyon baskısını Türkiye ekonomisi çok uzun vadeli taşıyabilecek mi? Ben bu riske Türkiye’nin girmemesi gerektiğini, Türkiye’nin radikal bir kararla “sabit kur” sistemine geçmesi gerektiğini düşünüyorum.  

Ekonomistleri dinlediğinizde bu seçeneği hiç ifade etmiyorlar, mevcut sistem işlerine geliyor, adamlar bir vurgunda milyonlarca lira kazanıyor. Ama kısa vadede Türkiye’nin sabit kur, seçeneğini düşünmesi gerekmektedir.

Yılda bir defa Türk Lirası revize edilir, onun dışında yıl içerisinde para sabit kalır ve hem insanlarımızın gelir kaybı önlenmiş olur, hem doların ekonominin üzerinde baskı olarak kullanılması önlenmiş olur.

Bakın 2.50 düzeyinde 2 yıl önce devletten ihale alan firma, varsayalım 250 milyon Dolar karşılığı, 625 milyon TL borca girmişti, şimdi bu borç 850 milyon lira düzeyine çıktı. Peki, sattığı ürünlerde bu kadar artırım yapabildi mi? Türkiye’de kimse 2 yılda ürününe bu kadar zam koyamadı.

Bu şartlarda yatırım olmaz, bu şartlarda özel sektör ezilir ve çok yakın bir gelecekte de işten çıkarmalar ya da Allah korusun, daha ileri gidilebilir, batan firmalar tablosu ile karşı karşıya kalırız.

Türkiye şu anda yoluna hızla yürümek zorunda, bir an önce büyük ithalat yaptığımız ülkelerle altın kuruna geçmeliyiz ve biran önce sabit kur sistemini uygulamaya başlamalıyız.

Bunun dışındaki seçenekler Türkiye’ye çok zaman kaybettirir, ifade edelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum