1. YAZARLAR

  2. Ömer İnal

  3. Yeni Türkiye'de Konya'nın Tarihi Misyonu
Ömer İnal

Ömer İnal

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Türkiye'de Konya'nın Tarihi Misyonu

A+A-

Bir önceki yazımızda Erbakan'ın siyasetteki vizyonunun ne denli genş olduğunu anlatmaya çalışmıştım, şimdi de Erbakan'ın düşünce dünyasına ışık tutacak ve Onun daha iyi anlaşılmasına vesile olacak hayatından kareler ile devam edelim:

Necmettin Erbakan'ın özellikle matematikteki bariz başarısıdan dolayı Okuldaki arkadaşları Ona "yarım dünya" ve "derya" şeklinde isim takmışlardır.. Okul albümünde Erbakan şu şekilde anlatılır "Herkesin bir sayfada bitirdiği konuyu, o kırk sayfada hülasa eder; kendisine civata nedir diye sorulsa, izaha demir filizlerinin naklinden başlar. O kadar uzun anlatır ki nihayet namaz vakti gelir, gider namazını kılar, gelir ve kaldığı yerden anlatmaya devam eder.."

2. Dünya savaşından sonra Alman üniversitelerinde doktora yapan ilk Türk ilim adamı olan Erbakan, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere istanbul'a gelir ve sonuca göre 27 yaşında Türkiye'nin en genç doçenti olma başarısını gösterir...

 

1954-1955 yılları arası, istanbul'da 6 ayı asteğmen ve 6 ayı da teğmen olmak üzere yaptığı askerliğinde, makinların bakım ve tamiratları kısmında görev yaparken, her yıl Amerikadan istenen teçhizatın listesini hazırlar.. Hazırladığı bu liste Amerikan yardım heyetinin dikkatini çekmiş ve bir Amerikalı Albay bu listeyi hazırlayan kişiyle görüşmek istediğini bildirmiş... Albay, Erbakan'ı görünce "siz bugüne kadar Amerikadan yardım olarak gizleme Ağı, kürek sapı, kazma vs. gibi şeyler isterken bu sene bakım bölüğü için iş makinalarının tamiratı esnasında imal edilmesi lazım gelen çeşitli parçaların imalatı için tezgahlar istemişsiniz.. Siz nasıl olurda bu tezgahları talep edersiniz?" Şeklinde bir konuşma yapınca Erbakan Amerikan ordusu kuruluş talimatnamesini açarak: "Bizim yaptığımız görevi yapan Amerikadaki aynı birliklerde bu tezgahlar var, bizde niçin olmasın?" diye karşılık verince Amerikalı Albay diyecek bir söz bulamamış ve tezgahlar bilahare gelmiştir....

1951 yılında Aachen teknik üniversitesinde ilmi araştırmalar yapmak  üzere Almanyaya gönderilen Erbakan, Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde görevli profesör Schmidt ile başarılı çalışmalar yaptı ve 1,5 yıl içinde biri doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan Erbakan, Alman üniversitelerinde geçerli olan "Doktor-Mühendis: Dr.-ing" unvanını aldı...

Almanya'da özellikle motor konusunda edindiği tecrübeyi, 1956 yılında Türkiye'de ilk yerli motoru seri halde imal edecek olan, 200 ortaklı ve 850 çalışanı olacak Gümüş Motor A.Ş.'yi Konya'da kurdu..

 

Dönemin Başbakanı Rahmetli Adnan Menderes, 1960 yılı başlarında fabrikayı gezerken; "Türkiye'de ben çiftçiyim, bu motorları kendim kullandım. Bunun ne kadar büyük bir adım olduğunu çok iyi biliyorum.Türkiye'de bunların yapılabileceğini görmek beni son derece menmun etmiştir. Keşke ben bu fabrikayı 1960'larda değil de 1950'lerde görseydim.. O taktirde Sümerbank'ın birçok fabrikalarını özel sektöre satar, oradan aldığım para ile Türkiye'de Ağır Sanayi Fabrikaları kurardım." diyerek duygularını dile getirmiştir...Menderes ayrıca fabrikanın ihtiyacı olan 1.300.000 Dolarlık dövizi de bir günde tahsis etmiştir...

 

1960 yılında Ankara'da yapılan sanayi kongresinde Gümüş Motor'un yaptığı imalatları sunan Erbakan; "Yeni hedef otomobillerin Türkiye'de yapılmasıdır" fikrini ortaya sürdü.. Toplantı sonrasında, Cemal Gürsel Erbakan'a "Yerli arabamıza "Devrim otomobili" diyelim. Anlattığın hususlar Türk sanayi adına düşündürücü şeylerdir. Sizi Tebrik ederim..." şeklinde konuşmuştur... Bunun üzerine zamanın ihtilalcileri,  Eskişehir Demiryolları CER Fabrikasını Erbakan'ın emrine verdiler.. Buradaki Türk mühendis ve işçilerle el ele veren Erbakan, Türkiye'nin ilk ve tek "Devrim" adlı otomobilini yaptı...

 

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Refahyol hükümetinde Başbakan olduğu döneme ait bir anısını şu şekilde anlatıyor:

 

Başbakanlık koltuğuna oturdum. ilk ziyaetime gelen ABD Elçisi oldu. Bana şunu söyledi. "Biz biliyoruz ki sizin davanız islam'dır. başbakan oldunuz, bu bizim hoşumuza gitmedi ama beraber çalışmaya mecburuz. Ben size geldim ve diyorum ki "sizinle beraber çalışabiliriz ama 6 şartımız var. Birincisi, İran ile ticari münasebeti 50 milyon doların üzerine çıkartmayacaksınız. İkincisi İran'a gitmeyeceksiniz. Üçüncüsü, ABD üslerine dokunmayacaksınız. Dördüncüsü, diğer müslüman ülkelerle de ticaretinizi artırmayacaksınız. Beşincisi, Çekiç Güç'ü ülkenizden çıkartmayacaksınız. Altıncısı, Irak ile boru hattı açmayacaksınız." Bizim meşhur Sadrazamımız Ali Paşa'nın meşhur bir sözü vardır: "Ben mühim bir iş yapmak istediğim zaman önce Rus elçisi ile konuşurum. Ne tavsiye ederse tersini yaparım!"  Bende ABD elçisinin söylediklerinin tersini yaptım."

 

Erbakan ve Davutoğlu arasındaki ilginç benzerlikler:

 

1- Necmettin Erbakan, Milli Görüş mücadelesine Konya’da başladı; Ahmet Davutoğlu da aynı şekilde Konya'dan başlamıştır...

2- İkisi de Konya Milletvekili! 

3- Erbakan ve Davutoğlu siyasete girmeden önce Harp Akademilerinde ders vermişler! Yani toplumdan önce devletin DNA’sıyla tanışmışlar!

4- İkisi de İslam Birliğini savunuyor!

5- İkisine de hoca diye hitap ediliyor!

6- Davutoğlu’da Erbakan gibi akademisyen kökenli bir siyasetçi

7- İkiside Profesör

8- ikiside İstanbul Erkek Lisesinden mezun...

 

Yeni Türkiye'de KONYA'nın Tarihi Misyonu...

 

“Erbakan ve Davutoğlu’nun siyasi mücadeleye Konya’dan başlamış olmalarının ne önemi var şeklinde bir soru akıllara gelebilir?

 

Erbakan, 11 Şubat 2010 tarihinde  gerçekleştirdiği bir röportajda İslam tarihinde Konya’nın önemiyle ilgili şunları söylüyordu:

 

“- Hocam Konya neden ilk tercihiniz oldu? 

 

Çünkü Konya Anadolu’daki ilk merkezdir. Selçuklu merkezidir. Bizim davamızın sembolüdür. Belde-i muhayyere’dir. Yani Efendimiz (s.a.v)’e teklif edilen üç şehirden biridir. Habibim hangi şehri istersin, Medine mi, Şam mı, Konya mı dediği zaman, Efendimiz (s.a.v) fakiri çok olduğundan Medine’yi seçmiştir. Ama hangisini istersin teklifi arasında Konya’nın bulunmuş olması tabiî ki çok büyük bir şereftir. Büyük Selçuklu payitahtıdır. Haçlı seferlerini püskürten merkezdir. Yani işbirlikçileri püskürtmüş. 

 

Konya’nın manası çok büyük! Mevlânâ’nın şehri. Bu itibarla Besmeleyi Konya’dan çektik. Muhyiddin’i Arabî Hazretleri 1000 sene önce Fütuhatı Mekkiye kitabında, ‘İnsanlık fetret dönemine girecek ve kurtuluş Konya’dan başlayacaktır’ buyuruyor. Bu itibarla Konya’nın özelliği vardır. Bu özelliğe dayanarak çalışmalara oradan başladık.” (Mesud Akgül makalesinden)

 

Bu bilgiler ışığında, Erbakan hocamızın Konya'dan başlattığı bu büyük mücadelenin tohumları meyvelerini vermeye başlamış, Yeni Türkiye'ye giden yolda Erbakan'ın siyasi haykırışları adeta bir çığ gibi büyümüş ve ardından gelen yetiştirdiği kadrolar, ülkemizi hak ettiği seviyelere yükseltmiştir...Bu süreçte Ahmet Davutoğlu'nun Başbakan olmasıyla, Yeni Türkiye yoluna, Konya'nın tarihi misyonuna şahitlik etmek üzere hızla  devam etmektedir Allah'ın izniyle...Rabbim yardımcımız olsun...

 

 

Selam ve Dua ile, Hoşçakalın...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT