1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Yargıtay'dan FETÖ'nün suikast timine ağırlaştırılmış müebbete onama
Yargıtay'dan FETÖ'nün suikast timine ağırlaştırılmış müebbete onama

Yargıtay'dan FETÖ'nün suikast timine ağırlaştırılmış müebbete onama

Yargıtay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişimi davasında, FETÖ'nün suikast timine verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onadı.

A+A-

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişimine ilişkin davada, Gökhan Şahin Sönmezateş ve Zekeriya Kuzu'nun da aralarında yer aldığı Fetullahçı Terör Örgütü'nün suikast timine verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onadı.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davada, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince Özel Kuvvetler, Sualtı Taarruz (SAT) ve Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ekiplerinden oluşan suikast timi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan dava dosyası, İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmişti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, aralarında Gökhan Şahin Sönmezateş, Şükrü Seymen, Taner Berber ve Zekeriya Kuzu'nun da bulunduğu 37 sanık hakkında verilen ceza kararlarını hukuka uygun bulmuştu. 

Temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, aralarında Gökhan Şahin Sönmezateş ve Zekeriya Kuzu'nun da bulunduğu FETÖ'nün suikast timine verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onadı. 

Daire, eski başyaver Ali Yazıcı'ya "suça yardım"dan verilen 18 yıl hapis cezasını az bularak bozdu. Yazıcı'nın asli fail olarak cezalandırılması gerektiğine karar verildi.

"Başyaver olay yerinde bulunmasa da"

Gerekçede, Yazıcı'nın olay mahallinde bulunmasa da ülke genelindeki darbe kalkışması kapsamında, Cumhurbaşkanına suikast suçunu planlama, hazırlık ve organizasyonu içinde yer alan, fiilin başarıyla tamamlanması açısından yapılan iş bölümü doğrultusunda Cumhurbaşkanının tam olarak bulunduğu yeri öğrendiği belirtildi.

Ankara'dan aracıyla hareket edip Çiğli üssüne gelen sanığın, konumu ile olay esnası ve öncesinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin, eylemin planlanması, yerine getirilmesi ve başarıya ulaşması bakımından etkinliği ve önemi nazara alındığında, TCK'nin 37. maddesi uyarınca asli fail olarak tutulması gerekirken, suça yardım eden olarak kabul edilmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi nedeniyle bozulmasına karar verildiği kaydedildi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararında, olayın gerçekleşme şeklinin, tamamı özel vasıfları nedeniyle seçilen, bir kısmı tam teçhizatlı olan sanıkların, Cumhurbaşkanının bulunduğu otele vardıklarında, orada olup olmadığını henüz öğrenmeden girdikleri silahlı çatışma neticesinde, koruma polislerinden Mehmet Çetin'in ölümüne sebebiyet verdikleri nazara alındığında, ortaya çıkan kastlarının Cumhurbaşkanını öldürmeye yöneldiğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı vurgulandı. 

Kararda, bu nedenle, sanıkların ortaya çıkan kastlarının, Cumhurbaşkanına suikast girişimi olduğunda ve bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, Türk Ceza Kanunu'nun "Cumhurbaşkanına suikast" suçunu düzenleyen 310, "Anayasayı ihlal" suçunu düzenleyen 309, "yasama organına karşı suç"u düzenleyen 311. ve "hükümete karşı suçları" düzenleyen 312. maddesindeki suçları da oluşturacağı konusunda kuşkuya yer bırakmadığı belirtildi. 

Ancak aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibarıyla eylemlerin Anayasayı ihlal suçunun tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda, müterakki suçlardaki özellik nedeniyle sanıkların ayrıca TCK'nin 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkanının olmadığı kaydedildi. 

"Asıl maksat, Cumhurbaşkanının da etkisiz hale getirilmesi" 

Daire tarafından benimsenen "somut tehlike teorisine" göre somut olay değerledirildiğinde, TBMM ve MİT gibi stratejik kurumların hedef alındığı darbe teşebbüsü ile ulaşılmak istenen asıl maksadın, doğrudan anayasal düzenin değiştirilmesinin yanında Cumhurbaşkanının da etkisiz hale getirilmesi olduğunda kuşku bulunmadığı ifade edildi. 

Kararda, Cumhurbaşkanına suikast eyleminin, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek, planlanıp uygulanan, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkan anayasayı ihlal suçunu teşkil eden hareketlerden bir tanesi olduğu tespiti yapıldı. 

Kalkışmanın icra hareketlerinin, akşam saat 20.00-21.00 sularında başladığı hatırlatılan kararda, sanıkların, daha önce hazırlık yaptıkları bu özel görev için kendi birliklerinden ayrılarak, Çiğli Hava Üssü'nde toplanıp teçhizatlandıklarında saatin 23.00 olduğu belirtildi. 

Kararda, bu saat itibarıyla Cumhurbaşkanının olay mahalli olan otelde olduğu da ifade edilerek, "Bu durum, istatistik kuralları, genel hayat tecrübeleri, örgütün kalkışma saatini öne alarak baskın davranma refleksi içinde olması, özel bilgi ve beceri ile donatılmış bir grup oldukları anlaşılan sanıkların olay öncesi ve olay sırasındaki davranışları gibi kıstaslar göz önüne alındığında, icra haraketlerinin başladığı anda suçun oluşmasının muhtemel olduğunda şüphe duymamak icap eder." denildi. 

Dairenin kararında, bu nedenle eylemin teşebbüs boyutuna ulaştığı ve müsnet suçun oluştuğu yönündeki kabul ve vasıflandırmada bir isabetsizlik bulunmadığı vurgulandı. 

Bozma kararları

Daire, Ali Yazıcı'nın yanı sıra eski Dalaman Deniz Hava Üs Komutanı albay Cenk Bahadır Avcı hakkında verilen mahkumiyet kararını da bozdu. Kararda, sanık hakkında, unsurları oluşmayan Cumhurbaşkanına suikast suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken, yetersiz ve çelişkili gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyete karar verildiği belirtildi.

Kararda, anayasayı ihlal suçu bakımından ise örgütsel bağı kesin olarak ortaya konamayan sanığın, icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğunun, suç işleme karar ve iradesine katıldığının kanıtlamadığına işaret edildi. Kararda, sanığın sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmediği, fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduğundan da bahsedilemeyeceği vurgulandı. 

Avcı'nın sorumluluk bölgesi olan Dalaman'da darbenin icrai hareketleri bağlamında değerlendirilebilecek bir olayın da yaşanmadığının belirtildiği kararda, sanığın eyleminin, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak suretiyle Anayasa'yı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığının kabulü gerektiği gözetilmeden hatalı değerlendirme ile doğrudan fail olarak mahkumiyet hükmü kurulmasının bozma nedeni yapıldığı aktarıldı.

Tek beraat alan sanıktı

Daire, beraatine hükmedilen Hüseyin Yılmaz'la ilgili kararı da bozdu. Sanıkla ilgili Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen başka bir dava olduğunun aktarıldığı kararda, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması amacıyla sanıkla ilgili belge ve beyanların dosyaya getirtilmesi, gerekli olması durumunda ise davaların birleştirilmesi suretiyle bir bütün halinde delillerin değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Kararda, bu hususlar gözetilmeden eksik araştırmayla hüküm kurulmasının bozma nedeni yapıldığı bildirildi.

Yerel mahkeme, 47 sanıklı davada, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen ile üç sanığın dosyasını ayırmış, 43 sanık hakkında karar vermişti.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanıklar Gökhan Güçlü, Gökhan Şahin Sönmezateş, Haldun Gülmez, Hasan Aslanbay, İlyas Yaşar, İsmail Yiğit, Muhammet Burak İpek, Murat Dağlı, Murat Köse, Serkan Elçi, Şükrü Seymen, Taner Berber, Ömer Faruk Göçmen, Abdulhamit Gülerden, Ali Aktürk, Ali Sarıbey, Bahadır Sagun, Davut Uçum, Ekrem Benli, Enes Yılmaz, Ergün Şahin, Erkan Çıkat, Mehmet Demir, Mehmet Öztürk, Muammer Gözübüyük, Selman Çankaya, Yakup Özcan, Zekeriya Kuzu, Zeki Göçmen, Mustafa Serdar Özay, Mehmet Cantaz, Ahmet Koçan, Aydın Özsıcak, Murat Gösterit, Haydar Murat Özden, Yücel Ekizoğlu, Osman Kılıç, Ünsal Coşkun, Özay Cödel, Tezcan Kızılelma olmak üzere 40 sanık hakkında çeşitli suçlardan verilen mahkumiyet kararlarını onadı, 3 sanıkla ilgili kararı bozmuş oldu. 

"Menfez paşası"nın da "Hero" tişörtlünün de cezaları onandı 

Yargıtay kararıyla, sözde "yurtta sulh konseyi"nde yer alan, suikast girişimini planlayıp saldırıyı yöneten davanın iki numaralı sanığı eski tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in yanı sıra FETÖ'nün "Çiğli üs imamı" olarak anılan ve menfezde yakalanması nedeniyle "menfez paşası" denilen Zekeriya Kuzu ile yine aynı menfezde yakalanan ve davada "Hero" yazılı tişörtle duruşmaya gelince salondan atılan eski MAK üyesi Gökhan Güçlü'ye verilen hapis cezaları onanmış oldu.

Ormanlık alana kaçmışlardı

Darbe teşebbüsü sırasında Özel Kuvvetler, Sualtı Taarruz (SAT) ve Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ekiplerinden oluşan suikast timi, Muğla'nın Marmaris ilçesine gelerek, Erdoğan'ın konakladığı oteli 3 helikopterden ateş altına almış, otel üzerinde bir süre havada kalan helikopterlerden maskeli ve ağır silahlar taşıyan gruplar inmişti.

Polis ekipleri ile çıkan çatışmada, polis memuru Nedip Cengiz Eker ve Cumhurbaşkanlığı koruma polisi Mehmet Çetin şehit oldu. Sabah saatlerine kadar devam eden çatışmalarda darbeci askerler, İçmeler mevkisindeki ormanlık alana kaçmıştı.

HABERE YORUM KAT