1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Yeni Türkiye’nin ilk günü ; 24 Aralık 1995
Yeni Türkiye’nin ilk günü ; 24 Aralık 1995

Yeni Türkiye’nin ilk günü ; 24 Aralık 1995

A+A-

Kurulduğu günden sonra Türk siyasi yaşamına en büyük damgalardan birini vuran Refah Partisi, 19 Temmuz 1983’te kuruldu. 12 yıllık bir sürecin ardından 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan genel seçimde en fazla oyu aldı. İktidar yapılmadı. Ancak o gün 200 yıldır sürekli gerileme dönemi yaşayan İslami kesimin kazandığı en önemli zaferdi. 28 Şubat’ın ve dolayısıyla bugün yaşanan siyasi sürecin ilk kıvılcımı o günkü zaferdi.

Refah Partisinin ilk Genel Başkanı Avukat Ali Türkmen idi. Ancak veto edilince, MKYK toplantısında yapılan seçimde Genel Başkanlığa Ahmet Tekdal getirildi. Referandumla siyasi yasaklar kalkınca genel başkanlığa tek aday olan Necmettin Erbakan geldi. Yeni kurulan partinin adını önce ‘Doğru Yol Partisi’ koymak istediler daha sonra vazgeçtiler. O günlerde birçok kişinin ‘Hocanın Partisi’ diye anarken, partinin adı ‘Refah Partisi’ oldu.  Genel başkan Ali Türkmen adın bir avukattı. Partinin amblemi hilalin üzerine yerleştirilmiş başaktı. Başakta 19 tane buğday tanesi vardı. Bu 19 Buğday ‘Bismillahirrahmanirrahim’ sözcüğündeki 19 harften esinlenilmişti.  Partinin programında; Türkiye’de manevi kalkınmayı sağlamak, adil düzeni kurmak, ağır sanayiyi gerçekleştirmek, İslam ülkeleriyle olan ilişkileri artırmak, faizi kaldırmak gibi görüşler vardı. Refah Partisi Ahmet Tekdal’ın genel başkanlığında girdiği seçimde toplar oylardan 4,8’ini aldı. 837 bin 43 oy almıştı. Van ve Şanlıurfa Belediye Başkanlıklarını kazanmışlardı. Refah Partisi bu seçimde 6. Oldu. 11 Ekim 1987’de gerçekleşen Refah Partisi 3’nci Olağan Kongresi’nde tek aday Necmettin Erbakan genel başkanlığa seçildi. Seçim yasası ile seçime katılan partilerin yüzde 10’luk Türkiye barajını aşma şartı koşuldu. Necmettin Erbakan’ın genel başkanlığında girdiği 29 Kasım 1987 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 7.16 oy ile ülke barajını aşamamıştı. Refah Partisi 12 Eylül askeri darbesinden sonra yapılan her seçimde oylarını giderek artırıyordu. Refah Partisi en büyük çıkışını 26 Mart 1989 tarihinde gerçekleşen genel seçimlerde yaptı. 46 beldede Belediye Başkanlığını kazanmıştı.

REFAH PARTİSİNE RECEP TAYYİP ERDOĞAN ETKİSİ

15 Ocak 1994 günü parti başkanı Necmettin Erbakan tarafından Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı adayı olacağı açıklandı. Seçimlerde Erdoğan yüzde 25,19 oy oranı alarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçildi. Belediye başkanlığı döneminde 4 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Kentin trafik ve ulaşım açmazına karşı 50’den fazla köprü, geçit ve çevre yolu inşa edildi. Erdoğan’ın bu yükselişi ve yaptığı hizmetler Refah Partisi içinde bir dönüm noktası oldu.

TARİHİN KARA LEKESİ 28 ŞUBAT

28 Şubat süreci Necmettin Erbakan’ın başbakan, Tansu Çiller’in dış işleri bakanı olduğu 28 Şubat 1997’de olağanüstü toplanan Milli Güvenlik kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı başlatıldığı iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli bir süreçti. ‘İrticayla mücadele eylem planı’ ile anılan bu süreçte verilen kararların ve yaptırımların uygulanıp uygulanmadığı denetlemek için Çevik Bir öncülüğünde Batı Çalışma Grubu kurulmuştur.

ALINAN KARARLAR

28 Şubat 1997’de yapılan MGK toplantısı tam 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu vurgulayarak kararlarını hükümete bildirdi. Kararda; ‘Laiklik için yasalar uygulanmalı, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık eğitime kesintisiz geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanuna riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli. Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı’ deniyordu. 4 Mart’ta dönemin Türkiye Başbakanı Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadı. 21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş; ‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediği’ suçlamasıyla, Refah Partisinin kapatılması için dava açtı. 18 Haziran’da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. Ertesi gün, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. 30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’la birlikte ANASOL-D Hükümeti’ni kurdu.

‘BU HANIMA HADDİNİ BİLDİRİNİZ’

28 Şubat sürecinin ve başörtüsü yasağının devam ettiği o günlerde, Merve Kavakçı İstanbul milletvekili seçilmişti. Dönemin TBMM geçici başkanı Ali Rıza Septioğlu ise Atatürk’ün Şapka İnkılabını işaret ederek ve Kavakçı’nın başörtüsüyle meclise giremeyeceğini ve yemin edemeyeceğini söylemişti. 2 Mayıs 1999’da Yüksek Seçim Kurulu’ndan mazbatasını alan Merve Kavakçı açılış oturumuna katılmak için TBMM Genel Kurul Salonu’na gelmiş ancak başörtüsüyle meclis genel kuruluna girmesi üzerine Demokratik Sol Parti milletvekilleri sıralarına vurarak ve yuhalayarak Kavakçı’yı protesto etmişlerdir. Bu sırada DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit meclis kürsüsüne gelerek şu sözleri söylemiştir; “Burası hiç kimsenin özel yaşam mekânı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!”

28 ŞUBAT’TA FETHULLAH GÜLEN

11 Ocak 1997’de Necmettin Erbakan Ramazan nedeniyle 51 tarikat ve cemaat liderini Başbakanlık konutuna iftara çağırmış ancak Fethullah Gülen iftar yemeğine katılmamıştır. 28 Şubat sonrası Necmettin Erbakan’ı eleştirenler arasında yer almış ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahalesini demokratik bulduğunu söylemiştir. Yine 16 Nisan 1997’de Kanal D’den Yalçın Doğan’a verdiği röportajında da askerin tutumunu destekleyerek şöyle demiştir; “Askerlerimiz bir yönüyle yaptıkları bazı şeylerden ötürü bazı çevrelerce, belki antidemokratik davranıyor sayılabilirler. Ama onlar konumlarının gereğini anayasanın kendilerine verdiği şeyleri yerine getiriyorlar. Hatta dahası, ben zannediyorum, onlar, bazı sivil kesimlerden daha demokrat. Herhalde onların temsil ettikleri kuvvet şu partiler arasında birbirini istemeyen insanların elinde olsa bir gece hızlı bir baskınla gelirler hasımlarını bertaraf ederler onun yerine otururlar. Kuvvet ellerinde olduğu halde çok mantıki davranıyorlar. Çok muhakemeli davranıyorlar. Bana demokraside daha dengeli geliyorlar.”

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN DÖNÜM NOKTASI

Siyasi kariyerindeki dönüm noktası, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandığı 1994’teki yerel seçimlerdi. 27 Mart 1994’te düzenlenen yerel seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 25,19 oyla İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçildi. Dört buçuk yıl süren belediye başkanlığı, okuduğu bir şiirden dolayı hapse girmesiyle son buldu. ‘Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği’ gerekçesiyle 1998’de 10 ay hapis cezasına çarptırılan Erdoğan hakkında gazetelerde ‘Siyasi hayatı bitti’, ‘Muhtar bile olamaz’ başlıkları atıldı. Erdoğan 1999’da 4 ay hapiste kaldı.

‘MUHTAR BİLE OLAMAZ’DAN CUMHURBAŞKANLIĞINA

Recep Tayyip Erdoğan hapisten çıktıktan sonra farklı görüşlerden insanları bir araya getirerek bir siyasi parti için çalışmalarını hızlandırdı. Gelenekçi kanat, Recai Kutan’ın önderliğinde 20 Temmuz 2001’de Saadet Partisi’ni kurdu. Yenilikçiler ise 14 Ağustos 2001’de Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında bir araya geldiler.  Kuruluşundan 14 ay sonra yapılan 3 Kasım 2002 Genel Seçimlerinden Ak Parti yüzde 34,29 oyla tek başına iktidar olarak çıktı.

ÇIRAKLIK DÖNEMİ

3 Kasım 2002’de Ak Parti tek başına iktidara geldi. Abdullah Gül, Başbakanlık görevini üstlenirken Bülent Arınç Meclis başkanı oldu. Siyasi yasağının kalkması ile Mart 2003’te Siirt’ten Milletvekili seçilen Erdoğan, Gül’ün yerine başbakanlık görevini üstlendi. Erdoğan’ın siyasetteki bu dönemi, sonradan ‘Çıraklık’ dönemi olarak isimlendirilecekti.

KALFALIK DÖNEMİ

Erdoğan, 2007’de Abdullah Gül’ü, partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak açıkladı. Aynı yıl Ak Parti, Milletvekili genel seçimlerini ikinci kez kazandı ve yeniden tek başına iktidara geldi. Böylece Erdoğan’ın ‘Kalfalık’ dönemi olarak isimlendirilen dönem başlamış oldu.

2011 – 2014 USTALIK DÖNEMİ

Ak Parti, 2011’deki genel seçimi kazandı ve üçüncü kez tek başına iktidar oldu. Erdoğan’ın siyasetteki bu dönemi, ‘Ustalık’ dönemi olarak isimlendirildi. 17/25 Aralık darbe girişimi, Erdoğan ve FETÖ terör örgütü elebaşı Fethullah Gülen arasındaki ayrışmanın gün yüzüne çıktığı gelişmelerden biriydi. Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Uludere Katliamıyla ilgili haberler, İlker Başbuğ’un tutuklanması, MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması gibi ihanetler görüldü. FETÖ terör örgütü, halen ülkeye ihanet etmeye devam ediyor.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN

Erdoğan 2014’teki seçimde doğrudan halkoyuyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu. Başbakan olana kadar önüne türlü engeller çıktı. Koltuğuna oturduktan sonra da Türk siyasi tarihinde rekorlara imza attı.

 

BÜŞRA AKSAKBAĞI / YENİ HABER GAZETESİ

HABERE YORUM KAT