1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Türkiye’nin karanlık günü: 12 Eylül
Türkiye’nin karanlık günü: 12 Eylül

Türkiye’nin karanlık günü: 12 Eylül

Türk demokrasisi 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971’deki muhtıralarla kesintiye uğradı. Ordu, 12 Eylül 1980’de yönetime bir kez daha el koydu.

A+A-

Türk demokrasisi 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971’deki muhtıralarla kesintiye uğradı. Ordu, 12 Eylül 1980’de yönetime bir kez daha el koydu. Parlamento feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu, tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren, 13 Eylül 1980’de Devlet Başkanlığı’nı üstlendi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1982’de bir kez daha değiştirildi.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi olan 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 37 yıl geçti. TSK’nın emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği darbenin en önemli gerekçesi “güvenlik” oldu. TBMM’nin 22 Mart 1980’de ilk turunu yaptığı Cumhurbaşkanlığı seçimini, 114 tur oylama yaptığı halde darbe gününe kadar sonuçlandıramamasının da etkili olduğu süreçte birçok cinayet işlendi.6 Eylül’de Konya’da düzenlenen “Kudüs Mitingi” de darbe yönetimi tarafından “şeriatçı girişim” olarak gösterilmişti. Emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirilen bu darbe, 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi olarak tarihteki yerini aldı.

12-eylulll.jpg

SİYASİLER SÜRGÜNE GÖNDERİLDİ

12 Eylül askeri darbesi ile Süleyman Demirel’in başbakanı olduğu hükümet görevden alındı, TBMM lağvedildi. 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı askeri dönem başladı. Cuntacılar, 13 generali ülke genelinde ilan ettikleri 13 sıkıyönetim bölgesine komutan olarak atarken Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay dışındaki derneklerin faaliyetleri de durduruldu. Siyasi partileri de lağveden askeri yönetim, Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit’i Hamzakoy’a, Necmettin Erbakan ile Alparslan Türkeş’i ise Uzunada’ya sürgüne gönderdi. Siyasi yasaklar geldi.

den.jpg

“ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ?”

Yönetime el koyan cuntacı askerler, acısı yıllarca sürecek idamların kararını da verdi. Darbeden sonra ilk idamlar, 9 Ekim 1980 tarihinde gerçekleşti. İlk olarak sol görüşlü Necdet Adalı, ardından ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu idam edildi. Darbe öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen 17 yaşındaki Erdal Eren, 19 Mart 1980’ta idama mahkum edildi. Darbeci Kenan Evren’in 17 yaşında astırdığı Erdal Eren için söylediği “Asmayalım da besleyelim mi?” sözü ise yıllarca unutulmadı. Eren’in idam kararı, Yargıtay tarafından iki kere iptal edilmesine rağmen, Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan kararla ve yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Ulucanlar Cezaevi’nde infaz edildi.

BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI

Darbenin tabi ki dış bağlantıları vardı. Türkiye’de oluşacak kaos ortamına ABD ve NATO her türlü desteği verirdi. 12 Eylül gecesi, harekâta geçilmeden dakikalar önce Amerikan İstihbarat Teşkilatı (CIA) ajanı Paul Henze ABD Başkanı Jimmy Carter’a; "Bizim çocuklar başardı" diyerek Kenan Evren ve arkadaşlarına tam destek verdiklerini açıkça gösterdi.

12-069.jpg

GÜDÜMLÜ REFERANDUM

Darbenin ardından geçen 3 yıl içinde önemli kanunların tamamına yakını değiştirildi ve askeri yönetimin belirlediği Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa, yapılan “güdümlü” referandumla yüzde 92’lik “Evet” oyu aldı. Halk oylamasında, Kenan Evren cumhurbaşkanı seçilirken askeri yönetim üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen geçici 15. madde, 2010’daki Anayasa değişikliği referandumuna kadar yürürlükte kaldı. Darbe sürecinde 650 bin kişi gözaltına alındı, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 binden fazla kişi için de idam cezası istendi. Bunlardan 517 kişiye idam kararı verilirken kararların 50’si uygulandı. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarılırken yaklaşık 100 bin kişi, örgüt üyesi olma suçundan yargılandı, 30 bin kişi ise “sakıncalı” olduğu iddiasıyla işten çıkarıldı.

ordu-gazete.jpg

YARGILAMA YOLU YİNE 12 EYLÜL’DE AÇILDI

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yürürlüğe giren, “Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin yargılanamayacağı”na dair Anayasa’nın geçici 15. maddesi, 12 Eylül 2010’daki referandumun ardından kaldırıldı. 12 Eylül darbesinin sorumluları ile bu kişilerin emir ve talimatlarını uygulayanlar hakkındaki suç duyurularının ardından, darbe döneminin Genelkurmay Başkanı, Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya 4 Nisan 2012’de, darbeden 32 yıl sonra yargılanmaya başlandı. Yargıtay'da temyiz istemi görüşülen dava, iki ismin hayatını kaybetmesinin ardından düştü.

ŞERİFE NUR KARACA/ YENİ HABER GAZETESİ

HABERE YORUM KAT