1. YAZARLAR

  2. Said Bulut

  3. YENİ TÜRKİYE 1
Said Bulut

Said Bulut

Yazarın Tüm Yazıları >

YENİ TÜRKİYE 1

A+A-

Yeni   Türkiye’ye  değinmeden  eski   Türkiye’den  bahsedelim  önce. 29  Ekim   1923  yılında  Türkiye  Cumhuriyeti   ilan  edildiğinde  bambaşka  bir  ideoloji  ile  karşı  karşıyaydı  koskoca  1000  yıllık  Anadolu  medeniyeti. Bu  ideoloji  halkın  dini  değerlerine  zıt, Müslüman  insanlara  düşman  ve  tehlike   olarak  dini  gören  bir  anlayıştı. Bu  anlayış  çerçevesinde  istiklal  mahkemeleri  kurulup  binlerce   alim   asılmıştır. Haksız   yere  sırf   rejime   karşı  olduğu  için  İskilipli  Atıf  hoca,  Şallı  Bacı  asılmıştır. Binlerce   asılan   arasında   iki  kişi. Bu  zorbalığa  karşı  çıkan  alimler,  aydınlar,  siyasetçiler   ya   sürgüne  gönderilmiş   yahut   asılmıştır. Bu  ülkenin  İstiklal  şairi  bile  sürgüne  yollanmıştır. Bir  zamanlar  düşmana  karşı  beraber  mücadele  ettiği  arkadaşlarının  bile  kurduğu  partileri  bir  bahane  ile  kapatıp;  Devlet  görevlerinden  uzaklaştırmışlardır. Kuranı  Kerimin  yasaklanması. Kurulan  devletin  temelini  İslam  ideolocyası  yerine  ne  olduğu  belli  olmayan  bir  anlayışın  gelmesi. Türkçe  ezan. Daha  neler  neler  o  dönem. Saidi  Nursi  hazretlerinin  hapishaneden   hapishaneye  geçen  mücadelesi. Tam  27  yıl  boyunca  tek  adamla  yönetilip  demokrasinin  d  si   olmayan  bir  yönetim. Laikliği  daha  o  günlerde   Müslümanların  üzerine  demoklesin  kılıcı  gibi  sallamaları. İlk  defa  1950  yılında  gerçek  anlamıyla  yapılan  seçimlerde  Adnan  Menderesin  çok  güçlü  bir  şekilde  iktidara  gelmesinden  dolayı  tek  adam  devri  kapandı. Artık  Demokrat  Parti  devri  başladı. Bu  dönemde  Müslümanlar  soluk  almaya  başladı. Özgürlükler  diktatör  devrine  nazaran  kat  kat  arttı. Demokrat  Parti  10  yıl  sevabıyla  günahıyla  ülkeyi  sonuç  olarak  iyi  ve  istikrarlı  bir  şekilde  yönetmiştir.  Ve   kara  günlerden  bir   gün  olan  27  Mayıs  1960  darbesi  ve  bu  darbeye  canı  gönülden  destek  veren  CHP’nin  başındaki  zat. 27  Mayıs  günü  ülke  bir  felaketle  uyandı. Bu  darbe  milli  iradeye  yapılan  bir  darbeydi. Halk  hiç  umursanmadan,  koskoca  bir  ülke  yok  sayılarak  yapılan  bu  darbe  hiç  unutulmayacaktır. Yassı ada  cezaevinde  bu  ülkenin  meşru  başbakanına  karşı  yapılan  işkenceler. Ve  en  son  bakanlarla  beraber  asılan  Başbakan  Adnan  Menderes. Bu  kara  leke  hiç  bir  zaman  bu  ülke  adına  temizlenmez. Özellikle  CHP  hiç  temizleyemez. Bu  darbeyi  yapanlar, çanak  tutanlarda her  zaman  çok  kötü  bir  şekilde  anılacaktır. Askeri  vesayet   bu  ülke   kurulduğundan  beri  aslında  vardır. Bu  darbeden  sonra  asker  ülkeyi  yönetir  bir  süre. Sonra  AP  iktidarı,  60’ların  kaos  ve   istikrarsız  ortamı. 1970’in  onlarca  koalisyon  hükümeti, istikrarsızlık, fakirlik  ve  en  önemlisi  kaos  ve  kargaşanın  bulunması. Bu  durum  askeri  vesayetin  tekrar  iş  başına  geçmesine  neden  oldu. Koskoca  siyasi  liderler  olan   Demirel, Ecevit, Türkeş’in  bir  araya  gelip  ülkeyi  doğru  düzgün  bir  yola  koyamayıp  kendi  aralarında  kısır  tartışmaya  girmeleri. 12  Mart  1971  Muhtırasına nazaran bir  nevi  büyük  çapta  bir  hareket  gerçekleşmiş  oldu. 12  Eylül  1980’de  darbe  oldu. Bu  ülkenin  genç  fidanları  işkence  edilerek  öldürüldü. Asıldı. Aslında  fikir  bitirildi. Sağcı  gençlerde, solcu  gençlerde, İslamcı  gençlerde  bu  darbenin  sert  bir  şekilde  hışmına  uğradı. Siyasi  liderlerin  hapishanede  kalmaları. Fikir  adamlarının  ceza  evlerinde  yıpratılmaları. Bir  daha  anlaşıldı ki  askeri  vesayet  çok  güçlü  bir  şekilde  siyasetin  ve   demokrasinin  üzerinde  demokles  kılıcı gibi  sallanıyordu. 1980  Askeri  darbesinin  oluşundan  3   yıl  sonra  1983’te  iktidara  gelen  Turgut  Özal  ülkeyi  istikrara  kavuşturdu. Ülke  ekonomik  olarak  toparlanmaya  başladı. Özal  ile  ülke  nefes  aldı. Yavaş  yavaş  özgür  düşünce  tekrar  sağlandı. Müslümanlarda  huzur  ortamına  kavuştu. Bu  dönem  Müslümanlar  dergi, gazete  çıkarmaya  başladı. Bu  bütün  kesimler için  aynıydı. Özal  ülkeyi  siyasi, ekonomik, sağlık, ulaşım  ve  daha  bir  çok  konuda  toparladı  ve   geliştirdi.Maalesef  ülke  90’larla  beraber  tekrar  istikrarsızlık  ve   kaos   içine  girdi.  Özal  tam  Kürt  sorununu  çözdüğü  anda  17  Nisan  1993’te  bir  suikastle  şehit  oldu. Zaten  üst  akıl  ya  darbe  ile  uzaklaştırır  bir  yönetimi  veya   tehlikeli  gördüğü  bir  kişiyi    öldürür. Özal’ın  şehadetiyle  beraber  ülke  kaos  sarmalına  girdi. Uğur  Mumcu  suikasti. İslam  düşmanı  adi   Aziz  Nesin’in  şeytan  ayetleri  kitabını  tercüme  edip  HZ. Muhammed (SAV)’e  ve  sahabe  efendilerimize  hakaret  etmesinden  dolayı  kızgın  olan  halkın  Sivas’ta  araya  2  3  provokatörün  girmesiyle  beraber  olan  Sivas  olayları. Başbağlar  katliamı. PKK  terör  örgütünün  yaptığı  kanlı  katliamlar. Koalisyondan  dolayı  ülke  siyasi  olarak  istikrara   kavuşamadı. Kaos  ortamının  bir  türlü  bitmemesi. Tabi  bu  arada  yükselen  İslami  hareket  olan  Refah  Partisinin  94  yerel  seçimlerinde  İstanbul, Ankara  ve    bir  çok  şehrin  belediyesini  kazanması. 94  devriminin  akabinde  95  genel  seçimlerinde  Refah partisinin  birinci  çıkması. Dış  güdümlü  medyanın  1994’ten  itibaren  Refaha  karşı  şeriat  geliyor,  laiklik  elden  gidiyor  ve  buna  benzer  bir  çok  haberin  yapılması. Refahın  daha  o  dönemden  beri  sıkıştırılması. 95  seçimlerinde  Yılmaz  ve  Çillerin  kurduğu  hükümetin  dağılmasından  sonra   kurulan  Refah  Yol  hükümetinin  göreve  başlaması. Erbakan  hoca  çok  sıkıntılı  ve  zorlu  bir  süreçte  iktidarda  olmasına  rağmen  ekonomik  olarak  müthiş  başarılara  imza  attı. Sadece  ekonomik  değil  tüm  alanlarda  başarı  sergiledi. Bakın  sıkıntılı  bir  dönemde  dahi  D8  İslam  Birliğini  kurmayı  başardı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT